sam harris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sam harris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.12.2021

din

clarence darrow: bazılarınız dinin insanları mutlu ettiğini söylüyor. bunu gülme gazı da yapıyor. viski de.

john dewey: dini duygular, entelektüel açıdan yaratıcı değil, muhafazakardır. süregelen dünya görüşünü sahiplenir ve onu kutsallaştırır.

phyllis diller: din ne kadar da orta çağ'a özgü bir fikir! hiç konuşmasam daha iyi. ah, her şey para yüzünden.

albert einstein: din, kapının olmadığı yerde bir çıkış yolu bulma girişimidir.

emma goldman: din, kutsal hakikat, ödüller ve cezalar; dünyanın en büyük, en yozlaşmış ve en tehlikeli, en güçlü ve karlı endüstrisinin temel taşlarını oluşturur.

sam harris: dinin sapkınlığı, aklı başında insanların inanılmaz kitlesel düşüncelere inanmalarına yol açmasıdır.

heinrich heine: kapkaranlık bir gecede bulunabilecek en iyi rehberin bir kör olması gibi, karanlık çağlarda da insanlar en iyi dinle yönetilmişlerdir. fakat güneş doğduğunda, kör yaşlı adamları rehber olarak kullanmak aptalca olacaktır.

william blake: hapishaneler kanunun tuğlalarından, genelevler ise dinin taşlarından yapılmıştır.

15.05.2018

minimalism

matt d'avella

shannon whitehead: kesinlikle hayatımızın nasıl görünmesi gerektiğine dair bir yanılgı söz konusu. reklamlar olsun, instagram olsun, facebook olsun, tüm bunlar, hayatımızın mükemmel olması gerektiğini söyleyen birer ilüzyon.

patrick rhone: bu olay yavaşça gelişti. bir günde oluşan bir şey değil bu. bu bize, çok para kazanmak isteyen kişiler tarafından yavaşça ve emin adımlarla, 100 senedir satılmaya devam ediliyor. bizi bunlara gerçekten ihtiyacımız olduğuna inandırmak istiyorlar.

leo babauta: bence insanlar, içlerindeki boşluğu doldurmak için satın alıyorlar. biliyorum çünkü ben de öyleydim. ama ne kadar şey alırsak alalım, hangi modaya uyarsak uyalım, tam anlamıyla tamamlanmış olmuyoruz. sadece aramaya devam ediyoruz. bu açlık asla dindirilemez.

rick hanson: şöyle bir sonuç çıkıyor bence, aslında istemediğin bir şeye asla doyamıyorsun. diğer bir deyişle, aslında daha fazla şey, daha fazla oyuncak, daha fazla araba falan istemiyoruz. bize getirecekleri şeyi istiyoruz. bütün olduğumuzu hissetmek istiyoruz. tatmin olmak istiyoruz.

jim carrey: keşke herkes zengin ve ünlü olabilseydi. işte o zaman cevabın bu olmadığını anlarlardı.

sam harris: odaklanma kapasitesine sahibiz ancak bunu, bir uyarıcıdan bir diğer dopamin deneyimine kadar, yani bir diğer e-posta ile ya da bir diğer tweet ile ödüllendirilene kadar ya da telefona başka herhangi bir şey gelene kadar yaşıyoruz. sanırım bunun için ödediğimiz bir bedel var.

david friedlander: bu artık bir sorun haline geldi. nokia'nın bir araştırması vardı. buna göre, ortalama biri telefonunu günde 150 kez kontrol ediyor.

jesse jacobs: büyük bir şehrin sokağında yürürken bile telefonlarına kilitleniyorlar. tamamen matrix'teyiz. hiç düşünmeden gazete okumak, sosyal medya sayfanızı güncellemek ve tüketmek daha kolay.

ryan nicodemus: daha azıyla bir hayat düşünün, etrafınızdaki karmakarışık hayattaki şeylerin engellemediği tutku dolu bir hayat düşünün. hayal ettiğiniz şey, amacı olan bir hayat. mükemmel bir hayat değil, kolay bir hayat değil, ama basit bir hayat.

joshua fields millburn: insanları sevin ve eşyaları kullanın; çünkü tam tersi asla işe yaramaz.

13.04.2013

hitler ve stalin

richard dawkins

hitler ve stalin ateistlerdi. bu konuda ne söyleyeceksiniz?

"bu soru din konusunu tartışmaya açtığım hemen her konferans ve elbette çoğu radyo sohbetinde karşıma çıkmıştır. bu soru haşin ve kızgın bir tavırla yöneltilir ve iki genel sanı vardır:

1. stalin ve hitler ateisttir.
2. yaptıkları korkunç şeyleri ateist oldukları için yapmışlardır.

birinci sanı, stalin için gerçek ancak hitler için şüphelidir. ancak birinci sanı her koşulda yersizdir; çünkü ikinci sanı doğru değildir. yersiz bir sanıdan yola çıkıldığına göre, hiç kuşkusuz her iki iddia da mantıksızdır.

odaklanmamız gereken nokta, kötü ya da iyi insanların dindar ya da ateist olup olmadıkları değildir. önemli olan, hitler ve stalin'in ateist olup olmadıkları değil, ateizmin insanları kötülük yapmakta sistematik olarak etkileyip etkilemediğidir.

bazı ateistler kötü eylemler sergileyebilir; ancak bu kötülükleri ateizm adına yapmazlar. din savaşları ise gerçekten de din adına yapılmıştır ve bu tür savaşlar tarihte korkutucu derecede sık görülür. ateizm adına yapılmış herhangi bir savaş yoktur. savaşlar ekonomik hırslar, siyasi tutkular, etnik ya da ırksal ön yargılar, keskin dindarlık, intikam ya da bir ulusun yapısındaki bir tür vatansever inançla başlar. bir savaşın fitilini ateşleyebilecek bir diğer gerçekçi motivasyon ise, bir insanın sarsılmaz bir biçimde kendi inancını tek gerçek inanç olarak görmesidir ve bu görüş rakip dinlerin tüm takipçilerini kafir olarak gören ve ölüm cezasına mahkum eden ve aleni bir şekilde, tanrı'nın askerlerinin doğrudan cennete gideceklerini vaat eden bir kutsal kitapla desteklenir."

sam harris: dinsel inancın tehlikesi, sıradan insanların çılgınlık meyvelerini toplamalarına ve bu meyvelerin kutsal olduklarına inanmasına imkan vermesidir. her yeni neslin çocuklarına dinsel konuların diğer konular gibi haklı çıkarılmasına gerek duyulmadığı öğretildiğinden, medeniyetler hala akılsız ordularla dolup taşmaktadır. bugün bile birbirimizi eski literatüre dayanarak öldürmekteyiz. bundan daha üzücü ve saçma bir şey olabilir mi?

"bir düşünün, hangi insan inançsızlığı uğruna savaşmak ister?"

9.01.2010

islam

dave barry: din hakkında yazmakla ilgili en önemli sorun, dinine içtenlikle bağlı insanları gücendirme riski taşımasıdır. sonra palalarla peşinize düşebilirler.

lionel shriver: saygı hak edilir, o bir unvan değildir. bir sokağın köşesinde durup arka bahçemdeki bir japon böceğinin yeni mesih olduğunu ilan edersem sizin de benimle bir zırdeliymişim gibi alay etme hakkınız vardır.

ayaan hirsi ali: islamcıların duygularını incitmek istemesem de, asla tiranlığa hizmet etmem. muhammed'in öğretilerini kabul etmeyen kişilerin onu [karikatürlerini] çizmesine izin verilmemesini istemek, saygı gösterilmesini istemek değil, bir boyun eğdirme talebidir.

terry gilliam: eğer dininiz azıcık saygısızlık yüzünden darmadağın olacak kadar kırılgansa, açıkçası, inanmaya da değeceğini düşünmüyorum.

sam harris: kültürümüzde hiç kimse, başka bir insanın matematik ve tarih hakkında sahip olduğu bazı inançlara "saygı göstermemekle" suçlanmamıştır. insanlar inançlarına ilişkin konular dışında, ellerinde kanıtlar olmaksızın mantıksız iddialarda bulundukları zaman onları dinlemeyi bırakırız.

azam kamguian: insanların kültür ve dinine saygı duymamız gerektiğini söylemek, bayağı ve saçma bir davranıştır.

walter kaufmann: teizmin saygıyı hak eden tek biçimi, tanrı'ya dünyanın halinden dolayı değil, dünyanın haline rağmen inanmayı seçmektir.