g.k. chesterton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
g.k. chesterton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.06.2018

güzellik hırsızları

pascal bruckner

g.k. chesterton: deli, aklı dışında her şeyini kaybetmiş kimsedir.

turist milleti bir şeye, ancak onu fotoğrafa dönüştürdükten sonra inanır.

insan başkalarını rahatlatmak için değil, onlara tamamen legal bir biçimde zulmetmek, düşmüşler diye onları cezalandırmak için doktor olur.

bozukluk kural halini alınca, tuhaf bir biçimde, sağlık bir anomali gibi görülür.

insan yeniyetmelik dönemini, kendinden pek emin olmayan, sıkılgan biri olarak yaşayınca cinsiyetler arasındaki engeller, aslanla kurt kadar birbirinden uzak iki cinsi ayıran metafizik engellere dönüşüyor.

yalan, insanların canını sıkmamak için onlara borçlu olunan nezakettir.

j.s. bach'ı dinlemek, insanın dünyayla kendisi arasına bir harikalar kalkanı yerleştirmesi, cehenneme cennetin tepesinden bakması demektir.

aşkta klişelerden en kötüsü, klişelerden kaçmaya çalışmaktır.

ailesini terk etmek, insanın içine zorla sokulduğu bir kavgayı bırakarak özgürce göze aldığı bir başka kavgaya girmesi demektir.

yirmi yaşında güzellik bir gerçekliktir, otuz beşinde bir ödül, ellisindeye bir mucize.

hayatta insanı tatil kadar yoran başka bir şey yoktur.

çift demek, sitemlerin sermayeye dönüştürülmesi ve her birinin diğerine bu sermayyi faiziyle ödetmesi demektir.

genç olmak, insanın kefaretini hayatı boyunca ödediği geçici bir ayrıcalıktır.

tene bağlanmak, rutin olanla anlaşmak demektir; düşünceye merak sarmak ise ona karşı direnmek, yaşamın anlamsızlığını aşmak demektir.

27.02.2018

uzun lafın kısası

karl marx: lanetlenmeyi göze almayan bir insan hiçbir şey yapamaz.

vasili grossman: savaşta oğlunu kaybeden bir anneye karşı bütün insanlar suçludur ve insanlık tarihi boyunca bu annenin önünde boş yere kendilerini aklamaya çalışırlar.

reşat nuri güntekin: en eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.

simone de beauvoir: biriyle yattığın zaman aradaki mesafe kalkıverir. bir erkeği yeterince tanımanın en iyi yolu yatakta beraber olmaktır.

stendhal: bana göre tiranlar hep haklıdır; asıl onlara boyun eğenlerdir gülünç olan.

kellner/ryan: kendi benliğini çoğaltmaya dönük yaratıcı uğraşların sağlayacağı özsaygıdan yoksun bırakılan kişi, militarizm ve milliyetçilik gibi ikame metaforlarla değerlilik duygusunu yerine koymaya çalışacaktır.

victor hugo: tek gözlü biri bir körden daha kusurludur; neyinin eksik olduğunu bilir.

charles dickens: dünyamız bir kırık düşler dünyasıdır ve kırılanlar da çoğu zaman en özenerek beslediğimiz, ruhumuzun en soylu yönünü yansıtan düşler ve umutlardır.

g.k. chesterton: deli, aklı dışında her şeyini kaybetmiş kişidir.

halide edip adıvar: ben milliyetçiliğin muhabbetle, karşılıklı bir anlayışla dolu bir ülke yaratacağını zannetmiştim; fakat milliyetçiliğin ölçüsünü kaçırdığı zaman yer yer insanları birbirini boğazlamaya götürdüğünü, yeryüzünü bir mezbahaya döndürdüğünü gördüm.

10.08.2015

okumalar okuması

alberto manguel

okumak, yaratıcı etkinliklerin en insani olanıdır.

asla iki kez aynı kitabı okumazsınız.

somerset maugham: iyi bir kitap yazmanın üç kuralı var. ne yazık ki, kimse ne olduklarını bilmiyor.

g. k. chesterton: her sıradan kitabın içinde bir yere, gerçekte bütün geri kalanının onlar için yazıldığı beş ya da altı kelime gömülmüştür.

yazmakta başarı, minik, kırıldı kırılacak şeylere bağlıdır ve dehanın bütün engelleri aşabileceği doğru olsa da, sadece yetenek çoğu yazarın genelde mecbur kaldığından daha az kalabalık, daha az rahatsız edici zihinsel ortamlar gerektirir.

gay edebiyat fikri üç açıdan suçludur: önce, ya yazarlarının ya da karakterlerinin cinselliğine dayanan dar bir edebi kategori ima ettiği için; ikincisi, tanımını nasılsa edebi bir biçimde bulmuş dar bir cinsel kategori ima ettiği için; üçüncüsü, belirli bir cinsel grup için kısıtlı bir insan hakları dizisini savunan dar bir siyasi kategoriyi ima ettiği için.

"ah, aşktır, aşk, dünyayı döndüren." (lewis carroll)

thomas browne: hiç kimse sadece kendisi değildir; pek azı o adı taşısa da pek çok diyojen ve pek çok timon olmuştur. insanlar tekrar tekrar yaşanır, dünya geçmiş çağlarda nasılsa şimdi gene öyledir; o zaman hiç yoktu ama o zamandan beri ona paralel olan biri olmuştur ve adeta onun dirilmiş benliğidir.

henry david thoreau: ilkeden, hakkın algılanması ve yerine getirilmesinden doğan eylem, şeyleri ve ilişkileri değiştirir; temelde devrimcidir ve daha önce olmuş olan hiçbir şeyden tam olarak ibaret değildir. sadece devletleri ve kiliseleri bölmekle kalmaz, aileleri de böler; evet, bireyi böler, ondaki şeytani ile ilahiyi birbirinden ayırır.

northrop frye: yoz bir ağaç ancak yoz meyveler verebilir ve savaştan, bu kötücül, canavarca dehşetten bir iyilik çıkartılabileceği fikri, ne kadar acınası ve hüzünlü olsa da, habis bir ilüzyondur.

northrop frye: kitaplar, içlerinde yaşanmak içindir.

cervantes: tarih, hakikatin annesidir; zamanın rakibi, edimler deposu, geçmişin tanığı, şimdinin örneği ve modeli, gelecekteki bütün çağlara bir uyarıdır.

edebiyat çözüm önermez ama ortaya iyi açmazlar atar.

her terör eylemi, kendi mazeretini protesto eder.

isaac babel: hiçbir demir, kalbi tam yerine konmuş bir noktanın kuvvetiyle hançerleyemez.

robert louis stevenson: hayattaki görevimiz başarılı olmak değil, en iyi ruh haliyle başarısız olmayı sürdürmektir.

voltaire: bütün olaylar muhtemelen dünyaların en iyisinde buluşur.

aldous huxley: birlikte yaşarız, birbirimizi etkiler ve birbirimize tepki gösteririz; ama daima ve her halükarda kendi başımızayız. din kurbanları arenaya el ele girer, tek başlarına çarmıha gerilirler. aşıklar kucaklaşarak yalıtılmış coşkularını tek bir kendini aşmışlıkta umutsuzca kaynaştırmaya çalışır, nafile. doğası gereği, cisim bulmuş her ruh yalnız halde ıstırap çekip zevk almaya mahkumdur.

gustave flaubert: aptallık, sonuçlandırma arzusundan ibarettir.

hiçbir çeviri masum değildir.

imkansız şeyler mükemmel olma eğilimi gösterir.

bertrand russell: hayatım boyunca, bana hep insanın akılcı bir hayvan olduğu söylendi. bunca yıl boyunca, bir kere bile bunun böyle olduğuna ilişkin bir kanıt bulmuş değilim.

kütüphaneler toplumun hafızasıdır.

charles baudelaire: insan beyni, muazzam ve doğal bir palimpsesten başka nedir ki?

21.10.2014

okumak

northrop frye: kitaplar, içlerinde yaşanmak içindir.

bertrand russell: hayatım boyunca, bana hep insanın akılcı bir hayvan olduğu söylendi. bunca yıl boyunca, bir kere bile bunun böyle olduğuna ilişkin bir kanıt bulabilmiş değilim.

henry david thoreau: ilkeden, hakkın algılanması ve yerine getirilmesinden doğan eylem, şeyleri ve ilişkileri değiştirir; temelde devrimcidir ve daha önce olmuş olan hiçbir şeyden tam olarak ibaret değildir. sadece devletleri ve kiliseleri bölmekle kalmaz, aileleri de böler; evet, bireyi böler, ondaki şeytani ile ilahiyi birbirinden ayırır.

g.k. chesterton: her sıradan kitabın içinde bir yere, gerçekte bütün geri kalanının onlar için yazıldığı beş ya da altı kelime gömülmüştür.

somerset maugham: iyi bir kitap yazmanın üç kuralı var. ne yazık ki, kimse ne olduklarını bilmiyor.

thomas browne: hiç kimse sadece kendisi değildir; pek azı o adı taşısa da pek çok diyojen ve pek çok timon olmuştur. insanlar tekrar tekrar yaşanır, dünya geçmiş çağlarda nasılsa şimdi gene öyledir.

northrop frye: yoz bir ağaç ancak yoz meyveler verebilir ve savaştan, bu kötücül, canavarca dehşetten bir iyilik çıkartılabileceği fikri, ne kadar acınası ve hüzünlü olsa da, habis bir ilüzyondur.

cervantes: tarih, hakikatin annesidir; zamanın rakibi, edimler deposu, geçmişin tanığı, şimdinin örneği ve modeli, gelecekteki bütün çağlara bir uyarıdır.

isaac babel: hiçbir demir, kalbi tam yerine konmuş bir noktanın kuvvetiyle hançerleyemez.

6.04.2014

gurur ağaçları

gilbert keith chesterton

hiç kimsenin yasalara uymamaya, imgelemi güçlü birinden daha az hakkı yoktur.

insanda bir türk sultanının gücü ve yetkisi olduğunda ve bu gücü kötü düşüncelerle kullandığında, birinin neden ona bir bıçak sallamadığına şaşarım.

yüzlerce insan merdiven altından geçmekten sakınır; merdivenin aralığı onları nereye götürecek, bilmezler. böyle yaptıklarında tanrı'nın gerçekten de üzerlerine yıldırım indireceğine inanıyor değildirler. ne olacağını bilmezler, işte asıl mesele bu ya, bilmezler ama gene de merdiven altına geldiklerinde uçurumun kenarındaymışçasına yana çekilirler.

hiç düşündünüz mü; belki de hayatlarında cinayet işlememiş insanlar çeşitli ve olağan dışı olamazlar mı? belki de her sade insanın yaşamında gerçek bir gizem, işlemeyi önlediği günahların sırları vardır.

eğretilemeler, bizi hemen bir düş alemine götürür.