john burroughs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
john burroughs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.02.2015

din

stendhal: tüm dinler birçok insanın korkusu ve az sayıdaki kişinin akıllılığı üzerine inşa edilmiştir.

mark twain: din, sıradan insanın inandığını düşündüğü ve emin olmayı dilediği şeylerin bir toplamıdır.

frank zappa: bir kült ve bir din arasındaki tek fark, sahip oldukları gayrimenkullerin sayısıdır.

voltaire: din konusunda, çoğu insan yanlış mantık yürütmeye, diğerleri hiç mantık yürütmemeye, bir kısmı ise mantık yürütenlere zulmetmeye mahkumdur.

l. ron hubbard: bir cent karşılığında bir kelime yazmak mantıksız. eğer bir adam gerçekten milyonlarca dolar kazanmak istiyorsa, bunu yapabilmesi için izleyebileceği en iyi yöntem kendi dinini kurmaktır.

bernard katz: teşkilatlanmış din, dünyanın en büyük saadet zinciridir.

stephen king: din manyaklığının güzelliği, her şeyi açıklama gücüne sahip olmasıdır. hiçbir şey şansa bırakılmamıştır. mantık memnuniyetle camdan dışarıya fırlatılabilir.

john burroughs: inanmak her zaman reddetmekten daha kolaydır. zihinlerimizin yapısı doğrulamaya meyillidir.

albert camus: tarih boyunca var olmuş tek din vardır: sonsuzluğa duyulan inanç. bu inanç, bir yanılsamadır.

13.11.2013

din

marvin minsky: evreni yaratan nedir ve bunu neden yapmıştır? yaşamın amacı nedir? hangi inançların doğru olduğuna nasıl karar verebiliriz? neyin iyi olduğunu nasıl söyleyebiliriz? bu sorular yüzeysel olarak birbirlerinden farklı görünüyor; fakat hepsi yanıtlanmalarını imkansız kılan ortak bir özelliği paylaşıyor: hepsi döngüsel! asla nihai bir yaratıcıya ulaşamazsınız; çünkü her zaman bir soru daha sormanız gerekir: "bu yaratıcıyı yaratan nedir?" asla mutlak bir amaca ulaşamazsınız; çünkü her zaman şunu sormak zorunda kalırsınız: "o halde, bu ne amaca hizmet ediyor?"

woolsey teller: evrenin insanlar için yaratıldığı söylemi gerçekten zavallıcadır. sadece bizim galaksimizde 300 bin milyondan fazla yıldız vardır ve hepsinin toplam ağırlığı bizimkinin ölçülerinde 270 bin güneşe eşittir. bu, bizim dünya sistemimizin ortaya çıktığı hammadde, muhteşem kozmik hamurdur. bu sadece bir ekmek kırıntısını fırına vermek için güneş kadar büyük bir hamur yoğurmak gibidir. bu kadar fazla malzemeyi boşuna kullanan bir fırıncıya ancak budala denilebilir. zeka seviyesi bir idiyotunkinden daha yüksek olan hiç kimse, eğlence için milyarlarca küreyi döndürmek ya da onları zeki olduğunu kanıtlamak için amaçsızca etrafa fırlatmak gibi çılgınca "projeler" tasarlamaz.

david brooks: eğer ezelden beri var olan bir "ilk neden" olduğunu varsaymak mantığa uygunsa, evreni oluşturan maddelerin ezelden beri var olduklarını varsaymak neden mantıksız kabul edilir? bilinmeyeni bilinen sayesinde açıklamak mantıksal bir süreçtir. bilineni bilinmeyen yoluyla açıklamak ise teolojik deliliğin bir çeşididir.

john burroughs: geceleri gökyüzüne baktığımda, karşımda bir tanrının eserini görmüyorum. üzerine herhangi bir şey söylemenin yersiz kaldığı bir güçle karşı karşıya kalıyorum. herhangi bir kişiliğin izine rastlamıyorum. evren insani olmaktan çok uzak. görüşlerimizi keşfedilen olguların insan için şekillendirildiğine değil, insanın bu olgulara göre şekillendiği yönünde değiştirmeliyiz. hava onun akciğerleri için yaratılmamıştır; fakat hava var olduğu için onun da akciğerleri vardır. ışık onun gözleri için yaratılmamıştır; fakat ışık var olduğu için onun da gözleri vardır. doğanın tüm güçleri kendi yollarında ilerlemekte ve insanlık onlardan kazanç sağlamakta ya da elinden geldiğince faydalanmaktadır. ürpertiye alışmalıyız ve de alışacağız. kozmik ürpertiye. dini içgüdülerimiz bunu daha da zor kılacaktır.

21.01.2011

din

joseph lewis: din kar demektir. ticari ürünleri korkudur.

jacob bronowski: mutlak bilgi yoktur. ve bunu iddia edenler, ister bilim adamları, ister dogmatikler olsun, bir trajediye meydan bırakmaktadırlar.

carl sagan: modern bilim, bir tevazu dersinin her durakta beklediği, bilinmeyene yapılan bir yolculuktur. birçok yolcu evde kalmayı tercih eder.

nikolai bukharin: bilim dinin kökenlerinin ölü atalara tapınmaya dayandığını keşfetmiştir. bu yüzden ölü zengin adamlara tapınmak, dinin temelini oluşturur.

john dewey: herhangi bir dinin savunucuları, bilimsel fikirlerdeki değişimlerin bilimin güvenilir olmadığını kanıtladığını öne sürerler. bilimin ilkelerini kavramamışlardır. bilim herhangi bir ana fikrin üzerine inşa edilmemiştir. o bir yöntemdir, yapılan testlerin sonuçlarına göre inançların değişmesine yol açan bir yöntem. bilimsel-dini çatışmalar, aslında bu metoda olan bağlılıkla, asla değiştirilemeyeceğine önceden karar verilmiş bir inanca duyulan bağlılığın çatışmasıdır.

john burroughs: bilim batı medeniyetinin gelişimine bir yüzyıl içerisinde, hristiyanlığın on sekiz yüzyıl boyunca bulunduğundan daha fazla katkıda bulunmuştur.

edmund d. cohen: günümüzde köktendincilerin sanat ve bilim alanındaki başarılarının acınacak kadar az olması hiç de şaşırtıcı değil.

morris r. cohen: bilim, kanıtlarını kişilerin talepleri doğrultusunda her zaman yeniden gözden geçirmeye istekliyken, mantığa dayanmayan otoritecilik, bulgularının yeniden gözden geçirilmesi talebini, sadakatsiz bir inanç yoksunluğu olarak değerlendirir.