laurence sterne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
laurence sterne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.09.2017

hiçlik arzusu

terry eagleton

hiçbir şey hiçlik kadar kırılgan ya da kısıtlayıcı olamaz. bu yüzden de maddi gerçekliğe alerjisi olanlar hiçliğe meftundurlar. özgür ruhun nihai zaferi bütün dünyanın yok olmasıdır. işte o zaman dünya arzularınla arana giremeyecektir. bu açıdan bakıldığında, son kertede arzuladığımız hiçliktir.

psikanalizin ortaya attığı gerçek skandal, çok uzun zamandır, özellikle de çocuklarca bilindiği üzere sübyan cinselliği değil, insanların bilinçaltlarında kendi yok oluşlarını arzuladıkları iddiasıdır. kimliğimizin merkezinde mutlak hiçliğe yönelik bir itki vardır, içimizde kendi yok oluşumuz için yaygara kopartan bir şey vardır. psikanalize göre kendimizi, var olmak diye bilinen yaradan korumak için, kendi yok oluşumuzu kucaklamaya bile hazırız.

hiçliğin ölümünden geriye sadece madde kalıyor. madde ise sanki boşluğun olması gereken yerde salınıp durmaktadır.

sebastian barry gizli metin romanında şöyle yazar: "şeytanın trajedisi, hiçliğin yazarı ve boşluğun mimarı olmasıdır."

faustvari anlayışta herhangi bir başarı, her şeyin sonsuzluğuyla karşılaştırıldığında, hiçliğe özdeştir. arzularınızın sonsuzluğu, ihtiraslarınızın gerçek nesnelerini ıvır zıvıra dönüştürür.

irlandalı romancı laurence sterne, tristram shandy'de, insanlar dünyadaki çok daha feci şeyleri düşünerek hiçliğe saygı göstermelidir, der.

12.01.2014

tristram shandy

laurence sterne

gerek erkek gerekse kadın, acıya, kedere ve zevke en iyi yatay pozisyonda katlanırlar.

çalışma, üzüntü, keder, hastalık, yoksulluk ve ıstırap hayatın çeşnileridir.

eğer sizin bir sonraki sayfada karşınıza ne çıkacağı konusunda en küçük bir fikir, bir varsayım öne sürebileceğinizi düşünsem, onu kitabımdan derhal söker atardım.

yaşamak ve sağlıklı olmak arzusu insanın doğasında vardır; özgürlük ve gelişme isteği bu tutkunun kız kardeşleridir.

hararet, hakiki bilgi eksikliğiyle doğru orantılıdır.

bu dünyada insanın güvenebileceği ve en tartışmasız biçimde vakıf olabileceği tek bilgi, kuşkusuz, vicdanının temiz olup olmadığını bilmektir.

savaş yoksulluğa, yoksulluk da barışa yol açar.

günümüzde ahlaken dürüst olmak gibi bir erdemi bile artık kuşkuyla karşılamak gerekir; böyle bir şey zuhur ederse eğer, işin özüne baktığımızda, bu davranışın sahibinin hiç de imrenilecek bir amaçla hareket etmediğini görürüz.

her konuda vicdanlı olmayan adama hiçbir konuda inanılmaz.

bu dünyadaki her şeyin boyutunu ve biçimini onları kuşatan koşullar belirler ve bu kuşağın şu ya da bu biçimde sıkılması ya da gevşek bırakılması o şeyi, büyük ya da küçük, iyi ya da kötü, önemli ya da önemsiz kılar.

23.02.2013

laurence sterne

javier marias

laurence sterne'ün ölüsünün başına gelenler, tam da iki romanına yaraşacak türdendir. fazla kalabalık olmayan bir cenaze töreninin ardından hanover alanı'ndaki bir kilisenin mezarlığına gömülür. birkaç gün sonra cesedi, sterne'ün de vaktiyle öğrenim gördüğü cambridge'teki bir anatomi profesörüne satılmak için çalınır. anlatılanlara göre, tam anatomi dersi başlayacakken profesörün derse tanıklık etmeleri için çağırdığı iki arkadaşından biri yanlışlıkla ölünün yüzünü örten örtüyü açar ve ölümünden kısa bir süre önce tanıştırılmış olduğu sterne'ü tanır. konuk hekim bayılırken profesör ne kadar ünlü bir kişiyi kesmekte olduğunun bilinciyle anatomi bıçağını dikkatle kullanır ki, en azından iskelet zarar görmesin.

cambridge'teki kemik koleksiyonunun içinde sterne'ün kafatasını arayan bir sürü insan vardır ama bulan olmamıştır; bu nedenle iyi yürekli sterne'ün nerede dinlendiğini bilemeyiz. muhtemelen bu olan bitenin sterne için bir önemi de yoktur: ölüm üzerine çullandığında, "bir yedi sekiz ay daha pek işime gelirdi ama.. tanrı'nın istediği gibi olsun." dediği kayıtlarda vardır. ayrıca tristram shandy'de de evinden uzakta ölme arzusunu dile getirmiştir; "düzgün bir handa", dostlarını üzmeden, rahatsızlık vermeden. bu isteği londra'da yerine gelir. bir tanık son nefesini verişini şöyle anlatır: "işte geldi" der sterne ve bir tokadı engellemek ister gibi, elini yukarı kaldırır.

27.02.2009

uzun lafın kısası

j.p. donleavy: eldeki bir çift iyi taşak, çalılıktaki bir çük kadar iyidir.

juvenalis: yüksek mevkilerde sağduyuya az rastlanır.

ayşegül devecioğlu: savaşmayı bilmeyen yürek bağışlamayı da bilmez. intikam alacak cesaretin varsa bağışlayacak merhametin de vardır.

enid bagnold: yalnızlığın hiçbir şeye ihtiyacı yok; o her şeyi öğretir.

m. bilgin saydam: insanlar kendi oluşturdukları, tanımladıkları ve değişik anlamlarla bezedikleri öznel sistemlerinde yaşar, duyar, düşünür ve davranırlar.

george sand: yaşadığımız çağdan ne kadar ilerde olursak ondan o kadar ıstırap çekeriz.

laurence sterne: gerek erkek gerekse kadın, acıya, kedere ve zevke en iyi yatay pozisyonda katlanırlar.

remarque: dünyanın hiçbir yeri, uğrunda bir ömür feda edilebilecek kadar güzel değildir.

ray bradbury: bir caninin görüntüsü karşısında cesetler bile kanar.

michel de castillo: yüzüne tükürüldüğünde, bu tükürüğü küçük bir şişeye koyup şık bir biçimde ambalajlayarak iyi bir fiyata size geri satan adama kapitalist denir.

soti triantafyllou: hiçbir şey kuzey göğündeki bulutsuz bir geceden daha güzel değildir.

viktor emil frankl: insanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedef sevgidir. bir başka insanı kişiliğinin en derindeki çekirdeğinden kavramanın tek yolu sevgidir.