norman mailer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
norman mailer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.03.2014

tanrı ile şeytan

norman mailer

tanrı ile şeytan, tepeye yaklaşanlara çok dikkat eder. orta halli adamın ufak tefek işlerine pek karıştıklarını sanmıyorum. ruhların bir çiftlikte, kendilerini doyuracak şey bulabilecekleri inancında değilim. ama tanrı ile şeytan'ın lenin, hitler ya da churchill'i rahat bırakabileceklerini sanıyor musunuz? hayır. birtakım imtiyazlar ister ve öç alırlar. iktidardaki kişilerin ara sıra aptalca davranmalarının nedeni budur. tepede her şey büyüktür ve tepeye ulaşmak çok güçtür. tanrı ya da şeytan ile pazarlığa hazır olmak gerekir; insanların birçoğu da buna yanaşmazlar. er ya da geç orta halliliğe boyun eğer, yarı yolda kalırlar.

muhammed'in ya da buddha'nın zekası bende olsaydı bir din kurabilirdim. pek az mürit toplayacağım şüphesizdi. benim dinim avuntu getirmiyordu; tam tersine o, kuşkuların en safıydı. çünkü tanrı'nın aşk değil cesaret olduğuna inanıyordum. aşk bir armağandır. insanlar öldürmekten korkuyorlarsa bu, adaletten çekindiklerinden değil, bir katilin tanrıların dikkatini çektiğini ve düşüncesinin artık ona ait olmadığını bildiklerindendir. kuşku sinir bozukluğundan gelmez, gerçektir. geleceğe dair haberler, yediğiniz ekmek gibi elle tutulur hale gelir. sonu gelmeyen bir mimari düşlerimizi çevirir, cinayet anında bu karanlık dünyanın çarşı alanından bir ses yükselir. sonsuzluk bir odadan yoksundur. bir yerde, tanrısal öfke bir kızgınlığa toslamıştır.

14.08.2009

amerikan rüyası

norman mailer

bilinçli olanlar asla özgür değildir.

gerçek yolculuk, bir ruhun öbürünü tanımak için yaptığı yolculuktur.

sevmek az rastlanan bir şeydir; ama insanın hayatta bundan başka amaç bulamayacağına inanmasına daha da az rastlanır.

cenazelerde en çok ağlayanlar, kocalarından kurtulmak isteyen kadınlardır.

özel olarak yapılan şeylerin bir önemi yoktur. önemli olan dış görünüştür, en ufak bir çatlağa rastlanmamalıdır. çünkü dış görünüş, zevahiri kurtarmak için olaylara yeterince hakim olabildiğimizi dost ve düşmanlarımıza söylememizi sağlayan bir dildir. evrensel çılgınlığı göz önüne alırsak bunun sanıldığı kadar kolay olmadığı da anlaşılır. 

cinayet, kafanın içindeki senfoni; intiharsa oda müziğidir.

irlandalılar, yeryüzünün tüm kirli kanı ardından ağlamayı bilen tek ulusturlar.

diğer ruhlarla birlikte yaşanamaz, gerçekten acı bir ruhu olan birini bulmak gerekir; o ruh çirkin ve kötü olsa bile.

31.10.2008

uzun lafın kısası

balzac: 
hemen hepimiz sabahtan, dünyayı avucumuzda tutarak, yüreğimiz aşka susamış olarak yola çıkarız; sonra, acı deneylerden geçtiğimiz, insanlara, olaylara karıştığımız zaman, farkına bile varmadan, her şey yavaş yavaş küçülür, yığın yığın küller arasında azıcık altın buluruz: işte hayat!

emma goldman: zalimler hayata, neşeye ve güzelliğe düşmandır.

gabriel garcia marquez: sevmediği bir adamla çıkar evliliği yapmak, orospuluğun en aşağı biçimidir.

j.j. rousseau: başkaldırı özgürlüğü olmadan iyi, kötü diye bir şey olamaz.

jean jaures: insan için kutsal, yani irdelenmesi, tartışılması yasaklanmış hakikat yoktur; dünyada en değerli şey düşünce özgürlüğüdür; iç ya da dış hiçbir kuvvet, hiçbir iktidar, hiçbir dogma aklın sürekli araştırma çabasını sınırlayamaz.

marquis de sade: büyük eylemler ancak yasaların suskun kaldığı anlarda patlak verir.

james buchanan: din tarafından dünya görüşü daraltılmamış ve bozulmamış zeki insanlara nadiren rastlarım.

norman mailer: bilinçli olanlar asla özgür değildir.

stefan zweig: dostlarına teşekkürü, onları sevindirecek bir davranışı, bir gün; hatta bir saat bile ertelememelisin.

victor hugo: her köyde yanan bir ateş vardır: öğretmen. ve yine her köyde bu ateşi söndüren biri vardır: din adamı.

giovanni papini: insan ancak ırkına özgü adetlerden kurtulmakla büyük olabilir.

gogol: bu gürültülü dünyayı ve dünyanın baştan çıkarıcı şeylerini unutun. bırakın o da sizi unutsun. dünyada barış yoktur.

30.09.2008

uzun lafın kısası

adalet ağaoğlu:
 aşkın düğünü, kendisidir.

edward evans-pritchard: din; korkunun, kuşkunun, girişim yokluğunun, bilgisizliğin ve ilkel insanın deneyim eksikliğinin bir ürünüdür.

emma goldman: büyük çoğunluk hiçbir şeye sahip değilken bir avuç azınlığın her şeye sahip olması suçtur.

ingrid noll: eften püftendir, eften püften insan elinden çıkanlar.

marquis de sade: bir mucize sayesinde itibar kazanmak için sadece iki şey gereklidir: bir şarlatan ve birkaç aptal kadın.

norman mailer: diğer ruhlarla birlikte yaşanamaz; gerçekten acı bir ruhu olan birini bulmak gerekir, o ruh çirkin ve kötü olsa bile.

remarque: hayatta ilerlemek istersen dış görünüşüne büyük önem vermelisin.

friedrich engels: gelecek dünya savaşı, dünya yüzeyinden yalnız gerici sınıfları ve hükümdar soylarını değil, bütün gerici halkları da silecektir.

stefan zweig: bize en şaşırtıcı görünen şeyler, çoğunlukla en doğal olanlardır.

victor hugo: çocuğunu kaybeden bir anne için yaşanan her yeni gün ilk gün gibidir. bu acı hiç yaşlanmaz. yas giysileri yıpranıp ağarsa da yürek hep karanlıkta kalır.

gogol: baylar, bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir.

chamfort: toplum, çevre, salonlar, dünya denilen şey, sefil bir tiyatro oyunudur; ilgi çekmeyen, yalnızca makineler, kostümler ve dekorlar sayesinde biraz tutunan, kötü bir operadır.