alain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.07.2022

uzun lafın kısası

alain:
kişinin etrafındakilere ve kendisine karşı iyi olması, yaşamaları için onlara ve kendisine yardım etmesi, işte gerçek iyilik budur. iyilik neşedir. aşk neşedir.

andre malraux: bir dava ne kadar büyükse ikiyüzlülüğe ve yalana o kadar çok barınak olur.

hakan günday: bazı insanlar diğerlerine göre çok daha kırılgan olurlar. ölümü sırtlarında bir çanta gibi taşıyıp yorulduklarında önce onu açarlar.

jeannette walls: şunu iyi hatırla, hayvanlar kapatılmaktan nefret ediyor gibi davranıyorlar; ama aslında özgürlükle ne yapacaklarını bilmiyorlar. ve bu çoğu zaman onları öldürüyor.

joyce carol oates: öfkelenmek, depresyona girmekten iyidir.

mario puzo: beş tane yüzlüğe, istediğin kız nikahında bile emrine amadedir.

marquis de sade: tabulardan kurtulmuş bir ruh vücudun en güzel bölgeleri ile birleştiğinde, doğa ilahi zevklerin tadına varmamızı sağlar.

nilgün marmara: bu ülkede gerçek deli bile yoktur, hepsi sahtekârdır.

charles baudelaire: bu pis dünyada yolunu yitirmiş, kalabalıklarca itilip kakılmış yorgun bir adamım ben. gözümün geride, geçmiş derin yıllara baktığında gördüğü yalnızca yanılsama ve üzüntü; ilerde gördüğüyse bir fırtına yalnız, içinde hiçbir şey bulunmayan, ne ders ne acı.

cenap şahabettin: köpeğe gem vurma, kendisini at sanır.

goethe: herkes en iyisini bildiğine inanıyor, böyle olunca da bazıları unutulup gidiyor; bazıları da uzun zaman yollarını bulmakta güçlük çekiyor.

halil cibran: kederin veya sevincin büyüdüğünde, dünya gözünde küçülür.

30.06.2022

uzun lafın kısası

a. l. kennedy:
bazı insanların radarları olduğuna yemin edebilirim; sonradan pişman olacağınız bir şeyler yapmaya niyetlendiğiniz anlarda ortaya çıkıverirler.

alain: her zaman yükseklerde uçan bir kederimiz olsun isteriz.

charles baudelaire: nedir aşk? insanın kendinden çıkma gereksinimi. 

georges bataille: özgürlük, her kavrayışın parçalandığı sınırların ucunda yaşama özgürlüğü değilse hiçbir şeydir.

franz kafka: daima hazırlıklı, evi portatif, her zaman yurdunda. tek bir damla bile taşmıyor ve tek bir damlaya bile yer yok.

jiddu krishnamurti: yeni bir dünya korkudan, batıl inançtan, kimi insanların yeni dünya idealinden değil; ancak özgürlükten doğabilir.

marquis de sade: size sürekli utanç verici, ahlak dışı olarak öğretilenler aslında sizi en çok mutlu edecek olan, hayatınıza renk katacak olan şeylerdir.

şükrü erbaş: ey acıdan damıtılmış yaşama sevinci; sen ne güzel, ne büyük, ne değerlisin!

tolstoy: hayatın umutsuzluğundan kendini kurtarmanın tek yolu, benliğini evrene yansıtmaktır.

cenap şahabettin: kimilerini rütbe ve nişan yükseltir, kimileri de rütbe ve nişanı alçaltır.

goethe: herhangi bir devletin niteliği hakkında en doğru bilgiyi veren, oradaki mahkeme ve ordunun niteliğidir.

halil cibran: küçük şeylerin şebneminde, yürek sabahını bulur ve tazelenir.

22.06.2022

mutluluk

alain

"mutluluk barışın meyvesi değildir, barışın kendisidir."

en büyük insani zevk, oyunların kanıtladığı gibi, hiç şüphesiz ortaklaşa yapılmış zor ve özgür bir çalışmadan alınan zevktir.

montesquieu: bir saatlik okumanın dağıtmadığı hiçbir üzüntüm olmadı.

melankolik bir insana sadece tek bir şey söylerim: "uzağa bak." melankolik bir insan genellikle çok fazla okur. insan gözü bu mesafeye göre yaratılmamıştır; ancak geniş alanlara bakarak dinlenebilir.

"sadece katlanmamız gereken şu andır. ne geçmiş ne gelecek bizi sıkıntıya sokabilir; çünkü biri artık yoktur, diğeri ise henüz yoktur." (stoa)

her mutluluk özü bakımından bir şiirdir.

çoğunlukla küçük ve önemsiz olan asıl sebebi belirleyip değiştirmek yerine, olayları ve başka insanları suçlarız.

mutluluk, onu bulmak için peşine düşmeyenlere verilen bir hediyedir.

marcus aurelius her sabah, "bugün, bir kendini beğenmişe, bir yalancıya, bir haksızlık edene ve sıkıcı bir gevezeye rastlayacağım; onların hepsi cahil oldukları için böyleler." diyordu.

yeryüzünde can sıkıntısı çeken bir adamdan daha korkunç bir varlık yoktur.

kişinin etrafındakilere ve kendisine karşı iyi olması, yaşamaları için onlara ve kendisine yardım etmesi, işte gerçek iyilik budur. iyilik neşedir. aşk neşedir.

her zaman yükseklerde uçan bir kederimiz olsun isteriz.

31.12.2021

uzun lafın kısası

alain:
hayatı ne kadar yoğun yaşarsak onu kaybetmekten o kadar az korkarız.

ayn rand: dünyada tek kutsal değer insan aklıdır. insanın ihlal edilmez aklıdır.

balzac: zaman çılgınlıklarımızı sorgulayabilir ama mutluluk bizi hoş görecektir.

elfriede jelinek: insan her zaman en azından ilk üç içinde olmalı; arkadan gelenlerin yeri her zaman çöp tenekesidir.

irvin yalom: hayat birbiri ardına gelen kahrolası kayıplardan oluşur.

jiddu krishnamurti: özgür bir insan kendini belli bir ülkeye, sınıfa ya da düşünce biçimine ait hissetmez asla. özgürlük her seviyede özgürlük demektir ve sadece belli bir çizgide düşünmek özgürlük değildir.

jodi picoult: kanunları yapanlar eşcinsellere ve lezbiyenlere medeni haklar tanırlarsa eyaletteki herkesin bunları isteyeceğinden korkuyor.

john fowles: teknolojideki bütün büyük başarılarımıza karşın bizler, dar profesyonel alanlarımızın dışında, zihinsel olarak şimdiye değin var olmuş en tembel ve en koyunsu kuşaklardan bir tanesiyiz.

kierkegaard: benim özlemim sonsuz bir sabırsızlıktır.

cenap şahabettin: mantık, düşünceye ilişkin konularda pek az değerlidir. yaşam sorunlarında on para etmez.

goethe: her yerde yararlı olmanın yolunu arayın, hiçbir yerde yabancı olmazsınız.

halil cibran: kötü yanımın hiçbir zaman bana zarar vermemiş olması ama içimdeki erdemin bana zarardan başka bir şey getirmemesi ne gariptir!

30.11.2021

uzun lafın kısası

alain:
yeryüzünde can sıkıntısı çeken bir adamdan daha korkunç bir varlık yoktur.

andre gide: herkesin hile yaptığı bir dünyada gerçek insan bir şarlatan gibi görünür.

ayn rand: insani içgüdülerin eksikliği hep yoksullarda ortaya çıkıyor. insanın hayırseverlik inceliklerini bilmek için paralı doğmuş olması şart.

doris lessing: zaman, düşünce yapraklarımızın unutuluşa doğru taşındığı bir ırmaktır.

jodi picoult: bir insanın sizin için doğru olduğunu, söylemek zorunda olmadıkları söylediklerinden daha da önemli olduğu zaman anlıyorsunuz.

john fowles: insan sürekli bir eksikliktir, sonsuz bir yoksunluktur, bireysel şeylere görünüşte sonsuz bir kayıtsızlık içinde bulunan görünüşte sonsuz bir okyanusta sürüklenmektedir.

kierkegaard: insan sadece başkaları için değil, kendi için de bir gizem olmalı.

mario puzo: kadınlar erkekler gibi gelmezler; onlarınki erkeğinki yanında vızıltı kalır. erkek torbasını patlatırken beyni de gümler. erkek gerçekten yapar bu işi, kadın yapamaz.

mesa selimovic: her şeyin başlangıcı ve sonu olan zaman üzerine yemin ederim ki, herkes her zaman zarar içindedir.

cenap şahabettin: meşe gölgesinde filizlenen yosunlardan çoğu, kendilerini meşe fidanı sanırlar.

goethe: hiç kimse sanmasın ki gençliğin ilk izlenimlerini aşabilecektir.

halil cibran: meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler.

30.04.2020

uzun lafın kısası

alain:
bütün güzel şeyler güç ele geçer.

doris lessing: insan, yaşamında önemli olan şeylerin genelde farkında olmaz.

georges bataille: toprak soğuk bedenleri sever.

jeannette walls: hiç kimse mükemmel değildir. hepimiz canavarlardan sadece bir adım yukarıda ve meleklerden bir adım aşağıdayız. 

julio cortazar: yanılsamaları, eğretilemeleri veya rüyaları değiş tokuş ederdik; böyle geceler boyu kahve fincanları üzerinden birbirimize baktıktan sonra yalnız başımıza yola devam edecektik er ya da geç.

osho: kadın neredeyse tüm dinler tarafından dışlanmıştır. bunun nedeni çok açıktır: çünkü tüm dinler bedene karşıdır ve kadınsa bedenin merkezidir.

jean-françois millet: kendimi kötü ifade etmektense hiçbir şey dememeyi yeğlerim.

sigmund freud: insanın bütün umabileceği, isterik acıların yerine sıradan mutsuzluğun geçmesidir.

tomris uyar: oyalayıcı bir şey yazmaktansa kopkoyu bir karamsarlığı yeğlerim.

trevanian: mutluluğumuzu herkesle paylaşırız. yabancılarla bile. önemli olan hüznü ve acıları paylaşmaktır.

vincent van gogh: gerçekten sevilmeye değer şeyleri sadakatle sevmeyi sürdürebilirse kişi; sevgisini anlamsız, değersiz, önemsiz şeylere ziyan etmezse, zamanla daha çok ışığa kavuşacak, güçlenecektir.

goethe: sohbet her yerde yanılgıların değiş tokuşundan ve sınırlı özelliklerin çemberinden başka bir şey değildir.

6.12.2019

mutluluk

alain

bir adam yapacak ya da yıkacak bir şey bulamadı mı pek mutsuz olur.

epiktetos: sen istedikten sonra karga da sana uğur getirir.

bütün güzel şeyler güç ele geçer.

neşenin nüfuz ve itibarı yoktur; çünkü gençtir; oysa keder bir tahta oturmuştur, ona herkes saygı gösterir.

la rochefoucauld: daima başkalarının dertlerine katlanacak kadar kuvvetimiz vardır.

"tek başına yaşayan ve karşılayamayacağı hiçbir ihtiyacı, hiçbir kaygısı olmayan adama acırım; bir parça hastalanmaya ya da ihtiyarlamayagörsün, hali yamandır; çünkü kendini düşünmeye çok vakti olacaktır. hep kaygılı, borçlarından kurtulmayı bir türlü başaramayan bir aile reisi, görünüşe rağmen, çok daha mutludur; çünkü midesinin iyi hazmedip etmediği ile meşgul olmaya vakti yoktur."

küçük sıkıntılarından bahsetmezsen onları unutur gidersin.

neşeyi davet eden bütün düşünceler sağlığa da yararlıdır.

bütün korkulara ve bütün zorba düşüncelere karşı ilaç aynıdır: doğruca üstüne yürümeli ve ne olduğunu görmelidir.

epiktetos: fırtınadan korkuyorsun, sanki şu koskoca denizi yutacakmışsın gibi; oysa seni boğmaya bir fıçı su yeter.

mutlu olmaya niyet etmedikçe insanın mutlu olması mümkün değildir.

le sage: önce mutlu olun; çünkü mutluluk barışın meyvesi değildir, mutluluk barışın ta kendisidir.

başkalarına ve kendimize karşı iyi davranmak. herkesin yaşamasına yardım etmek ve kendi kendimize yardım etmek: işte asıl din. iyilik mutluluktur. sevgi mutluluktur.

2.08.2019

muhakeme

alain: eğer bir kişiye aynı ağırlıkta ama değişik hacimde olan farklı nesneleri, kurşun bir topu, tahta bir küpü, büyük bir karton kutuyu elle tarttırırsanız her zaman en büyük hacimdeki nesneleri en hafif bulacaktır. çünkü genellikle en büyük nesneler en ağır olanlarıdır. bu yüzden en büyüklerinin aslında en ağır çekmelerini bekliyoruz; ama duyum böyle bir şeyi vermediği için, ilk muhakememize geri dönüyor ve beklediğimizden daha az ağır olduklarını hissederek onların diğerlerinden hafif olduğu muhakemesini yapıyor ve sonuçta onları daha hafif hissediyoruz.

theodule ribot: psikolog ahlakçıdan, botanikçinin bahçıvandan olan farklılığı gibi farklıdır. biri için iyi veya kötü bitki yoktur, hepsi eşit olarak bir inceleme konusudur; diğeri için koparılması ve yakılması gereken zararlı ve parazit bitkiler vardır; onun baştan savma adaleti bilmekten çok suçlamaya yöneliktir. ahlaksal uğraşlar, olanın görülmesini engelleyerek çoğu zaman psikoloji hakkında düşünülmesini önlemiştir.

descartes: tüm felsefe, kökleri metafizik, gövdesi fizik ve bu gövdeden çıkan dalların tıp, mekanik ve ahlak olmak üzere üç ana kola ayrılan diğer bilimler olduğu bir ağaç gibidir. diğer bilimlerin tam bir bilgisinin var olduğunu kabul ederek, en yüksek ve en mükemmel ahlakın, bilgeliğin en son derecesi olduğunu kabul ediyorum. oysa meyvelerin ağacın ne kökünden ne de gövdesinden toplanmayıp sadece dallarının ucundan toplanması gibi felsefeden elde edilecek temel fayda, en uçta yer alan bölümlerden elde edilecek faydaya bağımlıdır.

maurice halbwachs: insanın tasarımladığı görüntülerle karıştığı, yani tek başına tasarımladığı şeyi yaşadığını zannettiği bir durum vardır; ama bu aynı zamanda anımsayamadığı tek durumdur. bu, düş gördüğü zamandır. aksine insan geçmişi ve geleceği daha iyi seçtiği, yani şimdi içinde kendi olduğu, dışsal nesnelere ve diğer insanlara dönük bir kafaya sahip olduğu, daha doğrusu kendi dışına çıktığı oranda daha iyi anımsamakta, geçmişini daha kesin ve somut biçimler altında yeniden inşa etmektedir.

sigmund freud'a göre, düşün anlamı söz konusu olduğunda özellikle çocukların düşleri öğreticidir. çünkü onlarda sansürün işlevi yoktur ve görünen içerik, gizli içerikle aynı hale gelmiştir. işte bu durumda, düş en saf biçimde, bastırılmış bir isteğin gerçekleşmesidir.

7.05.2018

çalışma

alain

insan doğası en tutkulu insanı bile memnun edecek kadar zengindir.

insan, olayların birbirleriyle olan bağlantısını, nedenler ile sonuçlar arasındaki ilişkileri anlamadığı sürece gelecek korkusu tarafından ezilmeye mahkumdur.

hayali acılar da en az diğerleri kadar gerçektir.

varlıklar kendi zengin tabiatlarında ve kendi kepenklerinin ardında dışarıya yansıttıklarından ve verdikleri izlenimlerden çok daha güzel, çok daha dostturlar. güçlü insanların farklılık ve çeşitlilikleri sevdiklerini fark etmişimdir. barış güçler arasında oluşur.

savaşın gerçek nedeni can sıkıntısıdır.

bir toplum, insanın havaya ve rüzgarın esintisine göre kendisini iyi ya da kötü hissettiği bir gölgelik değildir. aksine o, yağmurun yağmasına ve güzel havanın açmasına karar verilen bir mucizeler diyarıdır.

jean-jacques rousseau: düşünen insan, ipini koparmış bir hayvandır.

hayatı ne kadar yoğun yaşarsak onu kaybetmekten o kadar az korkarız.

güçlük çekerek elde edilen zevk bize her zaman vaat ettiğinden daha fazlasını verdiği halde, güçlük çekmeden elde edilen zevk tam tersine vaat ettiğini hiçbir zaman vermez.

pascal: hayatımızı seve seve feda ederiz; yeter ki başkaları bundan bahsetsinler.

yapılan her işte gerçek ilerlemenin belirtisi, o işten alınan zevktir.

çalışma, hem olabilecek en mükemmel hem de en kötü şeydir. eğer özgürse en iyi, kölelik şeklindeyse en kötüdür.

29.01.2018

dinin insanlıkdışılığına dair

raoul vaneigem

fanatizm daima yanlışın hizmetkârıdır. doğrunun hizmetinde bile olsa tiksinti verir.

din, yıkıcılığa ve itaatsizliğe varana dek diz çökmedir. insanın insan tarafından yaratılmasını küçümseyen ve engelleyen her tutum, inkâr edilemez bir şekilde dinseldir.

william blake: çocuğun her korku çığlığında, tinin dövdüğü zincirlerin sesini işitiyorum.

ne kadar farklı olsalar da, bütün dinlerin ortak özelliği, dehamızın yaratma ayrıcalığına sahip olduğu lütuflardan hiç çekincesiz ve anında yararlanma yönündeki bitmek bilmez arzudan başkası olmayan bu insani ve dünyevi yaşam karşısında duyulan korku, aşağılama ve nefrettir.

jim thompson: insanın içi zaten ölüyse fikirler boştur; pisliği, korkuyu, gözyaşlarını, çığlıkları, işkenceyi ve kendi ölümünden, kendi boşluğundan utancı yaymaktan başka bir şey yapmaz.

alain: ey, çocukluğun peri masallarının icat ettiği ve yetişkinin keşfetmeye tenezzül etmeyerek yaşamını zehirleyen marazi hayaller halinde bastırdığı başkalaşımların harikulade dünyası! din bizi zehirledi. başkalarına ders olacak bir parça vaazla can çekişenlerin işini bitirmeyi amaç edinmiş, insani zaaf ve ıstırapları kollayan güdük kalmış arzular tanrıları doğurur, gelişkin arzular tanrıları güdük bırakır.

en berbatından da olsa kendiniz olun ki en iyisi olasınız. sizden pek daha sevimli ya da daha iğrenç olmayan kahramanlarla özdeşleşmeye son verin; bunlar sizden kopmuş imgelerdir, herhangi bir taklidiniz bile sizin gölgenizi hareketlendirebilir. kendinizi başkalarıyla kıyaslamaya son verin. tinin dayattığı fikirlerden kendinizi koruyun; çünkü tinin bedene kaydettiği şey ölümün silinmez damgasıyla bilinci kandırır ve tahrif eder.

din eleştirisinin sonunda varacağı yer, insanın insan için yüce varlık olduğu doktrinidir; keza insanın değersiz, köleleştirilmiş, terk edilmiş, aşağılık bir varlık olduğu bütün toplumsal ilişkileri yıkma yönündeki kesin buyruğa varır.

montaigne: insanlar tanrı'yı yarattı; ama dinin kendi toplumlarını bağlayacak icatlarının bir parçası olduğunun farkına varamadılar.

belki de en aşırı, bedendeki yeri en sağlam olan arzuların zamanın uçuculuğunun önüne geçmeyi sağlayacak kanatları vardır. ama kendisi için önem taşıyan şeyi gerçekleştirdiğini iddia etmeye kim cüret edebilir? böyle bir sav, yaşama iradesi güç iradesine dönüştüğünde iyi yürekli perinin kötülük barındıran bir varlığa dönüşmesi gibi, en samimi dilekleri tersine çevirmeye yetmez mi?

laik devletler, kilisenin müminlerden bekledikleri itaati yurttaşlardan beklediğinde, dinsel kurumların yerine hikmet-i hükümet aygıtını geçirmiş olurlar. sonuçta papalık, "vatikan mı? kaç tane zırhlı tümeni var?" diye alaya alan stalin'i haksız çıkardı. tanklar stalinci papalığı çözülmeden kurtaramazken, vatikan bugün avrupa'nın utanç verici bir şekilde müsamaha gösterilen tek totaliter devleti olarak kalmıştır.

11.01.2018

din

raoul vaneigem: din; insanları bunaltan, gözünü açtırmayan aşağılamanın en tamamlanmış biçimidir. tanrıların onurlandırıldığı her yerde halkların yalnızca adı insandır.

voltaire: bana kendimi tekrar ettiğimi söylüyorlar. yola geldiğimizde ben de kendimi tekrar etmeye son vereceğim.

baron d'holbach: insan soyunu aldatmak isteyen düzenbazlar daima aynı hilelere başvurdu: sınamadan daima kaçındılar; sınamanın karşısına gizemleri, belirsizlikleri, korkuları çıkardılar.

joseph de maistre: hiçbir hükümranlık milyonlarca insanı yönetecek kadar güçlü değildir; tabii eğer dinden ya da kölelikten -veya her ikisinden birden- destek almıyorsa.

marcel havrenne: din, egemen gerçekliğini ekonomik perspektifin belirlediği bir dünyada canlının tersine dönmesinin ifadesidir.

baron d'holbach: körpe bir kuzuyu boğazlayarak kötü bir insanın suçlarının kefaretinin ödeneceğini hayal etmekten daha aptalca ne olabilir! hiç gereği yokken bu şekilde kan dökmek isyan ettirici bir acımasızlık değil midir?

friedrich hölderlin: efendilerden ve din adamları sürüsünden bütün kalbimle nefret ediyorum ama onlarla düşüp kalkan dehadan daha fazla nefret ediyorum.

georg christoph lichtenberg: şövalyelik anlayışı bize ne kadar tuhaf geliyorsa dinsel anlayışlarımızın da o kadar tuhaf geleceği bir dönem hayal edebilirim.

karl marx: halkın aldatıcı mutluluğu olan dinin imhası, halkın gerçek mutluluğunun gereğidir.

baron d'holbach: insani şeylere dair önyargısız düşünüldüğünde, batıl inancın aşırılıklarını nereye kadar vardırabileceğini görmek insanı şaşırtır. halkların körlüğüne mi hayranlık duyulmalı, yoksa onları kandıranların yüzsüz cesaretine mi, bilemiyorum.

francis blanche: öte dünyanın suyuna buranın şarabını tercih ederim.

alain: din adamları görmeye alıştık. bu ölü gömücü belagatinden nefret ediyorum. ölüm üzerine değil, yaşam üzerine vaaz vermeli; kaygı ve korku değil, umut saçmalı; gerçek insan hazinesi olan sevinci ortaklaşa geliştirebiliriz. büyük bilgelerin sırrı ve yarının ışığı bu olacaktır.

9.01.2017

mutlu olma sanatı

alain

kendilerinden sıkılanları eğlendirmek mümkün değildir.

mutluluk aslında şiirdir; şiirse hareket demektir.

bir insan mutluluğu aramaya başladı mı, onu bulamamaya mahkum demektir. mutluluk, o, vitrindeki, bedelini ödeyip sardırarak alıp götürebileceğiniz eşya değildir.

mutluluk, onun peşinden koşmayanları gelip bulan bir ödüldür.

epiktetos: yanlış kanıyı yok et, kötülüğü de ortadan kaldırmış olursun.

insanlara orta halli, sakin ve güvenli bir hayat tavsiye edenler buna katlanmak için çok makul olmak gerektiğini söylemeyi ihmal ederler. servet ve mevkiyi küçük görmek kolay iştir; asıl güç olan, bunları küçük gördükten sonra can sıkıntısından patlamamaktır.

mutlulukta iradenin payı sanıldığından çok daha büyüktür.

ölüm yalnızca sağlıklı olanlara ağır gelir; ancak mutlu olanlar felaketin ağırlığını hissedebilirler.

montesquieu: bir saatlik bir okuma, her derdimi dağıtmıştır.

servetlerin bölüşümündeki eşitsizliğin özellikle şu sakıncası vardır ki, karınları iyice doymuş birçok insanı can sıkıntısına mahkum eder; bu yüzden onlar da kendilerine korkular ve öfkeler yaratarak bunlarla meşgul olurlar. bu lüks duygular yoksul insanların en ağır yükünü teşkil eder.

arzulanması uygun olan şeyleri istemek bazen büyük bir sanattır.

10.07.2016

mutluluk güncesi

alain

umut etmek mutluluktur.

epiktetos: eğer istersen karga bile mutluluk getirir sana.

spinoza: bir insanın tutkularının olmaması imkansızdır; fakat bilge kişi ruhunda öyle bir mutlu düşünceler diyarı oluşturur ki, tutkuları onun yanında çok küçük kalır.

işsizlik bütün kötülüklerin anasıdır; fakat aynı zamanda bütün erdemlerin de.

gerçek bir felaket aynı noktaya iki defa isabet etmez.

herkes her an bilmediği birine zulmeder ve toplum iyi insanlara farkında olmadan zalim olma fırsatı veren mükemmel bir makinedir.

bu dünyada hiç kimse kendisinden daha korkunç bir düşman bulamaz.

la rochefoucauld: her zaman, başkalarının üzüntülerine katlanacak kadar gücümüz vardır.

mutlu olmak için harcanan çaba hiçbir zaman boşa gitmez.

insanlar şaşırtıcı filozoflardır ve onları en çok etkileyen şey, tutkulara karşı mantığın elinden hiçbir şey gelmemesidir.

soğuğa dayanmanın tek bir yolu vardır, bu da ondan memnun olmaktır.

deliler, bu zavallı insanlar hem soru sorar hem de onu cevaplarlar; tüm dramı tek başlarına kendilerine oynarlar.

31.12.2014

uzun lafın kısası

alain: hayatı ne kadar yoğun yaşarsak onu kaybetmekten o kadar az korkarız.

yılmaz güney: herkesin yüreğine insanca yaşamanın ateşi düşecektir bir gün. işte o zaman yangın büyüyecek, önü alınmaz olacaktır.

tahsin yücel: bulmak, iyiyi aramayı bırakmak için bir neden değildir.

ernesto sabato: bazı insanlar dar görüşlü, kirli ve ikiyüzlü olduklarının farkına varana dek kendilerini özel sanabilirler.

boris vian: kızlar yüzünden ağlamamalı insan. hiçbir kız buna değmez.

yılmaz odabaşı: aşkın kavgasını veremeyenler, hiçbir şeyin kavgasını veremezler; aşkın özgürlüğünü yaşamayan ve yaşatmayanlar ise hiçbir özgürlüğü hak edemezler.

jeannette walls: hayattaki en önemli şey, nasıl düşeceğini öğrenmektir.

ömer hayyam: açık seçik ve meselsiz konuşmak gerekirse -bizler tanrı'nın elinde birer oyuncağız; -kulluk yarışında bizimle dalga geçilir, -sonra da teker teker hiçlik kutusuna geri döneriz.

melih cevdet anday: dünyadaki şiddet, evdeki şiddetin bir uzantısıdır.

salman rushdie: biraz şüphe o kadar da kötü değildir. kendinden kesinlikle emin olan adamlar korkunç şeyler yaparlar. kadınlar da öyle.

comte de lautreamont: denizin bütün suyu, düşünsel bir kan lekesini yıkamaya yetmez.

yann martel: mantık en iyi alet kutusudur. gerçeğin bilimsel açıklamasının dışına çıkmak için geçerli bir dayanak ve kendi deneyimlerimiz dışında bir şeye inanmak için sağlam bir neden yoktur.

29.04.2014

uzun lafın kısası

boris vian: her bekleyişte kederli müzik parçalarının kekremsi tadı vardır.

alain: bu dünyada hiç kimse kendisinden daha korkunç bir düşman bulamaz.

anne frank: bir insanı onunla iyice bir kapışmadan tanımaya, ne mal olduğunu anlamaya imkan yok. o zaman iç yüzlerini ortaya koyuyorlar.

will self: dünyada, yaşamları ucuz romanlardaki karakterlerin yaşamlarına benzeyen insanlar vardır.

clarissa p. estes: eğer dışarı çıkıp ormana gitmezseniz asla bir şey olmaz ve hayatınız da hiçbir zaman başlamaz.

euripides: bir çocuk doğurmaktansa üç kez savaşa gitmeyi yeğlerim.

henry david thoreau: her sözcüğün, her satırın anlamını, yaygın kullanımdan daha geniş bir şeye ulaşacağımızı varsayarak bıkmadan usanmadan aramamız, bize sahip olduğumuz akıl, cesaret ve cömertliğin ötesine gitme olanağını sağlar.

patrick white: alçak gönüllülüğün ömrü kısadır; her defa yeniden sancılar içinde doğması gerekir.

william randolph hearst: kötü kurumlardan ve kötü siyasetlerden ancak cinayetle kurtulunabiliyorsa cinayet işlenmelidir.

theodor adorno: her vecd, gerçekleşerek kendi kavramına karşı günah işlemektense, nihai olarak feragat yolunu seçer.

la bruyere: büyük bir servet sahibi olmadan sevmek acıklı bir şeydir.

samuel beckett: başlamaktır zor olan. her noktadan yola çıkılabilir. ama karar vermek gerekir. insan ararken bir şeyler işitir. bu da bulmayı engeller. düşünmeyi engeller. yine de düşünür insan.

31.03.2014

uzun lafın kısası

theodor adorno: bu dünyanın insanı irkilten yanı korkunçluğu değil, olağan görüntüsüdür.

borges: belki de bizim insan olarak hayatımız bir ormanda sessizce yürüyen bir kaplanın kafasından geçenlerdir.

clarence darrow: cehalet ve fanatizm her zaman iş başındadır ve beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

alain: başkalarına ve kendimize karşı iyi davranmak, herkesin yaşamasına yardım etmek ve kendi kendimize yardım etmek: işte asıl din. iyilik mutluluktur. sevgi mutluluktur.

henry david thoreau: en iyi hükümet, en az yöneten hükümettir.

walker percy: evlilik talebi aşkı küçük düşüren bir şeydir. aşkın keyifli bir karşılaşma olması gerekir.

ernesto sabato: televizyon, yoksulların afyonudur.

jean-paul sartre: insan köleler için yazmaz. düzyazı sanatı, düzyazının anlam taşıdığı biricik yönetim biçimi olan demokrasi ile bağdaşır ancak. biri tehlikedeyse, öteki de öyledir.

kürşat başar: bütün bir hayat, onun kucağına yatmış, saçlarımı okşarken benimle konuşmasının yanında hiçbir anlam taşımaz.

pascal: bütün yıkımların nedeni odamızda kalmayı bilmememizdir.

michel bourse: her toplum alışveriş üzerinde temellenmiştir, toplumsal bağın olumlanmasını ve sürmesini tek sağlayan budur.

saltıkov-schedrin: hiçbir acı, karanlıklar içindeki birinin, bu karanlığı yırtıp ışığa kavuşmak için yaptığı bilinçsiz, telaşlı ve güçsüz çabalarından doğan acıdan daha büyük olamaz.

27.02.2014

uzun lafın kısası

alain: bütün güzel şeyler güç ele geçer.

boris vian: her erkek kara derili bir kadınla yatmak ister. bu doğal bir reflekstir. kara derili bir kadınla yatmanın değişik olacağı sanılır. sahiden de değişiktir.

anne bronte: uslanmış serseriler dünyanın en iyi kocaları olurlar.

clifford geertz: insanlara ve olaylara -hatta kendine- hem duygusal hem de soğuk gözle bakabilmek, gerek bireylerde gerekse halklarda olgunluğun en kesin göstergesidir.

fakir baykurt: borç insanın üstünde bir karanlık dağdır, ezer durur adamı.

henryk sienkiewicz: güzelliğin huzurunda küçüldüklerini duyabilenler yalnızca en yüce sanatçılardır.

boris pasternak: ölümden sonra yaşam boş bir düşüncedir. zayıf insanları avutmak, onlara cesaret vermek için uydurulmuştur.

michel foucault: artık başıboş dolaşma. hedefe doğru koşuştur. boş umutlara veda et. hala kendini anımsayabiliyorsan, henüz zaman varken, kendi yardımına koş.

amin maalouf: din kindar olduğunda, hamdolsun kuşku duyanlara!

patrick white: birtakım olağandışı ya da gülünç, kaygısız ya da günahlarından arınmış bireyleri saymazsak, bütün insanların erdemleri birer masaldan başka bir şey değildir.

theodor adorno: seçim, sistemi değiştirebilseydi yasadışı sayılırdı.

alexander herzen: devrime, büyük bir sosyal dönüşüm olacağına inanmak, miras bıraktığım din budur. cenneti olmayan, ödülleri olmayan, kendini dayatmayan, yazgısı olmayan bir dindir bu. akıl, bireysel özgürlük ve kardeş sevgisi; bunlar adına çıktığın yol açık olsun!

29.11.2013

uzun lafın kısası

roland barthes: kitap anlamı yaratır, anlam da yaşamı.

anthony burgess: kişiliksiz yaratıklar kişilik sahiplerini ezmeye uğraşırlar bu dünyada.

fay weldon: hayatta hiçbir şey insanın umduğu gibi çıkmaz.

henry david thoreau: öykünün uzun olması gerekmez; ama kısaltmak için uzun zaman gerekir.

buket uzuner: özel yeteneklerle doğan insanların çok şanslı olduğunu düşünenlerin hepsi, bunun bazen ne büyük bir ceza olduğunu hiç anlamayacak kadar sağlıklı ve normal insanlardır.

la rochefoucauld: dünya, nitelikli olanı değil, çoğu kez nitelikli görüntüsü vereni ödüllendirir.

alain: herkes her an bilmediği birine zulmeder ve toplum, iyi insanlara farkında olmadan zalim olma fırsatı veren mükemmel bir makinedir.

samuel beckett: önce yürümeyi öğren, sonra yüzme dersleri alırsın.

dany cohn-bendit: diktatörlüğün prensibi, toplumun bütün hücrelerinde, mikroskobik iktidar merkezlerinin çeşitliliğinde gizlidir; babalarda, kocalarda, öğretmenlerde, devlet memurlarında uyuyan bir küçük diktatör vardır hep.

paul auster: her şeyi yerli yerine oturtmak için ölümle kısa bir sohbetten daha etkili bir şey yoktur.

theodor adorno: her türlü ahlakın modeli ahlaksızlıktır ve bugüne kadar ahlak, ahlaksızlığı hep yeniden üretmiştir.

roger norman: bir atın gök mavisi gözlerinde, yaşadığı sınırsız ve zamansız dünyanın büyüklüğü karşısında düştüğü hayret vardır.

31.10.2013

uzun lafın kısası

anne frank: gökyüzüne gözlerini korkusuzca kaldırabildiğin, içinin temiz olduğuna inandığın sürece mutluluk yitirilmiş değildir.

boris vian: insanlar aklın alamayacağı kadar dar kafalıdır.

clive bell: bilgiyle donanmamış bir akıl, ön yargıların ve kör inançların tutsağı olur; duygular ise tekdüze ve yamyamca bir oburluğun bulantısına uğrarlar.

theodor adorno: yanlış bir hayat doğru yaşanmaz.

fakir baykurt: hey benim tanrım, dünyayı yarattın, iyi güzel, çok teşekkür ederiz, binlerce şükür sana; ya bu akılsız kulları neye yarattın?

robert m. pirsig: kimse, nereye gittiğini bilmeyen kişi kadar yükseklere çıkamaz.

henry david thoreau: insanın yaşamını bilinçli bir çabayla yüceltme konusundaki tartışmasız yeteneğinden daha umut verici bir durum yoktur.

la rochefoucauld: bir dahi bile, kendisini uygunsuz durumlarda gören uşağı için büyük adam değildir.

michel foucault: bir insanı, onu fiilen hasta kılmış olan yaşam tarzını değiştirmeksizin iyileştirmek olanaksızdır.

paul auster: eğer çelikten yapılmamışsanız, para bulmak için göstereceğiniz yıpratıcı çaba ruhunuzu yok edebilir.

alain: bütün korkulara ve bütün zorba düşüncelere karşı ilaç aynıdır: doğruca üstüne yürümeli ve ne olduğunu görmelidir.

samuel beckett: günün birinde sağır olacağız. günün birinde doğduk, günün birinde öleceğiz. bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir an parıldar, sonra yeniden gecedir.

31.08.2013

uzun lafın kısası

diderot: sık ağaçlarla kaplı bir ormanın karanlığında, bana sadece ufak, titrek bir ışık rehberlik ediyor. sonra bir din adamı geliyor ve onu da söndürüyor.

czeslaw milosz: edebiyat ve şiirin görevi insan olduğumuzu bize hatırlatmaktır.

felicien challaye: her ulusal dinin yarattığı "sürü gururu"nu, kolektif biçimde kendine hayranlığı kabul etmek olanaksızdır.

semih gümüş: okuduklarımızdır bizim kim olduğumuzu gösteren.

lenin: din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir.

bourdieu/darbel: mağaza, yoksulun müzesidir.

tagore: senin kendi gerçeğini keşfettiğin tapınakta ben ibadet edersem kendi yaşamımın amacını yitiririm. herkes kendine bir yol seçmeli.

sun tzu: olabildiğince gizlen; öyle ki görünmez ol. olabildiğince gizemli ol; öyle ki sesin bile işitilmesin. o zaman düşmanının kaderi senin elindedir.

paul nizan: yirmi yaşındayım. kimse bana hayatın en güzel dönemi olduğunu söylemesin.

sevgi soysal: düzenle bütün bağlarını koparabildiğin zaman, ki bu cesaret ister, bu cesareti gösterebildikten sonra karanlıktan korkmayan biri olursun.

thomas bernhard: insanlar yalnız değillermiş gibi yapıyorlar; çünkü her zaman yalnızlar.

alain: kişinin etrafındakilere ve kendisine karşı iyi olması, yaşamaları için onlara ve kendisine yardım etmesi, işte gerçek iyilik budur. iyilik neşedir. aşk neşedir.