boris vian: her bekleyişte kederli müzik parçalarının kekremsi tadı vardır.
alain: bu dünyada hiç kimse kendisinden daha korkunç bir düşman bulamaz.
anne frank: bir insanı onunla iyice bir kapışmadan tanımaya, ne mal olduğunu anlamaya imkan yok. o zaman iç yüzlerini ortaya koyuyorlar.
will self: dünyada, yaşamları ucuz romanlardaki karakterlerin yaşamlarına benzeyen insanlar vardır.
clarissa p. estes: eğer dışarı çıkıp ormana gitmezseniz asla bir şey olmaz ve hayatınız da hiçbir zaman başlamaz.
euripides: bir çocuk doğurmaktansa üç kez savaşa gitmeyi yeğlerim.
henry david thoreau: her sözcüğün, her satırın anlamını, yaygın kullanımdan daha geniş bir şeye ulaşacağımızı varsayarak bıkmadan usanmadan aramamız, bize sahip olduğumuz akıl, cesaret ve cömertliğin ötesine gitme olanağını sağlar.
patrick white: alçak gönüllülüğün ömrü kısadır; her defa yeniden sancılar içinde doğması gerekir.
william randolph hearst: kötü kurumlardan ve kötü siyasetlerden ancak cinayetle kurtulunabiliyorsa cinayet işlenmelidir.
theodor adorno: her vecd, gerçekleşerek kendi kavramına karşı günah işlemektense, nihai olarak feragat yolunu seçer.
la bruyere: büyük bir servet sahibi olmadan sevmek acıklı bir şeydir.
samuel beckett: başlamaktır zor olan. her noktadan yola çıkılabilir. ama karar vermek gerekir. insan ararken bir şeyler işitir. bu da bulmayı engeller. düşünmeyi engeller. yine de düşünür insan.
will self etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
will self etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29.04.2014
26.05.2013
dal ve budak
will self
dünyada, yaşamları ucuz romanlardaki karakterlerin yaşamlarına benzeyen insanlar vardır.
dişi vücudu inanılmazdır. sürekli değişime uğrayan, kendi kendini düzenleyen bir mekanizmadır. bir tür kimya fabrikası gibidir. hiç değişmeyen, statik ve cansız yapıdaki erkek vücudundan tamamen farklıdır.
erkekler vajinanın etli gerçekliğinden çekinirler. onu emerler, yalarlar ama çok ender olarak uzunca bir süre, sevgi dolu gözlerle seyrederler. daha çok ona, şekerleme dolu bir odaya açılan gizli bir kapı gibi, çocuk gözüyle bakmayı yeğlerler.
kafasını telefon masasına dayamış bir insan hiçbir zaman berrak bir zihinle uyuyamaz.
modern korku filmlerinin hepsi kanlı ve biyolojik yapışkanlığın vıcık vıcık izleriyle dolu. ama bunların hepsi, en yakın dostlarımızın yüreğinde asıl nelerin yattığı konusunu es geçer. dişi biyolojisinin gizlerini tersyüz eder.
varmaktansa, umutla seyahat etmek evladır.
doktorundan daha fazla içene kadar kimsenin bir içki sorunu olamaz.
bugün tıp yeni bir din haline gelmiş durumda, doktorlar da gizemli bilginin sahipleri olan şamanlarımız; kehanetler fokurdatabilmek, sonra da vücudumuza veya daha da kötüsü zihnimize sızmış olan kötü ruhları kovabilmek için gerekli olan dehaya ve güçlere sahip şamanlar. ama insan, bir kez doktordan yardım isteme fikrinden vazgeçtiğinde, derhal alacakaranlık bir bölgeye girer; anatominin ve onun hastalıklar tarafından kemirilmesinin fantastik ve fantazmagorik bir boyut kazandığı puslu bir bölgeye.
şu güneşin altında kendini bir aptal gibi hissetmenden daha kötü bir şey yoktur.
dünyada, yaşamları ucuz romanlardaki karakterlerin yaşamlarına benzeyen insanlar vardır.dişi vücudu inanılmazdır. sürekli değişime uğrayan, kendi kendini düzenleyen bir mekanizmadır. bir tür kimya fabrikası gibidir. hiç değişmeyen, statik ve cansız yapıdaki erkek vücudundan tamamen farklıdır.
erkekler vajinanın etli gerçekliğinden çekinirler. onu emerler, yalarlar ama çok ender olarak uzunca bir süre, sevgi dolu gözlerle seyrederler. daha çok ona, şekerleme dolu bir odaya açılan gizli bir kapı gibi, çocuk gözüyle bakmayı yeğlerler.
kafasını telefon masasına dayamış bir insan hiçbir zaman berrak bir zihinle uyuyamaz.
modern korku filmlerinin hepsi kanlı ve biyolojik yapışkanlığın vıcık vıcık izleriyle dolu. ama bunların hepsi, en yakın dostlarımızın yüreğinde asıl nelerin yattığı konusunu es geçer. dişi biyolojisinin gizlerini tersyüz eder.
varmaktansa, umutla seyahat etmek evladır.
doktorundan daha fazla içene kadar kimsenin bir içki sorunu olamaz.
bugün tıp yeni bir din haline gelmiş durumda, doktorlar da gizemli bilginin sahipleri olan şamanlarımız; kehanetler fokurdatabilmek, sonra da vücudumuza veya daha da kötüsü zihnimize sızmış olan kötü ruhları kovabilmek için gerekli olan dehaya ve güçlere sahip şamanlar. ama insan, bir kez doktordan yardım isteme fikrinden vazgeçtiğinde, derhal alacakaranlık bir bölgeye girer; anatominin ve onun hastalıklar tarafından kemirilmesinin fantastik ve fantazmagorik bir boyut kazandığı puslu bir bölgeye.
şu güneşin altında kendini bir aptal gibi hissetmenden daha kötü bir şey yoktur.
