maurice blanchot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maurice blanchot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.11.2018

ölüm hükmü

maurice blanchot

sonu gelmeyen bir üzüntü hiç kimse de acıma doğurmaz.

sadakatsizlik hem iyi hem de kötüdür, onu yargılamıyorum: fakat sadakatin değeri -maddi şeyler söz konusu olduğunda tüm haklarını kaybettiği anda gün ışığına çıkacak bir duyguyu hazırlar gibi hikâyeyi saklı tutmaktır.

tek güçlü noktam sessizliğimdi. böylesine büyük bir sessizlik düşündüğüm zaman bana inanılmaz görünüyor; bir erdem değil bu; çünkü hiçbir şekilde konuşmayı aklıma getirmedi. fakat haklı olarak; çünkü sessizlik asla şöyle demez: dikkatli ol, burada bana açıklamak zorunda olduğun bir gerçek; ne hafızamın, ne günlük yaşamımın, ne işimin, ne eylemlerimin, ne sözlerimin, ne de parmaklarımdan dökülen sözcüklerimin dolaylı ya da dolaysız biçimde tüm kişiliğimin fiziksel olarak bağlı olduğu şeyi ima etmediği gerçeği var. bu kapalılığı anlayamıyorum ve şu anda konuşan ben o sessiz günlere, o sessiz yıllara sanki erişilmez, hayali ve herkese, en çok da bana kapalı olan; ama yaşamımın büyük bir bölümünü beni şimdi büyüleyen bir gizemle çabasız ve arzusuz geçirdiğim bir ülkeye döner gibi acıyla dönüyorum.

sessizliği kaybettim ve bunun için duyduğum pişmanlık ölçüsüzdür. mutsuzluğun, bir kez konuşmaya başlayan bir insanı nasıl sardığına tanık oldum. sağırlığa bağlı, hareketsiz bir acıydı; bu yüzden soluduğum şey solunamayandır.

kendimi yalnız başıma bir odaya kapadım, evde kimse yok, dışarıda da hemen hemen kimse yok ama bu yalnızlığın kendisi bizzat konuşmaya başladı ve karşılığında benim de bu konuşan yalnızlıkla konuşmam gerekir; alayla değil, onun üzerinde daha büyük bir yalnızlık, onun da üzerinde daha büyüğü yattığı için. ve her biri söyleneni boğmak ve sessizleştirmek için içine alarak tersine onu sonsuzluğa yankılıyor ve sonsuzluk söylenenin yankısı oluyor.

16.07.2016

karanlık thomas

maurice blanchot


gecenin gecesiyim.

19.03.2015

bekleyiş unutuş

maurice blanchot

sadece tanrılar unutmaya muktedirler; eskiler uzaklaşmak için, yeniler geri dönebilmek için.

bekleyişte her söz ağır ve başına buyruk hale gelir.

zamanın yokluğunun yarattığı baskının doğrulandığı yerde, zaman olanaksız bekleyişi olanaklı kılar.

bekleyişte, her zaman beklenen şeylerden daha fazla beklenecek şey vardır.

sizinle konuştuğumda sanki beni sarmalayan ve koruyan parçam beni terk ediyor ve dışarıya karşı beni çok zayıf ve korunmasız bırakıyor. benim bu parçam nereye gidiyor? bana karşı dönen sizin içinizde mi?

unutulmuş mevcudiyet her daim engin ve derindir.

gidebilirdi, kalabilme gücünü bu güvenceye borçlu olduğunu biliyordu. kelimelerin içinden hala birazcık gün ışığı sızıyordu. sanki acı, mekan olarak düşünceyi tutmuştu. dikkatsiz sözlerin tehlikesinden başka bir tehlike yoktu artık.

7.10.2014

yazma sanatı

mario vargas llosa: yazmak gibi okumak da hayatın yetersizliklerine karşı bir protestodur. kurmacayı, yalnızca tek bir hayatımız varken pek çok hayatı yaşayabilmek için yaratırız.

boris eichenbaum: roman ve öykü türdeş değil, tersine birbirine son derece yabancı biçimlerdir. öykü tek bilinmeyenli bir denklem kurmaya benzer; roman ise çok bilinmeyenli denklemler dizgesi yardımıyla çözülen ve ara kuruluşların son yanıttan daha önemli olduğu değişik kurallı bir problemi andırır. öykü bir gizdir; roman ise bir tür bilmece ya da bulmacadır.

faruk duman: sona ermiş yazı, sona ermiş yaşam demektir. bu nedenle hangi dilde yazılmış olursa olsun, kitaplar bir bütüne işaret eder.

attila ilhan: dönüp arkamıza bakınca, garip hareketi'nin şiirimizdeki tahribatını daha açık görmekteyiz. ülkemizde mizah nasıl dönüp dolaşıp sululuk haline gelmişse, şiir de öyle, ya kelime cambazlığı, ya alaycı tekerleme ya da söz soytarılığı düzeyine indirilmiştir; bunda elbette garipçilerin vebali çok! yazık oldu türk şiirine!

abdülhak şinasi hisar: romanı bir vakanın hikayesine hasretmek kadar kurutucu bir şey olamaz. bu, çok kere, eserin bütün ehemmiyetini giderir. romancı kendini sadece bir meddah olmaktan korumalıdır. bir romanın en büyük meziyeti, romana benzememesi ve bir roman olduğunu hatıra getirmemesidir.

maurice blanchot: yazar yapıtın bitmiş olup olmadığını asla bilmez. bir kitapta bitirdiği şeye bir başkasında yeniden başlar ya da yok eder onu.

20.05.2012

sohbet

maurice blanchot

bende birisi kendisi ile sohbet ediyor.

seni duymamı istiyorsan konuşmayı bırak.

gecenin düşünceleri, hep daha parlak, daha anonim, daha acı verici. sürekli sonu gelmeyen acı ve neşe ve aynı zamanda huzur.

öyle bir şey yap ki seninle konuşabileyim.

şehrin baskısı, her yönden. evler, içlerinde yaşamak için değil de sokaklar olsun diye, sokaklar da şehrin hiç bitmeyen hareketliliği olsun diye var.

beklemeyi bilmek iyi bir duvara özgüdür.

gizem hiçtir hatta hiç, gizemli olduğunda bile. dikkat nesnesi olamaz. dikkat, eşit ve kendisine mükemmel denklik olarak her türlü merkezin yokluğu olduğunda, gizem dikkatin merkezidir.

dikkat başıboştur ve ikamet edilmeyendir. boş, boşluğun berraklığıdır.

gizemli, örtüsünü kaldırmadan kendisini gözler önüne serendir.

12.08.2010

gece

maurice blanchot

gece ona, herhangi bir geceden daha karanlık göründü, sanki gece düşünmeyen düşüncenin bir yarasından çıkmış, ironik olarak düşünceden başka bir nesne gibi ortaya konmuş düşünce gibi. bu, gecenin kendisidir. karanlığını oluşturan imgeler geceyi dolduruyorlar ve şeytansal bir tine dönüşmüş beden o imgeleri gözünde canlandırmaya çalışıyordu. beden hiçbir şey görmüyordu ve bitkin hale gelmeksizin görünümlerinin yokluğundan, bakışının en yüksek noktasını oluşturuyordu. görmek için yararsız olan gözü, olağan dışı boyutlar kazanıyor, ölçüsüz bir şekilde gelişiyor ve ufkun üzerinde yayılırken gözbebeğini yaratmak için gecenin merkeze girmesine izin veriyordu. bu boşlukta birbirine karışanlar bakış ve bakışın nesnesidir. hiçbir şey görmeyen bu göz sadece görmesinin nedenini yakalamıyor. aynı zamanda görmemesini oluşturan şeyi bir nesne gibi görüyordu. içinde kendi öz bakışı, bu bakışın her imgenin ölümü olarak kabul edildiği trajik anda imge şeklinde yer alıyordu.