günter grass etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günter grass etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.03.2018

sanat

hans habe: ağaç, meyvesinden tanınır.

günter grass: sanat bir suçlamadır. bir dışavurum, bir tutkudur. sanat ak kağıtlar üzerinde dağılıp dökülen kara kalemdir.

romain gary: gerçek sanatçıları bilirsiniz: asla kendilerinden hoşnut değildirler.

descartes: çoğu zaman, ayrı ayrı ustaların elinden çıkmış, birçok parçadan kurulu eserlerde, bir ustanın tek başına meydana getirdiği eserlerdeki kadar mükemmellik yoktur.

walter benjamin: kitleler kendilerini oyalayacak bir şeyler ararlar; oysa sanat, izleyicisinden dikkatini toplayıp yoğunlaşmasını ister.

sadık hidayet: herkes güçlü bir alışkanlığa, bir tutkuya sığınır: ayyaş içer, edebiyatçı yazar, yontucu taşı yontar; acısını dindirmek için her biri en kuvvetli içgüdüsünden medet umar ve gerçek sanatçı, kendi bağrından şaheserler yaratır.

andrew crumey: düzenli bir ortam, düzenli bir zihin yaratır; yani boş bir zihin.

yann martel: sanatçılarımızı desteklemezsek hayal gücümüzü kaba gerçeğin sunağında kurban etmiş oluruz ve en sonunda hiçbir şeye inanmamaya, değersiz düşler görmeye başlarız.

henryk sienkiewicz: güzelliğin huzurunda küçüldüklerini duyabilenler yalnızca en yüce sanatçılardır.

maksim gorki: eğer ciddi bir şey yapacak gücünüz varsa ucuz şeylere alışmayın. daha çok çalışın, okuyun ve insanları gözleyin, sinirlenin. ve sonra sanatçı olmaya karar verirseniz gücünüzü sakınmayın!

30.11.2009

uzun lafın kısası

lewis carroll: ah, aşktır, aşk, dünyayı döndüren. 

elias canetti: bir kitaplık, dünyadaki en büyük vaatten daha değerlidir.

iris murdoch: dünyada insanları en mutlu ve özgür kılan şey, başka insanların içeride kapalı olduklarını, acı çektiklerini görmektir.

margaret atwood: öldürmeye hazır olmadığınız hiçbir şeyi yemeyin. yemeğe hazır olmadığınız hiçbir şeyi öldürmeyin.

heinrich heine: kitapları yaktıkları yerde, sonunda insanları da yakacaklardır.

günter grass: günün birinde cehennem kapımızı çalarsa, en seçkin işkencelerinden biri, insanın çırılçıplak soyulup yaşadığı günlerin çerçeveli resimleriyle bir odaya tıkılması olacaktır.

grigory petrov: her millet, layık olduğu idareye ve idarecilere sahip olur.

leopoldo lugones: politika! ulusal felaket budur. bu ülkede gerileme, yoksulluk, haksızlık adına ne varsa, ya ondan kaynaklanır ya da onun tarafından istismar edilir.

vera tulyakova: kadınlar hiçbir şeyi öylesine yapmazlar.

ahmet oktay: hiç kimse yaşamında bir yanlışlık olmadığı sürece intihar etmez. intihar, geride kalanlara işlerin ne kadar kötü gittiğini göstermeyi amaçlar.

hallac-ı mansur: cehennem acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.

manuş romanov: öldüğüm zaman beni ayakta gömün; çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti.

12.02.2009

teneke trampet

günter grass

günün birinde cehennem kapımızı çalarsa, en seçkin işkencelerinden biri, insanın çırılçıplak soyulup yaşadığı günlerin çerçeveli resimleriyle bir odaya tıkılması olacaktır.

geriye kalan bir susuştur.

büyükler yaratıcı olabildikleri, çabalarıyla, hırslarıyla ve biraz da şansları yaver gidip gerçekten yaratıcı oldukları ölçüde, hemen yarattıkları nesnenin, o çığır açan buluşlarının yaratıkları olup çıkıyorlar.

annenin yerini hiçbir şeyin tutmayacağı söylenir. bir anne her şeyi fark eder, her şeyi duyar, her şeyi bağışlar.

dış bakımdan bir gelişip serpilme olmaksızın insan olarak kalabilmek ne çetin bir görev, ne çetin bir iş!

insan umduğu sürece, umut dolu bitişlerle boyuna yeniden başlayacaktır.

kendisini deniz seyredince ne kadar da güzelleşiyor insan! bakışlar özgürlüğe kavuşuyor, kanatlanıyor adeta.

mezarlıklar hep beni kendilerine çekmiştir. bakımlı olurlar, ne dedikleri açık seçik anlaşılır, aklı başında, erkeksi ve diri bir görünüşleri vardır. mezarlıklarda cesareti artar, gerekli kararları alabilecek duruma gelir insan; ancak mezarlıklarda yaşam belli bir biçime kavuşur.

sanat bir suçlamadır. bir dışavurum, bir tutkudur. sanat ak kağıtlar üzerinde dağılıp dökülen kara kalemdir.

hiçbir şey geride kalmaz, her şey çıkar gelir yine; suç, ceza ve yeniden suç!