juli zeh
insanlardan oluşan; ama yine de insandan korkmaya dayanan topluma,
beden uğruna ruha ihanet eden uygarlığa,
kendi etimle kemiğimi değil de normal bedene ilişkin kolektif vizyonu temsil etmesi istenen bedene,
kendini sağlık olarak tanımlayan normalliğe,
kendini normallik olarak tanımlayan sağlığa,
döngüsel düşünmeye dayalı egemenlik sistemine,
soru sormadan nihai cevap olmak isteyen bir güvenliğe,
varoluşsal sorunları tartışmamızın gerekmediğini ileri süren felsefeye,
iyi ile kötü paradoksuyla yüz yüze gelemeyecek kadar tembel olup sadece "işliyor" veya "işlemiyor" ilkesine tutunan ahlaka,
başarılarını vatandaşı mutlak olarak denetlemeye borçlu olan hukuka,
tam soruşturmanın sadece gizleyecek bir şeyleri olana zarar verdiğine inanan halka,
bir insanın sözleri yerine dna'sına inanmayı tercih eden yönteme,
kendi kaderini tayini tahammül edilemez bir maliyet faktörü olarak gördüğü için kamu yararına,
popülerliğini salt risksiz bir hayat sürdürme vaadine dayandıran siyasete,
özgür iradenin olmadığını iddia eden bilimlere,
kendini immünolojik bir optimizasyon sürecinin ürünü olarak gören aşka,
ağaç evine "yaralanma tehlikesi", ev hayvanına ise "bulaşma riski" diyen ebeveynlere,
benim için neyin iyi olduğunu benden daha iyi bilen devlete,
dünyamızın girişindeki "dikkat! hayat öldürür!" tabelasını kaldıran o salaklara,
yaşamanın ne anlama geldiğini anlayabilmem için kardeşimin ölmesi gerektiği için kendime
güvenimi geri çekiyorum.
juli zeh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
juli zeh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4.07.2022
11.08.2017
sevgi
susanna tamaro: sevgi özendir.andrey platonov: sevgi, yokluk ve kederden oluşur. insan hiçbir şeyin yokluğunu çekmese ve kederlenmese başka bir insanı sevmezdi hiç.
alain de botton: sevgi, bir kişinin başka bir kişinin varlığına gösterdiği saygı ve hassasiyettir.
gustave flaubert: insanın sevdikleriyle yaşayamamasından sonra en büyük işkence, sevmedikleriyle yaşamasıdır.
nick cave: sevgi yapıştırıcıların kralıdır. dünyanın kalbinin atmasını sağlar.
juli zeh: hayatta en önemli şey sevgidir. sevgi doğadır, özgürlüktür; kadınlar, balık tutmak, düzeni bozmaktır. farklı olmaktır. düzeni daha da bozmaktır.
viktor emil frankl: insanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedef sevgidir. bir başka insanı kişiliğinin en derindeki çekirdeğinden kavramanın tek yolu sevgidir.
philipp vandenberg: sevgi her zaman bir yolunu bulur.
charles dickens: bütün gözler buz gibi bakışlarla başka yöne çevriliyken sevgi ve şefkat yüklü sessiz bir bakış -herkes bizi yüzüstü bıraktığı sırada tek bir kişinin duygudaşlığına, sevgisine mazhar olduğumuzu bilmemiz- en derin elem kuyusunda hiçbir servetin satın alamayacağı, hiçbir iktidarın başedemeyeceği bir tutamaktır, bir destek, bir tesellidir.
"sevgi, özgürlüğün çocuğudur, hiçbir zaman tahakkümün değil." (via erich fromm)
hermann hesse: sevgi avuç avuç dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir; ama haydutlukla ele geçirilemez.
28.07.2017
hayat
hildegard knef: hayat bazen yabancı bir kentte geçirilen pazar günlerine benzer. insan kime danışacağını, kime sığınacağını bilemez.
irene nemirovsky: beni teselli eden ne kitap ne de bir sanat eseridir, bu yaşlı ve kusurlu evreni seyre dalmaktır.
juli zeh: hayat, ne yapalım ki gücünün zirvesinde başlar ve bu noktadan itibaren sürekli aşağı inerek sonuna ulaşır. kötü bir dramaturji hatası.
jean rhys: kuşkusuz, yaşam haktan yana değildir. gerçekten lanet olası haksızlıklarla doludur. herkes bilir bunu.
gabriela adameşteanu: hayatta gerçekten kendini inanılmaz mutlu hissettiğin anlar kalıyor aklında, bunu sonra hatırlıyorsun. sonradan da aslında o mutluluk ve sükunet anlarının kısa bir süre sonra gelecek olan büyük sorunların habercisi olduğunu anlıyorsun; yine de o anlardan güzel bir hatıra kalıyor aklında.
katherine mansfield: kimi anlar vardır, korkunç anlar vardır hayatta; insanın sığınağından çıkıp dışarı baktığı anlar ve berbattır bu. insan bu anlara boyun eğmemelidir.
madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.
clarissa p. estes: bir hayat çok fazla kontrollü olduğu zaman, kontrol edilemeyecek kadar az hayat kalır.
jhumpa lahiri: daha gençsin. özgürsün. kendine bir iyilik yap. çok geç olmadan, çok fazla durup düşünmeden, sırtına yastığınla yorganını yükleyip dünyanın görebildiğin kadar çok yerini gör. pişman olmazsın. bir gün bunu yapman için çok geç olacak.
8.07.2016
temize havale
juli zeh
mizah, ruh sağlığına işarettir.
akıl bir yanılsamadır. insanın duygularını içine soktuğu bir kostümden başka bir şey değildir.
hayat, insanın reddedebileceği bir tekliftir.
fanatik; bir fikre yapışır, annesinin eteklerine yapışan bir çocuk gibi. hayatta elde edebileceği mutluluğu annesinin bir tanesi olmasına bağlar.
güzel niyetler garip olgulardır. geçersizliklerini varoluşlarıyla kanıtlarlar.
insan kendisi için yaşar; ama başkaları için ölür.
hayat, ne yapalım ki gücünün zirvesinde başlar ve bu noktadan itibaren sürekli aşağı inerek sonuna ulaşır. kötü bir dramaturji hatası.
meşru bir devlet, vurmadığı sürece insanın hissetmediği bir ayakkabı gibidir.
doğa sevgisi insan sevgisinin habercisidir.
doğru sürülen bir hayat dört bölüme ayrılır: ilk yirmi yıl düşünen, sonraki yirmi yıl da konuşan insanız. üçüncü aşamada eylemlerde bulunur ve son aşamada tekrar düşünmeye döneriz.
insan başka hiçbir şeye şiddet kadar çabuk alışmaz.
ilerleme dürtüsü, toplumsal kibirle kendini gösterme arzusunun bir karışımıdır. var olanla yetinmeyi bilmemek, her çağda en az bir kere olmak üzere yüz binlerce, hatta milyonlarca insanın hayatına mal olur.
dünyada insanların ciddiyetle dile getiremeyecekleri kadar saçma bir cümle yoktur.
bir güvenlik sistemini hayattan vazgeçmiş insanlardan daha çok korkutan bir şey yoktur. bu durum onları durdurulamaz kılar.
doğru olanı sürekli tekrarlamak bir insanın vatanına sunabileceği en büyük hizmettir.
mizah, ruh sağlığına işarettir.akıl bir yanılsamadır. insanın duygularını içine soktuğu bir kostümden başka bir şey değildir.
hayat, insanın reddedebileceği bir tekliftir.
fanatik; bir fikre yapışır, annesinin eteklerine yapışan bir çocuk gibi. hayatta elde edebileceği mutluluğu annesinin bir tanesi olmasına bağlar.
güzel niyetler garip olgulardır. geçersizliklerini varoluşlarıyla kanıtlarlar.
insan kendisi için yaşar; ama başkaları için ölür.
hayat, ne yapalım ki gücünün zirvesinde başlar ve bu noktadan itibaren sürekli aşağı inerek sonuna ulaşır. kötü bir dramaturji hatası.
meşru bir devlet, vurmadığı sürece insanın hissetmediği bir ayakkabı gibidir.
doğa sevgisi insan sevgisinin habercisidir.
doğru sürülen bir hayat dört bölüme ayrılır: ilk yirmi yıl düşünen, sonraki yirmi yıl da konuşan insanız. üçüncü aşamada eylemlerde bulunur ve son aşamada tekrar düşünmeye döneriz.
insan başka hiçbir şeye şiddet kadar çabuk alışmaz.
ilerleme dürtüsü, toplumsal kibirle kendini gösterme arzusunun bir karışımıdır. var olanla yetinmeyi bilmemek, her çağda en az bir kere olmak üzere yüz binlerce, hatta milyonlarca insanın hayatına mal olur.
dünyada insanların ciddiyetle dile getiremeyecekleri kadar saçma bir cümle yoktur.
bir güvenlik sistemini hayattan vazgeçmiş insanlardan daha çok korkutan bir şey yoktur. bu durum onları durdurulamaz kılar.
doğru olanı sürekli tekrarlamak bir insanın vatanına sunabileceği en büyük hizmettir.
11.03.2013
iktidar
juli zeh
iyi bir vatandaş sürüyle birlikte yürüyen koyun değildir. iyi bir vatandaş krizler ve kuşkular yaşar, ardından da ortak davayı daha da çok savunur.
salt 'burada olmak' anlamına geldiğinde varoluş gerçek insana yetmez. insan varoluşunu yaşamalıdır. acıyla. vecd ile. başarısızlıkla. yüksekten uçarak. kendi varoluşu üzerinde eksiksiz bir güçle dolduğunu hissederek. kendi hayatı ve kendi ölümü üzerinde. aşk budur işte.
iki tür olay vardır: iyi, yani insanı geliştiren ve kötü, insanı engelleyen. her şey hayata birinci kategoriden mümkün olduğunca çok ve ikinci kategoriden de mümkün olduğunca az malzeme katmakla ilgili.
özgürlük savaşçısına nefret ettiği sistemin içinde iktidar ve itibar verin, hemen sus pus olur, sadakatle masum masum çalışmaya başlar. peki, bu, insanlar hakkında ne öğretir bize? kendi izzetinefislerini tatmin etmeye hizmet edecekse, bir sistemin yerine öbürünü koymaktan çekinmezler.
taraf olmayan bertaraf olur. bertaraf olanlar da tehlikeyle yaşar. iktidar zaman zaman gücünü kanıtlayabilmek için ders vereceği birilerine ihtiyaç duyar. özellikle de ülkede inanç sarsıldığında. bertaraf olanlar bunun için biçilmiş kaftandır; çünkü ne istediklerini bilmezler. daldan düştü düşecek meyve gibidirler.
şehrin çatıları üzerinde bir çatı katı ve acıya karşı özel bir yeteneği olan bir kadınım. dört haftadır evden çıkmadım. hakkımda bilinebilecekler bu kadar işte. bakışımı kendi içime yöneltip içeride bir şeyler kıpırdıyor mu, kişiliğimin varlığını açığa vuran hafif bir çıtırtı veya fısıltı var mı diye kulak kabarttığımda, hiçbir şey duyamıyorum. tekrarlana tekrarlana anlamını yitiren bir kelimeyim. hiç kimse yaşadıklarımı anlayamaz. ben bile anlayamam. bir köpek olsaydım, yaklaşmayayım diye kendime havlardım.
iyi bir vatandaş sürüyle birlikte yürüyen koyun değildir. iyi bir vatandaş krizler ve kuşkular yaşar, ardından da ortak davayı daha da çok savunur.salt 'burada olmak' anlamına geldiğinde varoluş gerçek insana yetmez. insan varoluşunu yaşamalıdır. acıyla. vecd ile. başarısızlıkla. yüksekten uçarak. kendi varoluşu üzerinde eksiksiz bir güçle dolduğunu hissederek. kendi hayatı ve kendi ölümü üzerinde. aşk budur işte.
iki tür olay vardır: iyi, yani insanı geliştiren ve kötü, insanı engelleyen. her şey hayata birinci kategoriden mümkün olduğunca çok ve ikinci kategoriden de mümkün olduğunca az malzeme katmakla ilgili.
özgürlük savaşçısına nefret ettiği sistemin içinde iktidar ve itibar verin, hemen sus pus olur, sadakatle masum masum çalışmaya başlar. peki, bu, insanlar hakkında ne öğretir bize? kendi izzetinefislerini tatmin etmeye hizmet edecekse, bir sistemin yerine öbürünü koymaktan çekinmezler.
taraf olmayan bertaraf olur. bertaraf olanlar da tehlikeyle yaşar. iktidar zaman zaman gücünü kanıtlayabilmek için ders vereceği birilerine ihtiyaç duyar. özellikle de ülkede inanç sarsıldığında. bertaraf olanlar bunun için biçilmiş kaftandır; çünkü ne istediklerini bilmezler. daldan düştü düşecek meyve gibidirler.
şehrin çatıları üzerinde bir çatı katı ve acıya karşı özel bir yeteneği olan bir kadınım. dört haftadır evden çıkmadım. hakkımda bilinebilecekler bu kadar işte. bakışımı kendi içime yöneltip içeride bir şeyler kıpırdıyor mu, kişiliğimin varlığını açığa vuran hafif bir çıtırtı veya fısıltı var mı diye kulak kabarttığımda, hiçbir şey duyamıyorum. tekrarlana tekrarlana anlamını yitiren bir kelimeyim. hiç kimse yaşadıklarımı anlayamaz. ben bile anlayamam. bir köpek olsaydım, yaklaşmayayım diye kendime havlardım.
31.07.2010
uzun lafın kısası
ian mcewan: bir tohum ek. sonra bak bakalım gelişip serpiliyor mu.
aslı erdoğan: sonuçta her insan hayatı bir yenilgidir; ama bazılarınınki daha görkemli bir yenilgi.
cenap şahabettin: güzel bir kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur.
balzac: devrimizde, o dört köşe adamlara, kötülük önünde hiç eğilmeyen, doğru çizgiden en küçük sapmayı bir suç sayan o güzel iradelere her devirdekinden daha az rastlanıyor.
fernand braudel: uygar alan, çoğu zaman bir sahil şeridiyle sınırlıdır.
ursula k. le guin: elektrikli testere üç yaşındaki bir bebek için ne kadar gerekliyse, tanrı da insanlar için o kadar gereklidir.
fichte: dünya parçalara ayrılacak olsa bile hakikatin söylenmesi gerekiyor.
juli zeh: doğru olanı sürekli tekrarlamak bir insanın vatanına sunabileceği en büyük hizmettir.
irvin yalom: zirveye tırmandım ve tepedeki bu noktadan aşağıda neler olduğuna baktığımda gördüğüm şey yalnızca çürümeden ibaret.
muriel barbery: inançlarımızın üzerinde yükseldiği kaide asla sarsılmasın diye kendi kendimizi manipüle etme yeteneğimiz ne büyüleyici!
pierre assouline: hiçbir şey, çalışmayı deha olarak görmek kadar bağışlanamaz değildir.
simone de beauvoir: insanlar kendilerini biraz fazla ciddiye alırlar. aslında ne davranışlarımızın ne de dünyanın öyle pek bir ağırlığı vardır. hafif, dayanıksız bir dünya bu işte!
aslı erdoğan: sonuçta her insan hayatı bir yenilgidir; ama bazılarınınki daha görkemli bir yenilgi.
cenap şahabettin: güzel bir kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur.
balzac: devrimizde, o dört köşe adamlara, kötülük önünde hiç eğilmeyen, doğru çizgiden en küçük sapmayı bir suç sayan o güzel iradelere her devirdekinden daha az rastlanıyor.
fernand braudel: uygar alan, çoğu zaman bir sahil şeridiyle sınırlıdır.
ursula k. le guin: elektrikli testere üç yaşındaki bir bebek için ne kadar gerekliyse, tanrı da insanlar için o kadar gereklidir.
fichte: dünya parçalara ayrılacak olsa bile hakikatin söylenmesi gerekiyor.
juli zeh: doğru olanı sürekli tekrarlamak bir insanın vatanına sunabileceği en büyük hizmettir.
irvin yalom: zirveye tırmandım ve tepedeki bu noktadan aşağıda neler olduğuna baktığımda gördüğüm şey yalnızca çürümeden ibaret.
muriel barbery: inançlarımızın üzerinde yükseldiği kaide asla sarsılmasın diye kendi kendimizi manipüle etme yeteneğimiz ne büyüleyici!
pierre assouline: hiçbir şey, çalışmayı deha olarak görmek kadar bağışlanamaz değildir.
simone de beauvoir: insanlar kendilerini biraz fazla ciddiye alırlar. aslında ne davranışlarımızın ne de dünyanın öyle pek bir ağırlığı vardır. hafif, dayanıksız bir dünya bu işte!
29.06.2010
uzun lafın kısası
ian mcewan: inananların pençelerinden kurtulmak pek kolay değildir.
aslı erdoğan: yalnızca kötülüğün en dibine inenler erdemin doruklarına varabilirler.
juli zeh: bir güvenlik sistemini hayattan vazgeçmiş insanlardan daha çok korkutan bir şey yoktur. bu durum onları durdurulamaz kılar.
elia kazan: insanların içine düştükleri en zararlı ve aldatıcı yanılgılardan biri, bir defada yalnızca bir kişiyi fiziksel olarak sevebilecekleri kanısıdır.
muriel barbery: nerede para varsa orada uyuşturucu da vardır.
erich auerbach: dinler, halkın saflığına dayanan kaba ikiyüzlülüklerden ibarettir; insanları, budalalıklarını istismar eden bir avuç açıkgözün boyunduruğu altına koymaktan başka bir işe yaramaz.
g.b. shaw: her erkek sevdiği şeyi öldürür. kadın dediğin de budur zaten: en iyi kemiği kapmak için birbirleriyle dalaşan köpekler.
ursula k. le guin: erkeğin istediği özgürlüktür. kadının istediği mülkiyettir. seni ancak başka bir şeyle takas edebilirse serbest bırakır. bütün kadınlar mülkiyetçidir.
pierre assouline: eğer gülüyorsan herkes seninle güler; ağlarsan yalnız ağlarsın.
simone de beauvoir: kadın; bir sevgili, tanrıça, ana, cadı ya da derin bir düşünce olabilir ama hiçbir zaman kendisi olamaz.
cemil sena: bazı mağlubiyetler vardır ki asildir; bazı galibiyetlerin de sefil olduğu gibi.
edward said: entelektüel; sismik şoklar yaratır, insanları sarsar; ama ne geçmişine ne de arkadaşlarına bakılarak açıklanabilir. sürgün entelektüel zorunlu olarak ironik, kuşkucu ve hatta oyunculdur; ama kinik değildir.
aslı erdoğan: yalnızca kötülüğün en dibine inenler erdemin doruklarına varabilirler.
juli zeh: bir güvenlik sistemini hayattan vazgeçmiş insanlardan daha çok korkutan bir şey yoktur. bu durum onları durdurulamaz kılar.
elia kazan: insanların içine düştükleri en zararlı ve aldatıcı yanılgılardan biri, bir defada yalnızca bir kişiyi fiziksel olarak sevebilecekleri kanısıdır.
muriel barbery: nerede para varsa orada uyuşturucu da vardır.
erich auerbach: dinler, halkın saflığına dayanan kaba ikiyüzlülüklerden ibarettir; insanları, budalalıklarını istismar eden bir avuç açıkgözün boyunduruğu altına koymaktan başka bir işe yaramaz.
g.b. shaw: her erkek sevdiği şeyi öldürür. kadın dediğin de budur zaten: en iyi kemiği kapmak için birbirleriyle dalaşan köpekler.
ursula k. le guin: erkeğin istediği özgürlüktür. kadının istediği mülkiyettir. seni ancak başka bir şeyle takas edebilirse serbest bırakır. bütün kadınlar mülkiyetçidir.
pierre assouline: eğer gülüyorsan herkes seninle güler; ağlarsan yalnız ağlarsın.
simone de beauvoir: kadın; bir sevgili, tanrıça, ana, cadı ya da derin bir düşünce olabilir ama hiçbir zaman kendisi olamaz.
cemil sena: bazı mağlubiyetler vardır ki asildir; bazı galibiyetlerin de sefil olduğu gibi.
edward said: entelektüel; sismik şoklar yaratır, insanları sarsar; ama ne geçmişine ne de arkadaşlarına bakılarak açıklanabilir. sürgün entelektüel zorunlu olarak ironik, kuşkucu ve hatta oyunculdur; ama kinik değildir.
29.04.2010
uzun lafın kısası
marcel proust: yeryüzünde haz kadar sınırlı bir şey yoktur.
frank zappa: mutlu, zihinsel açıdan sağlıklı bir çocuk yetiştirmek isteyen herkese verebileceğim en iyi tavsiye şudur: onu dinsel kurumlardan mümkün olduğunca uzak tutun.
gene merton: yeryüzündeki tek gerçek mutluluk, kendi sahte kimliğimizin zindanından kaçabilmektir.
georges bernanos: salaklar oturgan olur; ama yolculuk kitaplarına bayılırlar.
jiddu krishnamurti: bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.
juli zeh: insan başka hiçbir şeye şiddet kadar çabuk alışmaz.
edwin fuller torrey: kendi özgürlüklerinden vazgeçmeye istekli insanların bulunmadığı yerde faşizm de olmayacaktır.
napolyon: ahlaksızlıkların en büyüğü, insanın bilmediği bir işi yapmasıdır.
ahmet hamdi tanpınar: aşkın kötü tarafı, insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. şu veya bu şekilde. fakat daima ödersiniz.
simone de beauvoir: zaman zaman kalplerde bir ateş yanar; yaşamak dedikleri budur.
fernando pessoa: yanılıyordu vergilius. en çok anlamak yoruyor bizi. yaşamak, düşünmemektir.
forrest carter: uzakta bir yerde, hatta büyük sularda ölürsen, dağlıysan, yas tutan güvercin tarafından hatırlanacağını bilirsin. bunu bilmek bir insana huzur verir.
frank zappa: mutlu, zihinsel açıdan sağlıklı bir çocuk yetiştirmek isteyen herkese verebileceğim en iyi tavsiye şudur: onu dinsel kurumlardan mümkün olduğunca uzak tutun.
gene merton: yeryüzündeki tek gerçek mutluluk, kendi sahte kimliğimizin zindanından kaçabilmektir.
georges bernanos: salaklar oturgan olur; ama yolculuk kitaplarına bayılırlar.
jiddu krishnamurti: bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.
juli zeh: insan başka hiçbir şeye şiddet kadar çabuk alışmaz.
edwin fuller torrey: kendi özgürlüklerinden vazgeçmeye istekli insanların bulunmadığı yerde faşizm de olmayacaktır.
napolyon: ahlaksızlıkların en büyüğü, insanın bilmediği bir işi yapmasıdır.
ahmet hamdi tanpınar: aşkın kötü tarafı, insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. şu veya bu şekilde. fakat daima ödersiniz.
simone de beauvoir: zaman zaman kalplerde bir ateş yanar; yaşamak dedikleri budur.
fernando pessoa: yanılıyordu vergilius. en çok anlamak yoruyor bizi. yaşamak, düşünmemektir.
forrest carter: uzakta bir yerde, hatta büyük sularda ölürsen, dağlıysan, yas tutan güvercin tarafından hatırlanacağını bilirsin. bunu bilmek bir insana huzur verir.
27.02.2010
uzun lafın kısası
cervantes: her şey satılır ve her şey satın alınır.
remarque: tam zamanında içilecek bir sigara, dünyanın bütün ideallerinden daha iyidir.
ivan illich: en iyi öğretmenler bile öğrencilerini okullaşmanın seremoni ve ritüelinin oluşturduğu gizli müfredattan koruyamazlar.
juli zeh: insan, oturduğu yerde değil, anlaşıldığı yerde evinde hisseder kendini.
polly toynbee: din iyi değildir, öldürür. insanların gerçekten ona inandığı yerde zehirleyici bir etkisi vardır. tanrı vergisi mutlak küstahlık ortaya çıktığında kan akar ve kadınlar zincire vurulur.
saint-exupery: sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.
peter atkins: hem entelektüel yönden dürüst davranıp hem de tanrılara inanabilmek mümkün değildir. tanrılara inanan birinin gerçek bir bilim adamı olması imkansızdır.
robert l. stevenson: şarap ve tütünün olmadığı bir yaşamda yapılabilecek tek şey ulumak, tepinmek ve kaçıp gitmektir.
gabriel garcia marquez: londra kilise meclisinin yirmi yedi yasasının yirmi yedisinin de içine sıçayım.
pythagoras: en iyiyi seç; alışkanlıkla hem kolay hem de sevimli duruma gelecektir.
ahmet hamdi tanpınar: insan neyi anlatabilir? insan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? yıldızlar birbiriyle konuşabilir; insan insanla konuşamaz.
rana dasgupta: kendimizi kandırmayalım; iğrenç bir dünyada yaşıyoruz, her şey yalan.
remarque: tam zamanında içilecek bir sigara, dünyanın bütün ideallerinden daha iyidir.
ivan illich: en iyi öğretmenler bile öğrencilerini okullaşmanın seremoni ve ritüelinin oluşturduğu gizli müfredattan koruyamazlar.
juli zeh: insan, oturduğu yerde değil, anlaşıldığı yerde evinde hisseder kendini.
polly toynbee: din iyi değildir, öldürür. insanların gerçekten ona inandığı yerde zehirleyici bir etkisi vardır. tanrı vergisi mutlak küstahlık ortaya çıktığında kan akar ve kadınlar zincire vurulur.
saint-exupery: sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.
peter atkins: hem entelektüel yönden dürüst davranıp hem de tanrılara inanabilmek mümkün değildir. tanrılara inanan birinin gerçek bir bilim adamı olması imkansızdır.
robert l. stevenson: şarap ve tütünün olmadığı bir yaşamda yapılabilecek tek şey ulumak, tepinmek ve kaçıp gitmektir.
gabriel garcia marquez: londra kilise meclisinin yirmi yedi yasasının yirmi yedisinin de içine sıçayım.
pythagoras: en iyiyi seç; alışkanlıkla hem kolay hem de sevimli duruma gelecektir.
ahmet hamdi tanpınar: insan neyi anlatabilir? insan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? yıldızlar birbiriyle konuşabilir; insan insanla konuşamaz.
rana dasgupta: kendimizi kandırmayalım; iğrenç bir dünyada yaşıyoruz, her şey yalan.





