fethi naci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fethi naci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.05.2021

edebiyat eseri

fethi naci

edebiyatın görevini basit bir pedagojik görev durumuna getirdiniz mi, yani şiirin, hikâyenin, romanın en güzelini yazmak yerine, halka bilinç vermek ya da sömürü koşullarını ortadan kaldırmak adına şiirin, hikâyenin, romanın en sıradanını yazmaya giriştiniz mi, istediğiniz kadar yüksek ülkülerden söz açın, bu sıradanlığı kimseye yutturamazsınız. dahası var: edebiyata yüklediğiniz göreve yan çizmiş olursunuz. çünkü edebiyatın dünyanın tanınmasına ve değiştirilmesine katkıda bulunabilmesinin ilk koşulu, yazdığınız şiirin, hikâyenin, romanın gerçekten "edebiyat eseri" olmasıdır; bu koşul gerçekleşmemişse, bırakın halkı, sanatçı birey olarak kendinizi bile kurtaramazsınız.

19.08.2019

görev

fethi naci

edebiyatın görevini basit bir pedagojik görev durumuna getirdiniz mi, yani şiirin, hikayenin, romanın en güzelini yazmak yerine, halka bilinç vermek ya da sömürü koşullarını ortadan kaldırmak adına şiirin, hikayenin, romanın en sıradanını yazmaya giriştiniz mi, istediğiniz kadar yüksek ülkülerden söz açın, bu sıradanlığı kimseye yutturamazsınız. dahası var: edebiyata yüklediğiniz göreve yan çizmiş olursunuz. çünkü edebiyatın dünyanın tanınmasına ve değiştirilmesine katkıda bulunabilmesinin ilk koşulu, yazdığınız şiirin, hikayenin, romanın gerçekten "edebiyat eseri" olmasıdır; bu koşul gerçekleşmemişse, bırakın halkı, sanatçı birey olarak kendinizi bile kurtaramazsınız.

4.12.2015

edebiyat yazıları

fethi naci

sanatçı, yalnız başkalarından değil, kendinden de intihal yapmaz.

atatürk: bizi yanlış yola sevk eden fesatçılar çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz; görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve alçaklıktan gelmiştir.

reşat nuri güntekin: en eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.

atatürk: ölülerden yardım istemek medeni bir sosyal topluluk için lekedir.

jean-paul sartre: insan bazı şeyleri söylemeyi seçtiği için değil, onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için yazardır.

hiçbir zaman kapkaranlık değildir gece (eluard)

"bir kadını ya da bir erkeği sevmek, yaşamın yeni bir boyutunu, yeni ve önceden bilinmez bir geleceği keşfetmektir.

aşk, deha kadar az bulunur bir şeydir.

aşkın gözden düşmesinde feodal ya da burjuva evlilik kurumunun büyük payı vardır; çünkü cinsel ilişkileri aşk ilkelerinden başka ilkelere, özellikle kan, kudret, para ilkelerine bağımlı kılmıştır.

aşk, insan ötekini kendine yeğleyince başlar; onun farklı olduğunu, sonuna kadar özgür olduğunu kabul edince başlar.

"yaşamın anlamı aşktır." (roger garaudy)

jean-paul sartre: yazarın görevi, hiç kimsenin dünyadan habersiz kalmamasını ve bu yüzden kendisinin suçsuz olduğunu ileri sürememesini sağlamaktır.

17.12.2012

roger garaudy

fethi naci

roger garaudy, fransız komünist partisi'nin 19. kongresinde, 6 şubat 1970'te, konuşmasını yapmış, fransa'da sosyalizmin zaferi için zorunlu bulduğu en önemli noktaları açıklamış. "son sözcüklerimi korkunç bir sessizlik izledi." diyor. çıkmış kongre salonundan, arabasına binmiş, nereye gideceğini bilmeden hareket etmiş. 35 yıllık parti üyesi, 24 yıllık merkez komitesi üyesi, 12 yıllık siyasi büro üyesi garaudy, "yaşamımda ilk defa intihara niyetlendim" diyor. bir saat kadar dolaşmış sokaklarda, "tarifsiz kederler içinde." sonra, "nereye gitmeli?" diye sormuş kendi kendine. evine gitmek istememiş; bu ezici kederi çocuklarına, bütün aileye taşımak istememiş. saat, öğleden sonra iki. kurulmuş bir makine gibi tekrar yola koyulmuş, kendini itenin ne olduğunu pek de bilmeden bir de bakmış ki 1937'de evlenip 1945'te terk ettiği ilk karısının evinin önünde. bir uyurgezer gibi çıkmış merdivenleri. kapıya vurur vurmaz kapı hemen açılmış. kapının arkasında biri kapıyı açmak için bekliyormuş gibi. garaudy, açılan kapıdan içeride iki kişilik bir masanın hazırlanmış olduğunu fark ediyor ve birden davranışının yersizliğini anlıyor. bir adım geriliyor:

"bağışla, belki birini bekliyordun."

"evet, birini bekliyordum: seni. konuşmanı az önce radyoda dinledim. sonra o ölüm sessizliğini. buradan başka bir yere gidemeyeceğinden emindim. gir de bak: 25 yıl geçti; ama sanıyorum sevdiğin şarabı unutmadım, çavdar ekmeğini de."

sessizlik içinde yiyorlar yemeklerini.

garaudy, bir saat sonra, eski karısının alnını öperek ayrılınca her şeyin değiştiğini görüyor. bir tek varlık, binlerce terk edişi karşılamaya yetiyor. yaşamın ölüm üzerindeki zaferi. "yaşamak hala mümkündü." diyor garaudy.

20.03.2012

alıntılar

tahsin yücel

atatürk devrimlerinin biçimiyle içeriği bir kağıdın iki yüzü gibidir; birbirinden ayrılmaz. "isteyen istediğini yapar; 10 yaşındaki kızını çarşafa sokmak babanın bileceği iştir!" dediniz mi insanı yaralarsınız; eşitliği, özgürlüğü, insanın insan niteliklerini geliştirme hakkını yaralarsınız.

georges bernanos: salaklar oturgan olur; ama yolculuk kitaplarına bayılırlar.

çevirmenin emeği resmin üstündeki cam gibidir; arılığı oranında değil de kirliliği oranında belli eder kendini.

demirtaş ceyhun: türkler kent değil, köy bile kuramamışlardır; çünkü göçebedirler; türklerin ekonomisi her zaman bir "yağma ekonomisi" olmuştur; çünkü göçebe yağmalamadan başka bir şey bilmez. ermeni ile rum ekip biçmiş, türk yemiştir; çünkü göçebe, tarıma yabancıdır. türklerde hukuk da, hukuk saygısı da yoktur; çünkü göçebenin olduğu yerde hukuk olmaz.

bülent ecevit: laiklik ilkesi, cumhuriyet'in aşil topuğudur.

fethi naci: şiirin iyisini bilen birinin orta halli bir şey yazması mümkün değildir.

konfüçyüs: adlar doğru konulmazsa sözler yerini bulmaz; sözler yerini bulmazsa devlet işleri yürümez.

beaumarchais: günümüzde, söylenmeye değmeyen şeyler şarkıya dökülüyor.

bakmayın her dönemde bir başka telden çalanlara; iyi yazar biraz da köklerine ve ilkelerine bağlılığından belli olur.

jean baudrillard: her şey nesneden yola çıkar ve gene nesneye döner. özne ancak arzular; yalnız nesne baştan çıkarabilir.

daniel pennac: insan toplu yaşar; çünkü sürücüldür; ama yalnız olduğunu bildiği için okur. bu okuma başka hiçbir arkadaşlığın yerini almayan bir arkadaşlıktır; ama başka hiçbir arkadaşlık da bu arkadaşlığın yerini tutamaz.

eylem için eylem, savaş için savaş, sanat için sanat gibi, aşkın bir erekten yoksun olan her etkinlik tehlikelidir; sonunda öznenin kendisine karşı döner.

solcuyken dinci, dinciyken solcu olmak gibi kökten değişimler, biçimlenmemiş kişiliklerin, daha doğrusu kişilik yokluğunun özelliğidir.

paul valery: tarih, yinelenmeyen şeylerin bilimidir.

"yoksulluk deyip de geçme; en büyük zenginlik onun zenginliğidir; bir kez olsun sofrasına oturmadan, onun ekmeğini yer herkes; yerler yerler, tüketemezler."

roland barthes: tüm resmi dil kurumları yineleme çarklarıdır. okul, spor, tanıtım, kitlesel yapıt, şarkı, haber, hep aynı yapıyı, aynı anlamı, çoğu kez aynı sözcükleri yineler: kalıp söz siyasal bir olgu, düşüngünün bir betisidir.

plinius: pabuççu, pabuçtan yukarı çıkma!

roland barthes: yazar, klasiğe ulaşınca, kendi ilk yaratısının öykünücüsü olur.

jean-paul sartre: tarihin içinde, suda balıklar gibi yaşarız.