yevgeni zamyatin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yevgeni zamyatin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.08.2013

biz

yevgeni zamyatin

bilgi, yanılmazlığından kesinlikle emin olduğumuzda inançtır.

sağlıklı bir gözün, parmağın ya da dişin farkına bile varmazsınız. ama toz kaçmış bir göz, iltihaplı bir parmak ya da apseli bir diş kendini hissettirir. benliğin bilincine varmanın bir hastalık olduğu açık değil mi?

arzular acı verir. bir tek arzu bile kalmadığı zaman mutluluk vardır.

her gerçek şair bir kolomb'dur. amerika kolomb'dan yüzyıllarca önce de vardı; ama yalnızca kolomb onu keşfetmeyi başardı.

duvarların, engellerin o ilahi, bilgece sınırlamaları! duvar, belki de keşiflerin en yücesi. insanoğlu, ilk duvar inşa edildikten sonra vahşi bir hayvan olmayı bıraktı.

uçurumun karanlık yüzü bizden yalnızca bir bıçak sırtı kadar uzak olsa ne çıkar? bıçak, insanlığın geliştirdiği en gerekli, en ölümsüz, en yüce nesne. giyotin olan da o, düğümlerin evrensel çözücüsü de o. kenarıysa, paradoksların, korkusuz aklın yolu.

geçmişle gelecek arasındaki aşılmaz boşluk son derece yalındır.

kalp ideal bir pompadan başka bir şey değildir; burada bir sıvının pompa aracılığıyla emilmesiyle bağlantılı olarak basınçtan söz etmek teknik bir saçmalıktır. öyleyse tüm bu aşklar, acımalar ve böyle kasılmalara neden olan diğer saçmalıklar hastalıklı, doğaya aykırı şeylerdir.

düş gücü mutluluğa giden yolun son engelidir.

nihai devrim yoktur. devrimler sonsuzdur. son devrim çocuklar içindir. çocuklar sonsuzluktan korkarlar, geceleri derin bir uyku çekmeleri gerekir.

çocuklar en gözüpek filozoflardır. ve gözüpek filozoflar da kaçınılmaz olarak çocuk kalırlar. tıpkı çocuklar gibi sürekli soru sorarlar.

cennet üzerine şu antik efsane.. bir düşün. cennetteki o ikiliye bir seçme şansı veriliyor: özgürlüksüz mutluluk, mutluluk olmadan özgürlük. üçüncü seçenek yok. o budalalar özgürlüğü seçti ve ne oldu? tabii ki çağlar boyunca zinciri arzuladılar. dünyanın çağlar boyunca çektiği acı buydu işte.

gülme değişik renklerde olabilir. içimizde, uzaklarda bir yerde olan bir patlamanın yankısıdır; havai fişek gibi, kırmızı, mavi ve altın rengi olabilir; parçalanmış, havaya uçuşan insan uzuvlarından da oluşabilir.

orijinal olmak diğerlerinden farklı olmak, dolayısıyla da eşitliği bozmaktır.

eskilerin cennet düşü.. anımsa: cennettekiler ne tutkuyu, ne acımayı ne de sevgiyi bilirler. orada yalnızca düş güçleri yok edilmiş, kutsanmış insanlar vardır. onlar da zaten bu nedenle kutsanmışlardır.

eski bilgelerden biri akıllıca bir şey söylemiş, kazara tabii: "dünyayı açlık ve sevgi yönetir." öyleyse evren üzerindeki egemenlikleri kaldırabilmek için onlar üzerinde egemenlik kurmalı.

insanoğlu bir roman gibidir: son sayfaya gelinceye kadar nasıl biteceğini kimse bilemez. yoksa okumaya değmezdi.

31.03.2009

uzun lafın kısası

charles dickens: 
kanayan bir kalple gülümsemek kolay değildir.

alain de botton: aşkın en büyük sakıncalarından biri, kısa bir süre için de olsa bizi mutlu etme tehlikesi taşımasıdır.

elsa morante: para olunca meryem ana bile satın alınır. tanrı baba bile.

victor hugo: kocanızdan başka bir adamı mı seviyorsunuz? öyleyse ona gidin. sevmediğiniz kişinin yanında onun fahişesi olursunuz; sevdiğiniz kişiyleyseniz onun karısı olursunuz. cinslerin birleşmesinde yasayı kalp yapar. özgürce sevip düşünün. kalanı tanrıyı ilgilendirir.

juvenalis: fiyatı ne kadar pahalı olursa aldıkları zevk o kadar büyük olur.

pierre schoendoerffer: bir düşler kıyımıdır yaşam; çiğnenmiş, ihanete uğramış, satılmış, bırakılmış, unutulmuş bir düşler mezarlığıdır. ne israf!

nick cave: sevgi yapıştırıcıların kralıdır. dünyanın kalbinin atmasını sağlar.

yevgeni zamyatin: insanoğlu bir roman gibidir: son sayfaya gelinceye kadar nasıl biteceğini kimse bilemez. yoksa okumaya değmezdi.

spinoza: değerli olan her şey zor olduğu kadar enderdir de.

proudhon: yönetilmek; yetkileri de, bilgileri de, faziletleri de olmayan yaratıklar tarafından gözaltında bulundurulmak, casuslanmak, sürüklenmek, onların kanunlarına boyun eğmek, kurallarına başüstüne demek, güdülmek, tartaklanmak, damgalanmak demektir. 

viktor emil frankl: insanlığımızı gösteren en iyi şey mizahtır.

paulo freire: her gün dünyaya açık ol, düşünmeye hazır ol; söyleneni sadece söylendiği için kabul etmeye hazır olma, okuduğunu yeniden okumaya eğilimli ol. her gün sorgula, sor ve kuşku duy. en gerekli olanı kuşku duymaktır.

4.03.2008

sabaha karşı toprak şifa bulacak

yevgeni zamyatin

yaşamdaki en güzel şey sanrıdır, en güzel sanrı da aşktır.

"mutluluk yağlanmaya en uygun koşullardan birisidir."

kültürlü insan, olabildiği ölçüde, bir yüze sahip olmamalıdır. yani tamamen yok değil, şöyle: yüzü varmış gibi olmalıdır; ama yüzü yokmuş gibi de olmalıdır, göze batmaması için; tıpkı iyi bir terzinin diktiği elbisenin göze batmaması gibi. kültürlü insanın yüzü diğer (kültürlü) insanlarınki gibi olmalıdır ve elbette yaşanan olaylar karşısında değişmemesi gerektiğini söylemeye gerek yoktur.

gökten tüm gece kar yağdı. sabah karşı toprak şifa bulacak. sabaha karşı karın altından utangaç sineglazka*, uzun belikleriyle yeniden çıkacak; tamamen şaşkın, yeni; tamamen yeni baştan: yalnızca sabaha dek yaşaması gerek.

sabah. mavi kar, çizme izleriyle tamamen kirlenmiş.

* sineglazka: (mavi gözlü). rus halk masalında tüm zenginlikleri, ihtişamı geri çevirerek ve zorluklara karşı direnerek aşkını korumayı başarmış kadın kahramanın adıdır.