kul ahmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kul ahmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.01.2013

dizeler


hararet nardadır, sacda değildir
keramet sendedir, tacda değildir
her ne arar isen kendinde ara
kudüs'te, mekke'de, hacda değildir
(hacı bektaş veli)

ey zahit şaraba eyle ihtiram
insan ol cihanda bu dünya fani
ehline helaldir na-ehle haram
biz içeriz bize yoktur vebali
(edip harabi)

biz tüccar değiliz alıp satmayız
erkan gözetiriz yoldan sapmayız
gönlümüz ganidir kibir tutmayız
biz muhammed ali diyenlerdeniz
(şah hatayi)

bir bahçeye hizmet ettim erenler
bahçe benim ama dal benim değil
fabrikada mal ürettim beylere
işçi benim ama mal benim değil
(kul ahmet)

kimi doğru gider kimi şaşırmış
kimi kağnısını dağdan aşırmış
hüseyin yolunu sarpa düşürmüş
devresi bilinmez yola ne dersin
(aşık hüseyin)

neler geldi girdi benim düşüme
felek bu dertleri taktı peşime
bir yazı yazın ki mezar taşıma
ferrahi dünyada gülmemiş deyin
(aşık ferrahi)

feymani içinde kötü his tutma
sadık dosta darılıp da küs tutma
altın isen altınlık yap pas tutma
sonra çar çamura karılmayasın
(aşık feymani)

zahit bizi tan eyleme
hak ismin okur dilimiz
sakın efsane söyleme
hazrete varır yolumuz
(aşık muhyi)

beni hor görme kardeşim
sen altınsın ben tunç muyum
aynı vardan var olmuşuz
sen gümüşsün ben sac mıyım
(aşık veysel)

her kim bana ağyar ise
hak tanrı yar olsun ona
kim ölümüm ister ise
bin yıl ömür olsun ona
(aşık paşa)

bir vakte erdi ki bizim günümüz
yiğit belli değil mert belli değil
herkes yarasına derman arıyor
deva belli değil dert belli değil
(aşık ruhsati)

serdari halimiz böyle n'olacak
kısa çöp uzundan hakkın alacak
(aşık serdari)

20.05.2008

dizeler


derman arardım derdime
derdim bana derman imiş
bürhan sorardım aslıma
aslım bana bürhan imiş
(niyazi mısri)

seyyah oldum şu alemi gezerim
bir dost bulamadım gün akşam oldu
kendi efkarımca okur yazarım
bir dost bulamadım gün akşam oldu
(kul himmet)

adem'i balçıktan yoğurdun yaptın
yapıp da neylersin bundan sana ne
halk ettin insanı saldın cihana
salıp da neylersin bundan sana ne
(kaygusuz abdal)

ormanda büyüyen adam azgını
çarşıda pazarda insan beğenmez
medrese kaçkını softa bozgunu
selam vermek için derviş beğenmez
(kazak abdal)

dünya gamın bırak yürü
kalır dünyanın her varı
muhabbetten geri kalma
muhabbettir baki kalan
(aşık meluli)

belimizde kılıcımız kirmani
taşı deler mızrağımın temreni
hakkımızda devlet etmiş fermanı
ferman padişahın dağlar bizimdir
(dadaloğlu)

bir şah olsam hükmeylesem cihana
başta haksızlığı yıkar giderdim
okullar yapardım bütün insana
cehaleti kökten yakar giderdim
(kul ahmet)

insanlıktan yoktur bende bir nişan
zayıftır idrakim aklım perişan
akılsız akraba güldürür düşman
böyle adam yurtta kalsa ne fayda
(aşık şenlik)

benim bu gidişe aklım ermiyor
fukara halini kimse sormuyor
padişah sikkesi selam vermiyor
kefensiz kalacak ölümüz bizim
(aşık serdari)

seçmedik yarimiz ağyarımızdan
kimse vakıf değil esrarımızdan
(aşık mirati)

gülümdün sen canım benim
dokununca kanar tenim
feryat benim gurbet sensin
vaay
(öksüz dede)

bana olan cefa senden değildir
benim kendi bahtım kara sevdiğim
sana meyil vermek benden değildir
gönül düştü nedir çare sevdiğim
(aşık dertli)

bu gönlüm şehrini seyran ederken
dedi sırrım bana seyran içinde
aşka düştün niçin derman ararsın
aşıklar dert arar derman içinde
(eşrefoğlu rumi)

çoktan uğramadım dostun köyüne
o yar kahırlanıp küstü mü bilmem
gelip giden yoktur bir haber almam
benden umudunu kesti mi bilmem
(devrani)