13.10.19

gölgede yürümek

doris lessing

insanı en çok küçük şeyler rahatsız eder.

insanın hiçbir şekilde kontrol edemediği bu süreçten daha acımasız hiçbir şey yok.

mevcudiyetlerini aşırı yoksulluktan çekip çıkartmış insanların, kendilerini ayrıcalıklı hissetmeleri için epey zaman geçmesi gerekir.

arthur c. clarke: tarihin çok özel bir anında yaşıyoruz, bunlar tek gezegen halkı olarak insanlığın son günleri.

zaman bir insanın hayatının farklı dönemlerinde farklıdır. otuzlarınızdaki bir yıl, bir çocuğunkine kıyasla (ki onunkisi sonsuz gibidir) çok kısadır, ama kırklarınızdakine kıyasla uzundur; yetmişlerdeki bir yıl ise göz açıp kapamak gibidir.

konstantin tsiolkovsky: dünya insanlığın beşiğidir; ama sonsuza dek beşikte yaşayamazsın.

çoklukla acıklı şeyler insanı güldürür.

bir noktada aşk yüzünden acı çekmemiş hiç kimse yoktur.

duygusallıkla zalimlik kardeştir. zalimlik çoğu zaman yapmacık bir gülümseme taşır.

güven içinde söyleyebilirim ki insanın başına bir politik sürgün grubuna girmekten daha kötü bir şey gelemez.

geçici bir duygu gölgesi, küçücük bir bulut, on yıl sonra, kendinizle ilgili, başkalarıyla ilgili, bir dönemle ilgili bir aydınlanma fırtınasına dönüşebilir.

duygusallık genellikle aşırı zalimliklerle beraberdir veya buna yol açar.

sürgündeki grupların birbirlerinden kuşkulanarak kendilerine zarar vermeleri için içlerinde ajan hatta geçici bir ajan bile bulunmasına gerek yoktur.

gençliğin çok zevkli melankolileri derinleşerek tehlikeli, zehirli bir şeye dönüşebilir.

tiranlığa karşı korunmak için yapılması gereken, her zaman olduğu gibi, bireyselliği artırmak, bireysel sorumluluğu güçlendirmek ve birini yetkilendirmemektir.

darbe değil de yara olan, yavaşça yayılan, gözden ıraklaşan, aslında hiç solmayan ölümler vardır.

caza veya blues'a kapılıp duyarlılık değişimi yaşamayan hiç kimse yoktur.

kötülükten daha kolay bir şey yoktur ve birisi hakkında kötüleyecek bir şey bulmak için ona iyice bakmak yeterlidir.

insanoğlunun aklı felaketi unutmak üzere ayarlanmıştır.

ayrıca yaşayan herkesin çamurda kökleri vardır: bu bir insanlık koşuludur. dostlarımızı eleştirme konusunda çok başarılıyız, ahlaki zayıflıkları ortaya çıkarmakta üstümüze yoktur.

metropollerin en büyük zevki, birbirlerini tanımak istemeyebilecek insanlarla tanışmaktır.

gerçek katıdır, acıdır, kanlıdır ve gerçeklik acı ve sıkıntıdır. en iyi insanlar bu gerçeği bilir. en kötüleri, gerçeği kabul etmeyi reddeden kayıtsız budalalardır.

ahlaki öfkenin arkasında her zaman kıskançlık gizlidir.

bazen, muhtemelen abartılacağı için bir şeyden hiç bahsetmemekle, gerçek adına anlatmak arasında seçim yapmak gerekir.

kimi insanların ölümleri katiyen doldurulamaz boşluklar bırakır.

gün ışığındaki yaşamdan dışlanmış garip ve mantıksız dünyalar cennet ve cehennemin aleviyle vahşice aydınlanır. bu dışlanmadan biz zararlı çıkarız.

her kitlesel politik hareket insan davranışlarındaki en kötü yanları ortaya salar ve hayranlıkla seyreder. en azından bir süre.

yaratıcı insanların genç yaşta sevgiden yoksun kalmalarından daha kötü bir şey yoktur. tekrar tekrar ve şiddetli bir şekilde, ulaşılamayacak kişilere âşık olurlar. bazıları hayatlarını erişilemeyen aşklarla romantik hayaller kurarak geçirirler. yine de, sonunda birilerini buldukları zaman, çok iyi, çok akıllı ve -en önemlisi- çok komik sevgili olurlar.

bazı insanlar felaket adını taşıyan yürüyen merdivene biner ve bir daha inemezler.