28.10.19

azizler ve alimler

terry eagleton

bahtin: bütün etkili eylemler araya bir mesafe koyularak yapılır. kayıtsızlıkla değil, yalnızca ironiyle. insanlar biraz mesafeli olabilselerdi çocukların derilerini yüzmezlerdi. en azından çoğu. tarihe bak. işe yaramış olan başka bir eylem biçimi var mı?

wittgenstein: tarih, annesinin gözleri önünde yavaş yavaş kızartılan yeni doğmuş bir bebektir.

bahtin: insan kaçınılmaz olana karşı çıkmadıkça kaçınılmazın ne kadar kaçınılmaz olduğunu bilemez.

wittgenstein: insanoğlu dünyaya geldiği ilk günden itibaren doymak bilmez bir iştahla birbirinin derisini yüzmüştür. birbirlerinin gözlerini oyarak, anüsünden ve vajinasından içeri acı biber dalları sokarak, beşikten mezara kadar birbirlerinin yollarına kızgın korlar dökmüşler, bok döşemişlerdir. bu sonu gelmez tekme tokat yağmurunu sona erdirmek için ne kadar çok erdem gerekeceğini hayal edebiliyor musun? cengiz han ölçüsünde bir iyilik herhalde.

connolly: egemen sınıf ancak zaferin dilinden anlar, yenilginin gücünü küçümser. yenilgi, işçi sınıfının çok yakından tanıdığı bir tablodur. ezilen halklar silaha başvurma konusunda ne kadar gönülsüzlük gösterdiyse yöneticiler de her zaman o kadar kan dökmeye hazır olmuşlardır.

bahtin: bizim memlekette papazlar sosyalistlere şeytanın dölleri gözüyle bakarlar, sosyalistlerin tek dilediği de bütün ruhban sınıfını çan kulelerinden sallandırmaktır.

wittgenstein: eğer tanrı varsa konuştuğumuz dilin ötesindedir. politikanın da ötesinde.

wittgenstein: ingiliz imparatorluğundan nefret ediyorsunuz, gelgelelim ondan bin kat daha fazla kan gölüne batmış bir kuruma -kiliseye- yapışıyorsunuz. liderlerinin ölümünden nasıl kıyım yapılacağından başka şey öğrenmemiş bir teröristler ve kasaplar çetesi. tarihe yaptıkları biricik özgün katkı, bunu sevgi adına yapıyor olmaları.

wittgenstein: devrimler iki türlüdür: her şeyi olduğu gibi bırakanlar, bir de durumu iyice kötüleştirenler.

connolly: kriz de her şeyin aynen sürüp gitmesi demektir zaten.

wittgenstein: insanlar hayatlarının o basit apaçıklığı içinde yaşarlar. onları teyakkuz durumuna sokanlar sizin gibi filozoflardır.

connolly: komedi, yolun sonunda ortaya çıkan bir şeydir.

bahtin: ne zaman ki ağırbaşlılığı rüzgara savurur, hiçbir zafer şansı olmadan ayaklanırsınız, işte o zaman özgürsünüzdür.

wittgenstein: insan hayatında bütünsel bir kopuş olabileceği fikri bir yanılsamadır. kopulacak bir bütün de yoktur zaten. sanki şu an bildiğimiz her şey sona erebilir, tamamıyla farklı bir şey başlayabilirmiş gibi. saçma bu. günümüzden tamamen farklı bu yeni geleceği tanımlamaya bile kalkışamayız.

wittgenstein: bütünsel kopuş gibi, saf süreklilik de bir yanılsamadır.

wittgenstein: dilimizin sınırları dünyamızın da sınırlarıdır.

connolly: yalnızca cahillerle politikacılar tarihi yadsır. egemen sınıf bir kez doğduğunu kabul ederse ölebileceğini de kabul etmek zorunda kalır çünkü.

bahtin: ölüm, dünyaya geçmiş yüzünden geldi. geçmiş bize ömrün kısalığını, geleceğin de kısa sürede geçivereceğini hatırlatıyor. şu anda birbirimizi böyle umutsuzca boğazlamamızın nedeni bu. yalnızca geçmişi unutabilirsek özgür olabiliriz.

wittgenstein: anlam, bir duvar kağıdı rengi seçer gibi senin karar vererek belirlediğin bir şey değildir.

bahtin: trajedi, egemen sınıfın bir komplosudur.

connolly: savaş alanındaki ot, darağacındakinden daha çabuk büyür. özgür olmak için unutmamak zorundasınız. insanları isyan ettiren şey, özgürleşecek torunları hakkındaki düşler değil, köleleştirilmiş ataların anılarıdır.

bahtin: mizah değerli bir devrim silahıdır.

connolly: milliyetçilik sınıfa benzer. ondan kurtulmak için önce ona sahip olmak zorundasınız.

bahtin: dünyaya boyun eğdiren bütün ülkeler kendilerini dar görüşlülüğe mahkum ederler. kendilerinin üstün olduğuna inanır ve onlara işin doğrusunun bu olmadığını söyleyebilecekleri için fikirlerden tiksinirler. en melez ulus, savaş gemileri her kıtada yayılan ulustur.

james joyce: insanı hayvandan büyük yapan dildir. trajedisi de burada yatar.

bahtin: fikir, insanın hamurunda vardır. insanlar onunla yaşarlar ya da onunla ölürler.

wittgenstein: özel olan bir şeyler olduğu düşüncesi felsefi bir yanlıştır.

wittgenstein: bir şeyin kendisiyle özdeş olduğu kadar işe yaramaz bir önerme yoktur.

wittgenstein: duygulanımlar özel mülkiyet gibi bireylere ait değildir. bu, felsefi bir yanlıştır.

wittgenstein: her şey tam da olduğu gibidir, başka biçimde değildir.

russell: senin derdin, felsefenin günlük hayatla ilgisi olduğu yanılsamasından kendini kurtarmayı bir türlü becerememen.

wittgenstein: felsefenin hayatla hiç ilgisi yok! felsefe, her şeyin tıpkı olduğu gibi olduğunu görmemizi engelleyen bir şeydir yalnızca. her şey göz önündedir, hiçbir şey gizli değildir. temeller, özler, ilk ilkeler yoktur. felsefenin kavrayamadığı şey, bu tür günlük hareketlerdir.

wittgenstein: soyut bilgi masum değildir. zehirdir: karanlık, şiddet dolu, acımasızdır. hayattan kopuk olmakla kalmaz; hayatı terörize eder, kanla canla beslenir. bu korkunç bilgi isteğinin nerede biteceğini biliyor musun? yaz bir kenara. bir tarlada korkuluk olarak bitecek.

terry eagleton: şehirde yaşayanlar seksten çok ender olarak söz ederler ama onu akıllarından hiç çıkarmazlar; gerçeklik ile onun temsili arasında adı konmamış bir uçurum vardır.

wittgenstein: her şeyin gözle görülür olması katlanılmaz bir şey. görülebilecek bütün her şeyin gördüklerimizden ibaret olması. bunu hazmedemiyoruz, son nefesimize kadar bununla savaşıyoruz. sahnedeki dram amatörce ve derme çatma olduğu için, gözlerden uzakta temsil edilen daha saf, daha güzel bir oyun seyredebilir miyiz, diye sahne gerisine göz atmaktan kendimizi alamıyoruz. ama sahne gerisi bomboş, görmüyor musun? mezarı açtılar, boş çıktı. asıl vahiy buydu işte. şeylerin nasıl oluştuğu değil, ne oldukları: giz bu. hiçbir şey olmayabilirdi, öyleyse neden var?

wittgenstein: bir derinlik hayaline saplanmış budalalar olduğumuz için gizli olanı arıyoruz. gerçekliğin dayanılmaz buradalığını görmemek için elimizden geleni yapıyoruz. bunu bir an kafamıza kazıyabilsek kurtuluruz. belki de deliririz. oysa biz fikirlerin arkasına sığınıyoruz. fikirler! domuzların bile fikri olabilir.

wittgenstein: üzerinde konuşulamayan şeyler konusunda susmalı.