2.5.18

şair

hüseyin rahmi gürpınar

insanı galeyana, heyecana getirmek için sevdasına dokunmalıdır. diğer şekillerde görünen hayhuyların, hallenmelerin, etkilenmelerin esası hep sevdadır. insan hayatını sever, kendini sever, ailesini, sanatını sever. o sürekli kavgası bu sevdiği şeylerden ayrılmamak içindir. hep onlara sahip olmak içindir.

estetiğin dilediği aşk, aile dışındaki günahkar sevdadır. onu bütün bağlayıcı hususlardan kurtulmuş, en serbest şekilleri ve hücumlarıyla yaşatmak ister. toplumsal, ahlaki kanunların zorlamaları altında inlemekten onu kurtarmaya uğraşır.

hemen her zaman ve her yerde şairlerin şikayetleri nedendir? kanundan, nizamdan, kadıdan, hakimden değil mi? eski masallara varıncaya kadar bütün hikâyelere dikkat ediniz. yazarı ve halkı daima aşkın lehinde ve ona muhalefet eden bütün nizam ve adetlerin aleyhinde bulursunuz. kızını âşığına vermeyen babaya lanet ederler. sevgilisini aile yurdundan kaçıran sevdalıyı alkışlarlar.

kerem'in yandığına, mecnun'un başına leyleklerin yuva yaptığına dededen toruna ağlayıp gitmiyor muyuz? eski şairlerimizin sofuya garazı, pir-i mugana (meyhaneci) muhabbeti nedendir?

yeni şairlerin en incelerini tetkik ediniz. vezni değişmiş, nazmın ahengi yenilenmiş, dili daha sade, kuvvetli ve zevkli bulursunuz. lakin şairin kalbi hep o eski kalptir. kendini kayıt altına almaya uğraşan, emir buyuran kuvvetlere karşı sanattan daima bir isyan yükselir. tiyatrolarda daima bu ince şikayetten memnun olarak el çırparız. sahne maceralarında yüreklerimiz eşler aleyhinde, sevdalılar lehinde çarpmaz mı?

hiçbir yerde aşkı mağlup görmek istemeyiz. sanatta daima kurulu düzenlerden ve ahlaka dair konulardan daha yüksek gayelere fırlamak şevki ve coşkusu vardır. mutaassıplar ve avrupa'daki kilise babaları bu hakikati anlamış oldukları için tiyatronun ve genel olarak sanatın amansız düşmanlarıdır.