5.5.18

bhagavadgita

insanın gerçek düşmanı, yanlış yönlendirdiği bilincidir.

buddha: bu dünyada kötülüğün tek kaynağı cehalettir.

dünya yaşayışı ancak bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür, aranızda bir övünmedir, mallarda ve evlatlarda bir çoğalıştır.

bedenini, dilini ve aklını kontrol eden bilge kişi, kendine egemen olan kişidir.

bilge kişinin mantığı sağlamdır ve o, şüpheden kurtulmuştur. zevk karşısında sevinmez, acı karşısında da üzülmez. akıllı kişi ne yaşayanlar için ne de ölüler için kederlenir.

ne dünyanın krallığı ne de cennetteki tanrıların krallığı hayatımı böyle yakan keder ateşinden beni kurtarabilir.

bilge kişi için zevk de acı da birdir; ikisi de onu etkileyemez: o kişi ölümsüzlüğe layıktır.

şunu bil ki herkesin içinde bulunan öz ölümsüzdür; hiç kimse ona bir son veremez.

bütün bağlardan kurtulmuş olan kişi büyük kişidir. tüm isteklerden vazgeçen, tüm bağları kopartan, bencillik ve zevk tutkunluğundan kurtulan kişi huzura erişir.

her şey, cenini çevreleyen zar gibi, aynayı kaplayan kir gibi veya ateşi örten duman gibi istekle kaplanmıştır.

tanrı insanlara günah ya da sevap vermez. bilgi cehalet tarafından örtüldüğünden canlılar şaşırıp kötü yola saparlar.

bhagavadgita'da tanrı istediği inanan tipini tanımlarken, kurban sunan, çilecilik yapan ve bitmez tükenmez dualar okuyan insanı değil, doğasını değiştiren insanı tanımlar. bu kişi "kimseye kin beslemeyen, herkese dost, bencillik ve kibirden uzak, zevkte ve acıda hep aynı kalabilen, affedici bir kişi" olmalıdır. "kimse o kişiden kaçmaz, o da kimseden kaçmaz ve o, neşe, öfke, korku ve heyecandan kurtulmuştur. o kişi ne sevinir ne de nefret eder; ne kederlenir ne de tutkuya kapılır. o, iyi ve kötünün ötesindedir. o kişi, dosta ve düşmana aynıdır; onun için onur ve onursuzluk, sıcak ve soğuk, mutluluk ve mutsuzluk birdir."

insanların bilge olanları eylemde eylemsizliği, eylemsizlikte eylemi görürler. bilgelik istisnasız bütün eylemlerin son bulduğu yerdir.

hiçbir eylem, saf, uyum içinde, kendi kendisini disipline etmiş ve ruhu her şeyin ruhu ile bir olmuş bir kişiyi lekeleyemez.

bir insan aklın tüm tutkularından vazgeçer, kendi kendine yeterse onun ölümsüz bir aklı var demektir. aklı kederden etkilenmez, zevk veren şeylerden uzaktır, tutkudan, korkudan ve öfkeden kurtulmuştur, onun sarsılmaz bir aklı vardır.

rüzgar suların üstündeki tekneyi nasıl uzaklara sürüklerse duyuların egemenliğine kapılmış akıl da öyle sürüklenip gider. duyularına, akıl ve mantığa egemen, istek, korku ve öfkeyi atmış, kurtuluşu düşünen ermiş kişi, bütünüyle kurtuluşa ermiş demektir.