22.4.18

sınırsız rüyalar diyarı

j. g. ballard

şu anda bildirisi olmayan ama günün birinde bu kusurlu resim bilmeceden eşsiz bir kişilik yaratacak mesihtim ben.

ölürken parlak ışıklar görmek çok olağan bir şeydir. son anda beyin canlanmaya, bedenden kurtulmaya çalışır. sanırım ruhlara ilişkin düşüncelerimiz buradan kaynaklanıyor.

bütün bildiğimiz, bu dünyadaki ahlaksızlıkların öbür dünyada erdemlilik simgesi olabileceğidir.

gebe geyiğe el sallayıp hâlâ serin olan ormana girdim. ıslak çimlerin, ışıl ışıl ağaçların arasında diz çöktüm; bir zamanların ölü karaağaçları artık bir yaşam ışığıyla belli belirsiz kıpırdanıyor, can çekişen kabuklarından ilk taze sürgünler çıkıyordu. güneşin, çıplak bedenimi yıkamasını hissederek kendime tapındım.

en sonunda bütün umudumu yitirip ölmeye karar verdim.

yükseklere uçuşumuz, dünyanın yüzeyinde dalgalanıyor; sakin hortumlar evrenin gökkubbesinden sallanıyor; canlının ve cansızın, dirinin ve ölünün son evliliğini kutluyordu.

yaz boyunca londra havaalanı'nda uçak temizlikçisi olarak çalıştım. sürekli gürültüye ve terminal binasına girip çıkan milyonlarca turiste rağmen yapayalnızdım. park etmiş yolcu uçaklarıyla çevrili; boş koridorlarda elektrik süpürgemle yürüdüm; yolculukların döküntülerini, yenmemiş yemeklerin, kullanılmamış sakinleştiricilerin ve doğum kontrol aletlerinin kalıntılarını temizledim, bu gidiş gelişlerin artıkları bana bir yerlere ulaşmadaki kendi başarısızlıklarımı anımsattı hep.