11.12.18

nasıl yazmalı?

emil michel cioran

var olmak intihaldir.

kasvetli olmayan her şey kabadır.

filozoflar profesörler için yazar; düşünürler ise, yazarlar için.

yalnızca bitirilmemiş -bitirilemez olduğu için bitirilmemiş- işler bizleri sanatın özü hakkında konuşmaya teşvik eder.

belki de taslaklarımızın ilk hallerini yayımlamalıyız, henüz kendimizin ne demeye çalıştığını anlamadan önceki halini.

mistik dile çevrilemeyen şey, yaşanmaya da değmez.

bir kitap, eski yaraları deşmelidir, hatta yenilerini açmalıdır. bir kitap, "tehlike" olmalıdır.

yazdıkların, ne olduğuna dair tamamlanmamış bir imge sunar sadece, çünkü kelimeler yalnızca benliğinin en yüksek veya en alçak noktasında belli belirsiz ortaya çıkar ve hayat bulur.

insan, anlatmak istediği bir şey olduğu için değil, bir şeyler anlatmak istediği için yazar.

okur için bir şeyleri kolaylaştırmaya asla uğraşmayın. girdiğiniz bu zahmet için size asla minnettar olmayacaktır. okurun sevdiği şey, anlamak değildir; yerinde saymayı, sıkışıp kalmayı, cezalandırılmayı ister okur. bundandır bazı müphem yazarların saygınlığı; bundandır karmaşanın daimi cazibesi.

ütopyalardan bahseden biri, başka bir jeolojik çağda yaşamış bir sürüngenden daha yabancıdır bana.

ümitsiz vakalar, başarı umudu taşımayan kimseler her daim ilgimi çekmiştir; budalalıklarını neredeyse onlar kadar bundan acı duyuncaya dek benimsemişimdir. 

gerçek bir yazar varlıklar, şeyler, olaylar hakkında yazar; yazmak üzerine yazmaz; kelimeleri kullanır ama onlarla oyalanmaz, onları tekrarlayan düşüncelerinin bir nesnesi haline getirmez. kelime analizcisi olmak dışında bir şey olur. dilin teşhisini yapmak, söyleyecek bir şeyi olmayan, kendilerini deyişlerle sınırlayanların hevesidir.

via bir nevi dipnot!