26.8.18

boyalı peçe

w. somerset maugham

toplumsal açıdan bakıldığında, bilim adamının varlığı pek önemli değildir.

eğer bir adam, kadının onu sevmesi için gerekli şeylere sahip değilse bu onun suçudur, kadının değil.

bir adam hayatının geri kalanını onunla geçirmeyi istemeden de bir kadına âşık olabilir.

bir adamı anlamanın en iyi yolu, kendini onun yerine koymaktır.

kadınlar hiçbir zaman adil olmuyor ve genellikle erkekleri suçlu göstermeyi başarıyorlar. ama karşı tarafın da bir çift sözü vardır.

insanın yirmi yedi yaşında hayatla bağının kopması hayli zordur.

güzellik de tanrı'nın en ender ve değerli ödüllerinden biridir. bu ödüle sahip olacak kadar talihliysek şükretmeliyiz; değilsek de, diğer güzel olanlar için kendi göz zevkimiz adına şükretmeliyiz.

her şey çok kısa sürerken ve hiçbir şey çok önem taşımazken, insanların önemsiz nesnelere saçma anlamlar yükleyip kendilerini ve etraflarındakileri üzmeleri acınası bir durumdur.

inanan birinin sürekli isa'ya dua etmesi yetmez, kendisi de bir dua olmalıdır.

gönül kazanmanın tek bir yolu vardır, o da kendini sevilecek birine dönüştürmektir.

önemli olan sevmek, sevilmek değil. insan, kendisini sevenlere minnet duymuyor; eğer o sevmiyorsa, karşısındaki canını sıkıyor sadece.

ona ancak arzu etmeyi bıraktığında sahip olabilirsin.

bazılarımız yolunu afyonla bulmaya çalışıyor, bazılarımız tanrı'yla, bazılarımız viskiyle ve bazılarımız da aşkla. bütün yollar aynı yöne gidiyor ve aslında hiçbir yere varmıyor.

bu ıstıraplı dünyada bu kadar az vakit varken, erkeklerin kendilerine böylesine eziyet etmeleri çok acınası değil mi?