21.8.18

ağır roman

metin kaçan

manitanın yatakta güzel sevişip sevişmediğini anlamak için ayak bileklerine bakmanız kâfidir. eğer bilekleri inceyse mesele yok demektir. sizi sabaha kadar zevkten bayıltır.

on yıl koyun gibi yaşayacağıma bir yıl aslanlar gibi yaşarım.

kardeşlerim, evlilik kutsal bir dükkândır. ilk gece karıya çok iyi davranmak gerekir. size düğün salonundan, kıldan, tüyden bahsetmiyorum. direkt olarak yatakta ne yapmanız gerekir, onu anlatacağım. manita gelinlikli vaziyette yatakta seni bekliyor. manitayı ürkütmemek için, önce radyoda hafif bir müzik yakalayın, nazik bir hareketle odanın ışığını kapatıp kırmızı gece lambasını yakın. gelinliğin üzerinden tül duvağı kaldırıp manitayı alnından zarifçe öpünüz. manitanın gözünde yaş varsa "sus kızım" diyerek, yumuşak bir sesle teselli ediniz. yavaşça yatağa yatırıp hızla soymaya başlayın. manita hâlâ ağlıyorsa iki tokat çakabilirsiniz, bu sizin hakkınız. derin nefes alıp üçte birini dışarı bırakın, manitanın kokusu bütün damarlarınıza yayılınca kendinizi panter gibi hissedeceksiniz.

bak ulan, iyi bak da öğren bu mevzuları, bir gün manitan olursa tecrübesiz hanzolar gibi mitranın yanında putlaşmayasın.

bak oğlum, burası şehir. düşene bir tekme de sen atacaksın. yemek buldun mu yiyeceksin, dayak buldun mu kaçacaksın. herkesin içinde karı gibi gülmeyeceksin.

bak canikom sen çok iyi kalpli bir insansın. fakat bazı şeyler var ki onları mutlaka bilmelisin. şimdi bana âşık olduğunu falan zannediyorsun ama gerçek böyle değil. bu üç günlük bir şey. sana vermesine veririm, hatta köpekler gibi sevişiriz; ancak bu iş nereye kadar gider? beşinci günde senin komplekslerinle ve geçmişimi yüzüme vurmanla karşılaşmak istemiyorum. istersen bir deneyelim. benim için hiç fark etmez, aşkımız felaketle sonuçlanınca sakın kendini harap etme canikom. ayrıca benim pahalı bir kadın olduğumu sakın unutma. zevk düşkünüyüm ve inançsızım.

çirkin bir insanın kolera'da aç kalması kadar ümit kaybettirecek bir mevzu dünya yüzünde yoktur.

zeki olan tüm bitirimler gibi o da sadece namı için yaşıyordu. tek kelimeyle hayatta kalmak! bu nam bırakma hadisesi, yaşamın bütün güzelliklerini altüst edici bir güçle, bitirimlerin kalbinde bin senedir dolaşıyordu.