19.10.2013

ölmeden önce ölünüz

osho

yaşam ve ölüm olguları batı'da birbirinin karşıtı, birbirini dışlayan iki unsur olarak görülür. ölüm bir korku nesnesi, bir tabu, üzerinde konuşmaktan kaçınılan bir konudur. bir din profesörünün bir keresinde söylediği gibi: "artık cinsellik rahatlıkla tartışılabilen, ölüm ise müstehcen bir konuya dönüştü."

jean paul sartre'a ait bir cümle, batının ölüme bakış açısının tipik bir örneğidir: "yaşama anlam veren şey asla ölüm olamaz; o tam tersine prensipte yaşamın tüm anlamını silen şeydir."

ayrılığın kendine özgü bir güzelliği vardır, tıpkı kavuşmanın olduğu gibi. ayrılığın kendine özgü bir şiirselliği vardır, kişinin onun dilini öğrenmesi ve derinliği içinde yaşaması gerekir. o zaman üzüntünün içinden bambaşka türde bir sevinç doğacaktır.

tanıdığınız, sevdiğiniz, birlikte yaşadığınız, varlığınızın bir parçası haline gelmiş biri öldüğü zaman, sizin de içinizde bir şeyler ölür.

tek başınıza, isimsiz, şöhretsiz, saygın olmayan, güçsüz ve tamamen çaresiz bir yabancı olarak öleceksiniz.

ölüm insanlar tarafından bozulamamış tek olgudur. insanoğlu onun dışında her şeyi bozmuş, kirletmiştir. ölüm bir anda bütün maskelerinizi çıkarır, bir anda yalnız olduğunuzun ve tüm ilişkilerinizin bunu unutmak için, bir aile kurup kendinizi yalnız hissetmemek için yaratılmış birer kandırmaca olduğunun farkına varmanızı sağlar. ölüm her şeyi kusursuzca açığa çıkarır.

hiçbir şey yok olmaz, hiç kimse gerçekten ölmez; yalnızca sonsuzluğun bir parçası haline gelir.

doğal olarak insanlar, emekliye ayrıldıkları zaman, dinleneceklerini, rahatlayıp her şeyin keyfini çıkaracaklarını sanırlar. fakat gerçekten emekli oldukları zaman dinlenmenin, rahatlamanın mümkün olmadığını görürler; çünkü tüm yaşamları boyunca hep bir koşuşturmaca, gerginlik, endişe ve keder içinde olmuşlardır. şimdi sırf emekliye ayrıldıkları için, bedenleri altmış yılda kazandıkları alışkanlıklardan bir anda kurtulamaz.

yaşamanın iki yolu vardır. biri sığır gibi yaşamaktır: yatay düzlemde tek bir çizgi halinde. ikincisi ise buddha gibi yaşamaktır: hem yükseklik hem de derinliği olan dikey düzlemde. böylelikle her an bir sonsuzluğa dönüşebilir.

Hiç yorum yok: