17.2.18

dost yaşamasız

vüs'at o. bener

ölüm her canlıyı eşit kılar.

ilgi bekleyen kadın olağanüstü tehlikelidir.

gramofonda cızırtılı bir ses: "sen arzu ettin, bu ayrılık senden eserdir."

eskiden böyle değildim. mezarlık korkuturdu. insan ölmekten değil, ölümden korkarmış. daha doğrusu unutulmaktan. yok olup gitmek kötü şey. bu kasabada unutmaya da unutulmaya da alıştım, artık umursamıyorum.

zevkten kaçmak alıkların işidir.

beyim, dedi. neden içilir bilir misin? kimi derdini, kimi keyfini bahane eder, laftır o, bakma sen. ben sana söyleyeyim mi, korkudan içilir.

ne garip adamlar var şu dünyada.

gülerim, minareden düşmeyi, ayağının sürçmesinden yeğ tutan bu kafada insanlara. kuru kuruya bir karşı koyarlar adama! ben limonata içeceğim.

tüysüz erkekler merhametsiz olur.

sami bey’in şaşılacak bir benliği var. aşağılar bakışlarından belli. zaten güçsüzlerin topu böyledir. girdikleri kabın biçimini almaya çabalayacaklarına, saz gibi eğilip büküleceklerine kararır da kararır, durmuş oturmuş haller takınırlar. gülerim, minareden düşmeyi, ayağının sürçmesinden yeğ tutan bu kafada insanlara. kuru kuruya bir karşı koyarlar adama!

"alnıma yazılmış bu kara yazı
kader böyle imiş, ağlarım bazı"

eğer ötesi için tam yokluk bilinciyle doğsaydık, ölümsüzlüğü yer yüzünde arardık.

sevmek ıstırap çekmektir.

"yumuşaktır yüzün ey sahibe-i hane fakat
böyle mermer gibi mi olmalı minder dedüğün!"

her gönül kapısını erkeğin şişkin cüzdanı açar. bunu diyen, yanılmıyorsam konfüçyüs.