15.07.2018

ursule mirouet

balzac

din perdesi altında çok fırıldaklar döner.

güzel bir yaşam, en sağlam akılyürütmeden daha güçlüdür.

çıkarının tehlikeye düştüğünü görecek kadar zekidir herkes. diplomatın da, köylünün de kafası çıkara göre işler ve bu alanda en budala görünen, belki en güçlü olandır.

bazı imgelerin büyüleyiciliğiyle başa çıkılmaz.

kimbilir, belki duygularımız da doğanın yaratılarının ömrüyle ilgili yasalarına boyun eğmektedir: uzun ömürlü şeylerin çocukluğu da uzun sürer.

tavlanın gürültüsü, en zor oyunlardan biri olan bu oyunu bilmeyenler için dayanılmazdır.

saltık sevgiler her türlü anlaşmazlıktan nefret ederler, bu anlaşmazlık kendilerine yabancı düşünceler konusunda bile olsa.

her dostluğun, bu dostluk yitip gitmiş olsa da kolay kolay silinmeyen hakları vardır.

kin öyle sürekli ve uyanık bir güç ister ki, onu uzun zaman ayakta tutmak isterse birkaç parçaya bölünmelidir insan. bu yüzden de yalnızca bedenlerin belleği vardır.

borç deneyimin yatırımıdır. iyi bir üniversite eğitimi, hocaları ister eğlenceli ister sıkıcı olsun, size hiçbir şey öğretmez ve altmış bin franga çıkar. kibarlar dünyasındaki eğitimse iki katına patlar; ama insan, yaşamı, işleri, politikayı, insanları, kimi zaman da kadınları öğrenir.

bir müzik yapıtı ne kadar güzel olursa, bilgisizler o kadar az tadına varır.

içimizde öyle bir doğruluk duygusu vardır ki -en uygar insanda olduğu gibi en yabanında da vardır bu duygu- içinde yaşadığımız toplumun yasalarına göre haksız biçimde elde edilmiş bir maldan huzur içinde yararlanmamızı engeller.

ısmarlama iltifatlarda her zaman bir kabalık vardır.

gerçek düşünce, inceliğini de birlikte getirir; saflık, insanı çocukluk kadar etkiler; onda da çocukluğun çekiciliği ve dayanılmaz cilveleri vardır.

tutkulu bir adam bir kadının değerini, onu ele geçirmek için katlandıklarıyla ölçer.

askerlik erkeklerin hareketlerine, yürüyüşlerine, tavırlarına, ağırbaşlılıkla karışık öyle bir kararlılık, öyle bir tanımlaması zor diklik verir ki, en dikkatsiz insan bile, sivil giysileri altında bir askeri kolayca fark edebilir: bu da erkeklerin komuta etmek için yaratıldıklarının en güçlü kanıtıdır.

bir kez suç işleyen insan, bir daha kendini bundan alamaz artık. insan kötülük yapmaya başladı mı bitirmesi gerekir, ilk yarayı açan, öldürücü darbeyi de vurur.

budalalığın da kendi derinliği vardır. budalalar, zayıflıkları sayesinde, akıllıların güçleriyle kazandığından fazlasını elde ederler. yazgısına karşı koymaya çalışan büyük bir adama kimse yardım etmez; ama top atan bir bakkala hemen arka çıkılır. neden bilir misiniz? insan bir budalayı korumakla ondan üstün olduğunu sanır da ondan; oysa üstün yetenekli birine yardım eden kişi, olsa olsa onunla eşit olur ki, bu da can sıkıcı bir durumdur.

Hiç yorum yok: