19.9.15

kral lear

william shakespeare



en sefil dilencinin bile
ihtiyacından fazlası bulunur çıkınında

kudret kapılırsa yaltaklanmalara
görev sesini duyurmaktan korkar mı sanırsın
yücelik aklını kaçırırsa
dürüstlük namus borcu olur

özüne yabancı kalan düşüncelerle karıştırıldı mı
sevgi, sevgi olmaktan çıkar

zaman ikiyüzlülüğün gizlediğini
nasıl olsa bir gün ortaya çıkarır

kusurlarını örtenin sonu nasıl olsa utançtır

talih, o usta orospu
almaz yatağına yoksulu

zillet, insanın en aşağılık bir yaratık olduğunu
yüzüne çarpmak ister gibi
onu hayvana yaklaştıran yoksul, sefil bir kılığa sokar

hastalık hep ihmale uğratır sağlığın borçlu olduğu görevleri
baskı altında kalan benliğimiz
bedenimizle birlikte sarsınca ruhumuzu
gerçek kimliğimizi yitiririz

dilbazlıktan yoksun oluşumdur bana mutluluk veren
beni zenginleştiren şey

göze iyi görünür kötü kişiler
daha kötüleri varsa eğer
en kötü olmamak da
bir bakıma övgüye değer

aynanın karşısında kırıtmayan
bir tek kadın yoktur dünyada

talihten en yoksul, en aşağıda olan kimse
hep bir umut ile yaşar, çekinmez hiçbir şeyden

bir dirhemcik bile aklı olanlar
yağmur yağsa da, rüzgar esse de
uydurmalı mutluluğu kaderine
her gün yağar çünkü yağmurlar

ruh huzurluysa beden duyarlıdır

kendi başına acı çeken, ruhunda acıyı daha fazla duyar
çünkü geridedir her türlü tasasız şeyler
geçmişte kalmıştır mutlu bakışlar
ancak acının ortağı, dayanmanın dostu varsa
ruhun da çilesi hafifler

yolum kalmadı ki göze ihtiyacım olsun
zaten görebildiğim zamanlar da yolumda tökezledim
varlık, çoğu kez aşırı güven veriyor herkese
oysa yokluk, düşkünlük yararlı oluyor bizlere

varlığın kaynağını küçümseyen kimse
engel, sınır tanımaz yolu üstünde

insanın hayal gücü öylesine etkili ki
tüm canlılığına karşın, hayat denen o hazineyi
bazen aşırıp soyuveriyor
hayatın kendi buna karşı koyamayınca

"boş kap çok ses çıkarır."
(ingiliz deyişi)

tefeci, onu dolandıranı astırır
lime lime giysiler, en ufak, en önemsiz hataları bile gösterir
ama günahına altın kaplat da gör
adaletin güçlü, uzun kılıcı bir şey yapamadan kırılır
bir de sen o günahı paçavralara sar
bir cücenin saman çöpü bile onu deler

ağlayarak geldik bu dünyaya
yazık, doğduğumuz güne yazık

doğduğumuzda ağlarız
çünkü bu büyük maskaralar sahnesine çıkarız

hayat o kadar tatlı ki
her an ölüm acısıyla bin kez ölürüz de
göze alamayız hemen ölmeyi

insanlar, bu dünyaya gelişlerine katlandıkları gibi
göçüp gitmeye de katlanabilmelidirler
önemli olan hazırlıklı olmaktır ölüm gelince

dünya, dünya, ah dünya
senden nefret etmemize neden olan şey talihimizin cilvesidir
yoksa böylesine boyun eğmezdik yaşlanmaya, ölüme