23.07.2018

doğu yolculuğu

hermann hesse

"nereye bu yolculuk peki? evimize, hep evimize." (novalis)

bütün dünya tarihi çokluk resimli bir kitaptan başka şey değildir. insanların en güçlü ve gözü hiçbir şey görmeyen bir özlemini yansıtır: unutma özlemi.

annelerde de durum böyle değil midir? çocukları dünyaya getirip onlara süslerini

verdikten, güzelliklerini ve güçlerini bağışladıktan sonra kendileri gösterişsiz ve silik kimseler olup çıkarlar. bundan böyle kimse arayıp sormaz onları.

uzun yaşamak isteyen her varlık başkalarına hizmet etmek zorundadır. başkalarım buyruğu altına almak isteyenlerin ömrü ise uzun olmaz. başkalarına hükmetmek için doğmuş az insan vardır. bunlar bu işi yaparken neşe ve sağlıklarını yitirmezler. hırs ve tamahla hükümdarlık mevkine yükselenlere gelince, bunların tümü hiçlikte son bulur.

yaşantı açlığından sonra insandaki en güçlü açlık unutma açlığıdır.

yeni gelen her kuşak kendinden önceki kuşağın önemli bulduğu şeyleri yasaklara, sükutla geçiştirip örtbas etmelere, alay edip eğlenmelere başvurarak belleklerden silip atmaya çalışmıyor mu? yıllar yılı süren, tüyler ürpertici bir savaşın bütün uluslarca yıllar yılı unutmalara, inkârlara, bilinç dışına itmelere ve hokus pokus ortadan kaldırmalara konu edildiğini görüp yaşamamızın üzerinden topu topu ne kadar zaman geçti? ve şimdi bu uluslar, biraz toplanıp kendilerine geldikleri şu sıra, birkaç yıl önce başlarının altından çıkan ve başlarına gelen kötülükleri sürükleyici savaş romanları aracılığıyla yeniden amınsamaya çalışmıyor mu?

savaşa katılanların hepsinin de savaşı yaşadığı söylenemez asla. hatta pek çok kişi savaşı gerçekten yaşamış olsa bile, sonradan onu unutmuştur.

"sözcükler gizli anlamı ele geçirmeye elverişli şeyler değildir; her zaman biraz değişik gösterirler bu anlamı, biraz çarpıtır, biraz aptalca bir kimlikle donatırlar. evet -bu kadarı da iyidir yine, bir kimsedeki hazine ve bilgeliğin bir başkasına budalalık gibi görünmesine de doğrusu bir itirazım yoktur." (siddharta)

insanların bütün yaptıklarını bencil içgüdülere dayandıran hekim ve psikologlar belki de haklıdır.

umutsuzluk, insan yaşamım kavramaya ve haklı göstermeye yönelik her ciddi girişimin sonucu olarak açığa vurur kendini. umutsuzluk erdemle, adaletle, mantıkla yaşamaya ve yaşamın zorunluluklarım yerine getirmeye yönelik her ciddi girişimin bir sonucudur. umutsuzluğun bu yakasında çocuklar, öbür yakasında büyükler bulunur.

"uzaklara yolculuk eden bir kişinin 

yaşadıkları gerçek diye beklediklerinden uzaktır 

çokluk dönüp gelende yurduna 

sağda solda anlattıkları uydurma sayılır

ve palavracıya çıkar adı

gözleriyle görmediği, hissetmediği şeylere inanmaz insanlar 

kapalıysa gönül kapıları

biliyorum görüp geçirmemiş toy kişilerin 

benim anlatacaklarıma da yoktur pek inanacakları."

Hiç yorum yok: