29.7.18

bir yazarın günlüğü

dostoyevski

en güçlü iyileştirme yolu, yaralanmış ve kirlenmiş ruhu aydınlatan, dürüst yapan emektir.

en büyük özgürlük, maddi birikim yapmamak, para peşinde koşmamak, tersine, sahip olduklarını başkalarıyla paylaşmak, insanların hizmetine koşmaktır.

korku acımasız bir duygudur. her çeşit duygusallığı ve yüce duyguları insanın yüreğinden uzaklaştırır, onu katılaştırır.

güçlü bir ruha ve yaradılışa sahip kadınlar, hele tutkuluysalar, başka türlü severler; acımasızca severler. sanatkar ruhlu zangoç gibi pek olgunlaşmamış, çocuksu yaradılışta olanlara karşı özel ilgi duyarlar.

trajik kader! acınası dünya görüşüyle, tümüyle kendinden hoşnut, çürümüş, pis bir solucana dönüşen insanoğlu!

zincirlerinden boşanmış insanoğlunun yaşamında, en açık, en küstah ve en kaba bir kötülüğün ruh yüceliği ve soylu bir yüreklilik sayıldığı tarihsel anlar vardır.

güçlü ve birbirine komşu iki devlet ne kadar iyi ilişkiler içinde bulunursa bulunsun, bu dostluklarını birinin ötekini yok etme emeliyle sona erdirmesi ve en sonunda da bu amacını askeri harekata çevirmesi, siyasal olduğu kadar, bir doğa yasasıdır.

tanrı yoktur, haliyle din de anlamsızdır; ama din cahil halk için gereklidir; çünkü din olmadan halkı dizginlemek mümkün değildir.

"her iftiranın daima izi kalır."

kadınların hiçbir özgün yanları yoktur. seven kadın, sevdiği insanın kusurlarına, zorbalığına bile tapar. aklamak için öyle bahaneler uydurur ki erkek arasa kendi kötülüklerini, kusurlarını bulamaz. bu soylu bir davranıştır ama özgün değildir. kadınları mahveden, bu özgünlükten yoksun olmalarıdır.

bir bulut gibi yanınızdan geçip giden, sizinle ilgisi olmayan bir olay yüzünden mahvolmanızdan daha dayanılmaz ve insanı yaralayan bir şey yoktur. bir aydın için acı veren bir aşağılanmadır bu.

cezada yanlışlık yapmaktansa merhamette yanılmak daha evladır.

bilim duygudan daha yücedir, yaşam bilinci hayatın üstündedir. bilim bize bilgeliği verecek, bilgelik yasaları ortaya çıkaracak. mutluluk yasaları bilimiyse mutluluğun üstündedir.