11.2.19

toplumsal cinsiyet ve iktidar

r.w. connell

yeni bir gelişim ne denli radikal olursa, eski çerçeveleri de o denli beraberinde taşır.

"nükleer savaş durumunda yapmanız gereken, çocuklarınıza veda öpücüğü vermektir."

toplumsal cinsiyet üretim ilişkilerinin bir parçasıdır ve başından beri böyle olmuştur. yoksa yeniden üretimleri sırasında bir karışma söz konusu değildir.

çoğu yazar -hatalı bir biçimde- üreme biyolojisinin insanları basit ama tam olarak iki farklı kategoriye ayırdığını varsaymaktadır.

toplumsal cinsiyet seçilebilir bir şeydir.

anke erhardt /heino meyer-bahlburg: toplumsal cinsiyet kimliğinin gelişmesi, büyük ölçüde çocuğu yetiştirenin cinsiyetine bağlı gibi görünüyor. (hormonal belirlenime göre değil).

"erkekler ve kadınlar arasındaki fiziğe ve mizaca ilişkin farklılıklar, kültür tarafından evrensel erkek egemenliğine doğru artırılmaktadır."

katı bir cinsiyet kimliği ve yaşam boyu iki cinsten birinin üyesi olma zorunluluğu, batı avrupa kültür tarihinin erken dönemlerinde bugünkü biçimiyle varsayılmıyordu.

neyin doğal olduğu ve doğal farklılıkların nelerden oluştuğuna ilişkin kavrayışımızın kendisi kültürel bir oluşum, toplumsal cinsiyete ilişkin kendimize özgü düşünüş biçimimizin bir parçasıdır.

tarih, toplumsal pratik aracılığıyla doğal olanın aşılmasına dayanır.

eşcinsel erkeklerin toplumsal düzeyde tanımlanması kadınsı, eşcinsel kadınlarınki de erkeksi oluyor; ama aslında eşcinsel ve heteroseksüel insanlar arasında hiçbir fiziksel veya fizyolojik farklılık yok.

toplumsal bir yapının şifresini çözmeye yönelik girişimler genellikle kurumların analiziyle başlar.

gerçek toplumsal mücadeleler, önceden kestirilebilir ya da standart sonuçlara sahip olmazlar; hatta bazen de kendilerini açığa çıkaran koşulları değiştirebilirler. diğer bir deyişle, pratiğe ve yapısal dönüşüme ilişkin uzun dönemli bir tarihsel dinamik söz konusudur.

çoğu durumda şiddet içeren rejimler, tasarlandığı biçimde işlemektedir: rahibe okulları rahibeler üretir, okul öğrenciler üretir, erkek çocuk babasının imgesi olacak biçimde yetişir.

cinsel özgürleşme kavramı, doğuştan sahip olunan bir erotizmin zincirlerinden koparılması meselesi değil, -erotik olanlar da dahil olmak üzere- yabancılaşmaların sökülüp atılması ve doğuştan sahip olunan özgürlüğün gerçekleştirilmesi meselesidir.

dünya hazır olduğunda düşünceler de devrimci bir güce dönüştürülebilir. sorun ise düşünceler kadar hazır olunup olunmadığının da anlaşılmasıdır.