1.9.18

kötülük çiçekleri

charles baudelaire



en iyiye, en güzele, en sevgiliye

hatıralar annesi, sevgililer sultanı
ey beni şad eden yar, ey tapındığım kadın
ocak başında seviştiğimiz o zamanı
o canım akşamları elbette hatırlarsın
hatıralar annesi, sevgililer sultanı

gölcüklerin üstünde, vadilerin üstünde
dağların, ormanların, bulutların, denizin
ötesinde güneşin, ötesinde göklerin
yıldız kürelerinin sınırı ötesinde

nice mücevher uyumakta medfun
koynunda karanlık ve unutuşun

ben ki bir hayat kurdum sakin hazlar içinde
dalganın, görkemin ve göğün orta yerinde
çırçıplak esirlerin, kokuya batmış hepsi

uyumak gölgesinde yatıp göğüslerinin
huzurlu bir köy gibi bir dağın eteğinde

sıcak bir güz akşamı, gözümü kapayarak
ne vakit o ateşli göğsünü koklasam ben
mutlu kıyılar geçer gözlerimin önünden
tekdüze bir güneşle göz alıcı ve parlak

tercih ederim sabra, geceye ve afyona
sevdayla dolup taşan ağzının iksirini
arzularım kervanla sana yol aldığında
gözlerin sarnıçlardır derdimin su içtiği

uyumak istiyorum! yaşamdan çok uyumak
bir uykunun içinde, daha tatlı ölümden
öpücük yayacağım hem de hiç çekinmeden
senin güzel tenine, bir bakır kadar parlak

sevinç dolu meleğim, söyle bunaltı nedir
can sıkıntısı, utanç, hıçkırıklar, nedamet
ve korkunç geceleri besleyen sinsi şiddet
niçin kalbi buruşmuş bir kağıda çevirir
sevinç dolu meleğim, söyle bunaltı nedir

gençliğim karanlık bir fırtına, boran oldu
ara sıra ve yer yer parlak güneşler açan
bahçemde birkaç tane kızarmış meyve kaldı
yıldırımla yağmurun getirdiği yıkımdan

sanki bin yıl yaşadım, o kadar çok anım var

ey şeytanlar, ejderler, bakireler, kurbanlar
gerçeği hakir gören o çok büyük fikirler
dolu dolu çığlıklar ve gözden akan yaşlar
sonsuzu arayanlar, sofular ve satirler

şan da senin, şöhret de, yücesinde göklerin
hüküm sürdün, ey şeytan, dibinde cehennemin
yenik düşüp sessizce düşlere daldın orda
bırak da ruhum bilim ağacının altında
dinlensin sana yakın, sarksın o dallar yine
bir tapınak misali alnının üzerine

acı bilgi, yolculuk ile sağlanan bilgi
dünya tekdüze, küçük, bugün neyin nesiyse
dün, yarın, hep gösterir bizlere imgemizi
bu bir dehşet vahası sıkıntılar çölünde

hiç gözlemlediniz mi, pek çok yaşlı kadının
tabutu küçücüktür, çocuklarınki kadar
bilgin ölüm içine bu benzer tabutların
aşırı, garip zevkin bir simgesini koyar

ey beni çılgına döndüren çılgın
senden tiksinirim sevdiğim kadar