26.6.18

einstein'ın düşleri

alan lightman

nedensellikten yoksun bir dünyada kim şu, şudur diyebilir?

her eylem zamanda kendi başına bir adadır ve kendi içinde yargılanmalıdır.

bu dünyada bir insan herhangi bir hırsa, amaca sahip değilse bilmeden ıstırap çekecektir. hırslıysa, amaç sahibiyse bilerek ama pek yavaş çekecektir çilesini.

bu dünyanın trajedisi, ister ıstırap, ister neşe zamanına sıkışıp kalmış olsun, hiç kimsenin mutlu olmaması. bu dünyanın trajedisi, herkesin yalnız olması. geçmişteki bir yaşam bugünle, şimdiyle paylaşılamıyor çünkü. zamana sıkışıp kalan herkes, tek başına sıkışıp kalıyor.

bu dünyada insanların bellekleri yok.

bedensel ihtirası solduranlar sadece alışkanlıklar ve bellektir çünkü. bellek yokken her gece ilk gece, her sabah ilk sabah, her öpücük ve dokunuş ilktir.

aksak zamanlı bir dünyada kim daha iyi yaşar? geleceği görüp sadece tek bir hayatı yaşayanlar mı? yoksa geleceği görmeyip hayatı yaşamayı bekleyenler mi? yoksa geleceği reddedip iki ayrı hayatı yaşayanlar mı?

her eylemin milyon defa doğrulandığı yerde yaşam tereddütlüdür, belirsizdir.

gelecekten gelen bir gezgin konuşmak zorunda kaldığında konuşmaz, inler. acıklı, acılı sesler fısıldar. ıstırap çeker. çünkü herhangi bir şeye en ufak müdahalesi geleceği mahvedebilir ve olaylara giremeden, değiştiremeden tanıklık etmek durumundadır. kendilerine ait zamanda, gelecekten, eylemlerinin etkilerinden bihaber, istediğini yaparak yaşayanlara gıpta eder. ama harekete geçemez. atıl bir gaz, bir hayalet, ruhtan mahrum bir yapraktır. bireyliğini yitirmiştir. bir zaman sürgünüdür.