3.9.18

leviathan

thomas hobbes

dünyada, başlangıçları vicdanda haklı kılınabilecek bir devlet pek yoktur.

hayat, organların, başlangıcı içerdeki bir temel parçada bulunan hareketinden başka bir şey değildir.

bir cisim hareket halinde iken, başka bir şey onu engellemedikçe, sonsuza kadar hareket eder.

respice finem: yani, bütün işlerinizde, hedefe varmak için bütün düşüncelerinizi yönlendiren şey olarak, elde edeceğiniz sonuca bakın. 

niye bu dünyada kötü insanlar genellikle bolluk içinde yaşamış, iyiler ise ıstırap çekmiştir?

hiç kimse, zihninde sonsuz büyüklükte bir imgeye sahip olamaz; veya sonsuz hız, sonsuz zaman, sonsuz güç veya sonsuz kudret tasarlayamaz.

nedenlerin ve kuralların bilinmemesi, yanlış kurallara dayanmak ve araştırdıkları şeylerin nedenleri olarak yanlış nedenleri seçmek kadar yoldan çıkarmaz insanı.

sadece bize acı vermiş olan şeylerden değil, bize acı verip vermeyeceklerini bilmediğimiz şeylerden de kaçınırız.

büyüklük, haksız veya sahtekarca yolların hakir görülmesidir.

bir grek şehrinde, genç kızlara musallat olan ve onları kendilerini asmaya götüren bir çılgınlık krizi yaşanmış. pek çok insan, bunun, şeytanın bir işi olduğunu düşünmüş. fakat genç kızlardaki bu yaşama isteksizliğinin zihinsel bir ıstıraptan ileri geldiğinden şüphelenen birisi, bu kızların yaşamlarına değilse bile onurlarına değer verdiklerini düşünerek, yöneticilere, kendilerini asan bu genç kızları soyup çırılçıplak sallanmaya bırakmayı tavsiye etmiş. hikayeye göre, bu tavsiye, o deliliği tedavi etmiş.

insan arzusunun nesnesi bir defa ve sadece bir anlık haz almak değil, gelecekteki arzularının yolunu daimi olarak güvence altına almaktır.

hiç şüphem yoktur ki, bir üçgenin üç açısı bir karenin iki açısına eşit olmalıdır fikri eğer herhangi bir kimsenin egemenlik hakkına veya egemenlik sahibi insanların çıkarına aykırı bir şey olsaydı, doğruluğu tartışılmasa bile, ilgili kişinin elinden geldiği ölçüde, bütün geometri kitaplarının yakılması suretiyle yeryüzünden silinirdi.

dinin doğal nedeni gelecek kaygısıdır. gelecek korkusu yüzünden insanlar, görünmeyen şeylerin gücünden korkarlar.

insanların, güvendikleri kişiler tarafından suhulet ve marifetle, korkuları ve cehaletleri istismar edilerek, herhangi bir şeye inandırılması kolaydır.

saçma veya yanlış beyanların, evrensel olmaları halinde, anlaşılma imkanı yoktur; yine de pek çok insan, sözcükleri usulca tekrarladıkları yahut iyice kafalarına yerleştirdikleri vakit onları anladıklarını sanırlar.

görünmez güçlerin doğası hakkındaki inançlardan oluşan dinlerde, şurada veya burada paganlar tarafından bir tanrı veya şeytan olarak adlandırılmamış veya şairleri tarafından şu veya bu ruhun harekete geçirdiği, mekan tuttuğu veya tutsak aldığı olarak hayal edilmemiş hiçbir şey yoktur.

sadece kendine bağımlı olan bir kişi aslında bağımlı değildir.

adalet herkese kendisinin olanı sürekli olarak vermek iradesidir. bu nedenle, kendisinin olanın, yani mülkiyetin olmadığı yerde adaletsizlik de yoktur; ve kurulmuş bir zorlayıcı gücün, yani devletin olmadığı yerde de mülkiyet yoktur; herkes her şey üzerinde hak sahibidir. dolayısıyla devletin olmadığı yerde, adalete aykırı hiçbir şey yoktur.

adaletin doğası, geçerli ahitlere uyulmasıdır. fakat ahitlerin geçerliliği, insanları onlara uymaya zorlayacak bir devlet gücünün kurulmasıyla başlar ancak. ve mülkiyet de o zaman başlar.

insan eylemlerine adalet katan şey, kişinin, hayatından memnun olmak için sahtekarlığa veya sözünden dönmeye muhtaç kalmaya tenezzül etmediği, pek az bulunan bir soyluluk veya büyüklüktür.

savaşın hayatı koruması, barışın ise yok etmesi asla mümkün olamaz.

tutkuların ateşi anlamayı asla kolaylaştırmaz, tersine işleri karıştırıp anlaşılmaz kılar.

özgür bir insan, gücü ve zekasıyla yapmaya muktedir olduğu şeylerde, istediği şeyi yapması engellenmemiş olan birisidir.

cicero, bir kamu davasında, bütün mülkiyeti toplum yasasına bağlar. toplum yasası terk edilirse, demiştir; veya özenle korunmazsa, hele hele yok edilirse, insanın atasından almayı veya çocuklarına bırakmayı güvenle bekleyebileceği hiçbir şey kalmaz. ayrıca, toplum yasasını kaldırın, hiç kimse neyin kendisine, neyin başkasına ait olduğunu bilemez. öyleyse, mülkiyetin başlaması, ancak onu temsil eden kişinin eliyle bir şey yapabilen devletin bir sonucu olduğuna göre, sadece egemenin işidir; ve egemen güce sahip olmayan hiç kimsenin yapması mümkün olmayan yasalarda yer alır.

ister halk devleti ister monarşik devlet olsun, çok küçük devletlere gelince; hiçbir beşeri bilgelik yoktur ki, onların güçlü komşularının kendi aralarındaki rekabet sona erdikten sonra, onları ayakta tutmaya yetebilsin.

hiçbir şey, olaydan sonra yapılmış bir yasayla suç haline getirilemez.

egemenden başka birinin, yaşatmaktan daha büyük ödüller verme ve öldürmekten daha büyük cezalar dağıtma yetkisine sahip olduğu yerde bir devlet ayakta kalamaz.

devlet düzeninin sarsılmasında, ki bu sarsılma asla bir iç savaşsız olmaz, ilk tahrik edicilerden pek azı, planlarının gerçekleştiğini görecek kadar uzun yaşarlar.

devlet olmadıkça herkes herkese karşı daima savaş halindedir.

yoksul bir kişiyi soymak, varlıklı bir kişiyi soymaktan daha büyük bir suçtur; çünkü bu, yoksul için, daha fazla hissedilen bir zarardır.

bir işten fayda elde edenin o işi yapan olduğu farz edilir. zira, fiilin sonucunda gelen fayda kadar, faili belli eden başka bir şey yoktur.

"öyleyse aklı seviniz, yazılarınız hep
hem ışıltılarını hem de değerlerini ondan alsınlar" (boileau)