13.5.20

ikiye bölünen vikont

italo calvino

o sıralarda dayım ilk gençliğini sürüyordu; duyguların karışık bir coşku halinde olduğu, iyi ile kötünün daha ortaya çıkmadığı çağı; ölümcül, kıyıcı bile olsa, her yeni deneyimin etkileyici, yaşam sevgisi dolu olduğu çağı.

atlar kendi bağırsaklarının kokusundan hoşlanmazlar hiç.

düşman sahibi olmak, sonra da bunların kafalarında tasarladıkları gibi olup olmadıklarını görmek kadar keyifli bir şey yoktur insanlar için.

cüzzamlıların bir özelliği vardır: yanarken acı duymazlar, uykudayken yangın çıkacak olursa, hiç kuşkusuz bir daha uyanamazlar.

bilenmiş duygularımın içinde, bütünlerin adına sevda dedikleri duyguya karşılık olabilecek hiçbir şey yok. böyle aptalca bir duygu, onlar için bunca önemli olduğuna göre, bendeki karşılığı kim bilir ne denli parlak ve korkunç olurdu.

kötü ruhlarda sapık düşüncelerin bir yılan sürüsü gibi çöreklenmediği, erdemli ruhlarda ise dünya nimetlerine sırt çevirmenin, özverinin çiçek açmadığı ay ışıklı bir gece yoktur.

bütün olan her şey böyle ortadan bölünebilecek olsa; herkes körelmiş, cahil bütünlüğünden sıyrılırdı. bütünken her şey doğal, bulanık, hava gibi saçmaydı benim için; her şeyi gördüğümü sanıyordum; oysa gördüğüm kabuktu sadece. sen de bir gün kendinin yarısı olursan, ki olmanı dilerim evladım, tam beyinlerin sıradan akıllarının ötesinde neler bulunduğunu anlarsın. kendinin, dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın; ama kalan yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. o zaman sen de, her şeyin kendin gibi bölünmesini, parçalanmasını isteyeceksin; çünkü güzellik de, bilgi de, adalet de ancak parçalara bölünmüş olanda vardır.

bazen insan kendini eksik sanır; oysa sadece gençtir.

ikiye bölünmüş olmanın iyi tarafı şu ki: yeryüzündeki her erkeğin, her kadının, her şeyin kendi eksikliği konusunda duyduğu acıyı anlıyorsun. bütünken anlamıyordum; dört bir yana ekilen acıların, yaraların arasında, bütün olmayan birinin inanma yürekliliğini gösterebileceği bir ortamda, sağır, iletişimsiz deviniyordum. sadece ben değil pamela; ben bölünmüş, parçalanmış bir varlığım; ama sen de, herkes de. artık ben daha önce, bütünken tanımadığım bir kardeşliğe sahibim, yeryüzündeki bütün sakatlıklarla, eksikliklerle kardeşim. benimle gelecek olursan pamela, herkesin derdinin acısını çekmeyi, başkalarının derdini giderirken kendi derdini gidermenin yolunu öğrenirsin.

yeryüzünde karşılaşan iki varlık, hep birbirlerini oyarlar. benimle gel. bu kötülüğü iyi biliyorum ben, yanımda, başka hiç kimseyle olamayacağın kadar güvencede olacaksın. ben de herkes gibi kötülük yapıyorum ama başkalarından farkım, elimin keskin olması.