26.7.19

sabetay sevi

karen armstrong


sabetay sevi, 1626'da küçük asya'daki izmir'de varlıklı bir sefardik ailede dünyaya geldi. büyürken, bugün belki de manik depresif tanısını koyabileceğimiz garip eğilimler geliştirdi. ailesinden ayrılıp inzivaya çekildiğinde derin keder dönemleri geçirir oldu. bunları esrikliğe yakın bir sevinç izliyordu.

bu "manik" dönemler sırasında, bilerek ve hayret verici bir biçimde musa yasası'nı çiğnedi: herkesin önünde yasak yiyeceklerden yedi, kutsal tanrı adını ağzına aldı ve özel bir vahiyle böyle yapmasının bildirildiğini iddia etti. kendisinin çoktandır beklenen mesih olduğuna inanmıştı.

sonunda hahamlar buna daha fazla dayanamadılar ve 1656'da sabetay'ı kentten sürdüler. osmanlı imparatorluğu'nun yahudi toplulukları arasında gezer oldu. istanbul'daki manik bir konuşması sırasında tevrat'ın kaldırıldığını bildirdi, yüksek sesle ağlayarak şöyle dedi: "yasakları kaldıran, kutsanmış tanrımız efendimiz sensin!"

1648'de polonya'daki kanlı yahudi kıyımından kaçmış, şimdi fahişe olarak yaşamını sürdüren bir kadınla kahire'de evlenmesi skandala neden oldu. 1662'de sabetay kudüs'e gitmek için yola koyuldu. bu sıralarda kasvetli bir hali vardı ve cinlerin kendisini ele geçirdiğine inanıyordu. filistin'de natan adında bilgili, cinleri kovmakta usta genç bir haham olduğunu duydu ve onun gaza'daki evini bulmak üzere yola çıktı.

sabetay gibi natan da isaac luria'nın kabbala'sını incelemişti. izmirli kederli yahudiyle karşılaştığı zaman ona çılgın olmadığını söyledi: karanlık kederi onun gerçekten mesih olduğunun kanıtıydı. bu derinliklere indiği zaman, yalnızca mesih'in kendisi tarafından kurtarılabilmiş olan kelipoth diyarındaki tanrısal kıvılcımları yayarak öteki tarafın kötü güçlerine karşı savaşmıştı. israil'in son kurtuluşunu sağlayabilmesinden önce cehenneme inmekle görevlendirilmişti sabetay. başta sabetay bunların hiçbirini düşünmüyordu ama natan'ın belagatı sonunda onu inandırdı.

31 mayıs 1665'te aniden manik bir hazza tutuldu ve natan'ın cesaretlendirmesiyle mesihlik görevini bildirdi. önde gelen hahamlar tüm bunları tehlikeli saçmalıklar olarak reddettiler ama filistinli yahudilerin çoğu, yakında bir araya gelecek olan israil kabilelerine yargıçlık edecek on iki havari seçen sabetay'a akın ettiler. natan, osmanlı imparatorluğu'nun kentlerine olduğu gibi italya, hollanda, almanya ve polonya'daki yahudi cemaatlerine de iyi haberleri mektupla bildirdi ve mesih'e ilişkin heyecan tüm yahudi dünyasında söndürülmesi olanaksız bir yangın gibi yayıldı.

zulüm ve sürgünle geçen asırlar avrupa yahudilerini ana görüşten yalıtmıştı ve olayların bu sağlıksız gidişi çoğunu, dünyanın geleceğinin yalnızca yahudilere bağlı olduğuna inanmaya koşullandırdı. sefardimler, ispanya'ya sürülmüş yahudilerin torunları, luriancı kabbala'dan etkilenmişlerdi ve çoğu dünyanın sonunun yakın olduğuna inanır olmuştu. tüm bunlar sabetay sevi kültüne yaradı.

yahudilik tarihi boyunca birçok mesihlik iddiası olmuş ama hiçbiri böylesine yoğun destek görmemişti. sabetay hakkında kuşkuları olan yahudilerin bunları açıkça söylemeleri tehlikeli hale gelmişti. taraftarları yahudi toplumunun her kesimindendi: zengin, yoksul, eğitimli, eğitimsiz. ingilizce, hollandaca, almanca ve italyanca kitapçıklar ve ilanlar sevinçli haberi yaydı. polonya ve litvanya'da onuruna halk alayları düzenlendi. osmanlı imparatorluğu'nda, sabetay'ı bir tahtta oturur gördükleri görümleri anlatan kâhinler sokak sokak geziyorlardı. bütün işler durdu. türkiye yahudileri uğursuzca sebt günü dualarından sultan'ın adını çıkarıp yerine sabetay'ı koydular. sonunda, sabetay 1666'nın ocak ayında istanbul'a vardığında asi olarak tutuklandı ve gelibolu'da hapsedildi.

asırlarca süren zulüm, sürgün ve aşağılamadan sonra, umut vardı. tüm dünyada yahudiler içsel bir özgürlüğü ve kurtuluşu tattılar. kabbalacıların sefirot’un gizemli dünyasına daldıkları zaman bir iki dakikalığına yaşadıkları vecde benzer bir şeydi bu. şimdi bu kurtuluş deneyimi birkaç ayrıcalıklının tekelinde değil ama herkesin mülkiyetinde görünüyordu. ilk defa, yahudiler hayatlarının değeri olduğunu hissediyorlardı. artık gelecek için kurtuluş belirsiz bir umut değil ama şu anda gerçek ve anlamlıydı. kurtuluş yaklaşmıştı!

bu ani tersine dönüş silinmez bir etki yarattı. tüm yahudi dünyasının gözleri, sabetay'ın kendisini esir edenlerin üzerinde bile bir etki yarattığı gelibolu'ya kenetlenmişti. türk vezir onu oldukça rahat bir eve yerleştirmişti. sabetay mektuplarına: "ben tanrı'nızın peygamberiyim, sabetay sevi" diye imza atmaya başladı. ancak yargılama için istanbul'a geri getirildiğinde, bir kere daha buhran devresine girdi. sultan ona ya islam dinine girmesi ya da ölüm seçeneklerini verdi: sabetay islam'ı seçti ve hemen salıverildi. imparatorluktan aylık bağlandı ve görünüşte sadık bir müslüman olarak 17 eylül 1676'da öldü.

kuşkusuz korkunç haber, çoğu hemen inancını yitiren taraftarlarını mahvetti. hahamlar yeryüzünden anısını silmeye giriştiler. sabetay hakkında bulabildikleri bütün mektupları, kitapçıkları ve risaleleri yok ettiler. bugün de, bu mesih'e ilişkin kötü yenilgi birçok yahudiyi utandırır ve sözünü etmek ağırlarına gider.

hahamlar ve akılcılar onun anlamını aynı biçimde önemsemezler. bununla birlikte son zamanlarda, bilim adamları, bu garip olayın anlamını ve daha önemli olan kötü sonucunu kavramak için müteveffa gerşom şolem'in izinde çalışmalara başlamışlardır. şaşırtıcı bir biçimde, din değiştirmiş olması rezaletine karşın, birçok yahudi mesihlerine sadık kaldı. kurtuluş deneyimleri öyle derindi ki tanrı'nın onların aldatılmalarına razı olduğuna inanamıyorlardı. bu, saf olgular ve aklın önüne geçen dinsel kurtuluş deneyiminin en çarpıcı örneklerinden birisiydi.

yeni bulunmuş umutlarını bırakma ya da din değiştirmiş bir mesih'i kabul etme seçenekleriyle yüz yüze kalmış, her sınıftan şaşırtıcı sayıda yahudi tarihin acı olgularına boyun eğmeyi reddetti. gazzeli natan ömrünün kalanını sabetay'ın gizemini vaaz etmeye adadı. o, islam dinine girmekle, kötülük güçleriyle ömür boyu sürdürdüğü savaşı devam ettirmişti. ve yine, karanlıklar ülkesine inip kelipoth'u salıvermek için halkının en derin kutsallıklarına saygısızlık etmeye itilmişti. görevinin trajik ağırlığını kabul etmiş ve tanrısızlık dünyasını içerden ele geçirmek için en derinliklere inmişti.

türkiye ve yunanistan'da yaklaşık iki yüz aile sabetay'a sadık kaldı. onun ölümünden sonra kötülükle savaşını sürdürmek için onun örneğini izlemeye karar verdiler ve 1683'te toplu halde islam dinine girdiler. birbirlerinin evlerindeki gizli sinagoglarda toplanarak ve hahamlarla yakın ilişkilerini sürdürerek gizliden gizliye yahudiliğe bağlı kaldılar. 1689'da önderleri abdullah yakup (jacob querido) mekke'ye hac yolculuğu yaptı ve mesih'in dul karısı, sabetay sevi'nin yakup'ta yeniden yaşama döndüğünü bildirdi. türkiye'de, görünüşte islami yaşamı kusursuz olarak sürdüren ama gizli yahudiliklerine tutkuyla sarılan küçük bir grup dönme hâlâ yaşamaktadır.

diğer sabetaycılar bu çarelere başvurmadılar; yalnız mesihlerine ve sinagoglarına sadık kaldılar. bu gizli sabetaycılar bir zamanlar inananlardan daha fazla gibi görünüyor. 19. yüzyılda, yahudiliğin daha liberal bir biçimini benimsemiş veya özümsemiş birçok yahudi, ataları arasında sabetaycılar var diye utanç duydular; ancak 19. yüzyılın önde gelen çoğu hahamı sabetay'ın mesih olduğuna inanmış görünür.

şolem, bu mesihçiliğin yahudilikte hiçbir zaman geniş halk hareketi olmamasına karşın, katılımın da azımsanmaması gerektiğini öne sürer. ispanyollar tarafından hristiyanlığa girmeye zorlanmış ama eninde sonunda yahudiliğe geri dönmüş marranolar için bunun özel bir çekiciliği vardı. suç ve kederlerini hafifletici bir gizem olarak din değiştirme kavramı.

fas, balkanlar, italya ve litvanya'da sefardik topluluklarında sabetaycılık gelişti. reggio'lu benjamin kohn ve modena'lı abraham rodrigo gibileri, gizli hareketle bağlarını sürdüren seçkin kabbalacılardı. mesihçi mezhep balkanlardan, doğu avrupa'nın kızışan antisemitizminden yıldırılmış ve tükenmiş polonya'daki aşkenazi yahudilerine yayıldı. 1759'da tuhaf ve uğursuz öğretilerin peygamberi jacob frank mesihlerinin örneğini izleyip gizli yahudiliğine bağlı kalarak, toplu halde hristiyanlığa girdi.

islam dinine giren dönmelerin çoğu yirminci yüzyılın başlarındaki etkin jön türklerden oldular ve çoğunluk kemal atatürk'ün laik türkiye'sinde tamamıyla özümsendi.