26.11.18

güç

hüseyin rahmi gürpınar

meğerse âdemoğlu hileden ibaretmiş.

tabiatta kendinden zayıfını yutma kuralı en küçük mikroplardan en büyük hatta en yüksek canlılara kadar geçerlidir. cemiyetler, ükümetler, devletler de böyledir. bir devlet, adaletin harfi harfine işlediğine kefil olmak için mahkemeler açıyor, kanunlar yapıyor. komşusundan bir tavuk çalan bir fakiri, aç bir insanı cezalandırıyor. fakat kendinden küçük veya kuvvetsiz komşu bir devleti yutma ve memleketine katmak hırsından, bu adaletsiz düşüncesinden bir türlü kendini kurtaramıyor.

insani işlerdeki bu garabet bazen o derecelere varıyor ki hak ile haksızlığın, hakça sahip olmayla çalmanın, gaspın sınırlarının nerelerde başlayıp nerelerde bittiğini belirlemekten insan aciz kalıyor.

bu âna kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca "hak"kı kuvvetin doğurduğu anlaşılıyor. kuvvetli olan haklı oluyor. o derecede ki acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. kuvvetlinin görüşü hak oluyor. bir zayıf, kuvvetlinin görüşünü hak olarak kabul etmek mecburiyetinde bulundukça hürriyet, adalet yerleşmiş olamaz. o kuvveti imkân derecesinde herkese dağıtmanın yolunu bulmak gerekir.

insanlığın selamet ve saadetinin böyle kardeşlik ve tam eşitlikte olduğu artık anlaşıldı. insanlar neden şimdiye kadar bu büyük hakikati idrak etmeyerek varlıklarını sürdürmeyi birbirine karşı düşmanlıkta, savaşmakta, kan dökmekte görmek gibi yanlış bir yola gitmişler? medeniyetin, yetkinleşme fikrinin gayesi birbirini öldürmeye uğraşmak mıdır? yoksa umumi kardeşliğin kurulmasına çare aramak mı? neden insan öldürmek tekniğinde en usta olan, savaş aletleri en mükemmel bulunan milletler, en medeni, en gelişmiş sayılıyorlar?

şimdiki milletlerin hiçbiri meğerse medeni sıfatına layık değilmiş. düşünülse vahşilik bakımından bugünkü gelişmiş insanların mağaralarda, taş kovuklarında adeta inlerde mekan tutup da üzerlerine saldırdıkları avlarını tırnaklarıyla, dişleriyle paralayarak yiyen vahşi atalarından çok farkları yok.

bu kadar düşmanlık eden insanların nasıl olup da birbirini mahvetmeyerek asırlardan beri bir arada yaşayabilmiş olduklarına hayret ettim.