12.11.18

bataklık

thomas bernhard

bu ülkenin koşulları yine en karanlık ahlaki düşüklüğüne ulaştı, insanı bunaltan da bu. böylesine güzel bir ülke ve böylesine düşük ahlaklı bir bataklık, böylesine güzel bir ülke ve böylesine tamamen şiddet dolu ve hain ve kendi kendini yok eden bir toplum.

en korkuncu da insanın burada tepetaklak edilmiş bir seyirci olarak bu felakete bakması ve buna karşı elinden hiçbir şeyin gelmemesi.


şu aşağı tabaka denen şey, gerçekten yukarı sınıf gibi hain ve alçak ve aynen onlar gibi sahtekar. zamanımızın en itici alametlerinden biri bu, hep basit denen ve ezilen insanlar denenlerin iyi olduğunun sanılması, ötekilerin de kötü. bu benim bildiğim en iğrenç sahtekarlıklardan biri. insanlar bütünüyle aynı derecede alçak ve hain ve sahtekar.


bugünkü ülkemiz karmaşık bir pislik, bu gülünç ufak devlet, kendini beğenmişlikten kırılan ve şimdi ikinci dünya savaşı denilen savaştan sonra tamamen sakatlanmış olarak kesin düşüşüne ulaşmış olan bu gülünç küçük devlet; düşünmenin öldüğü ve yarım yüzyıldan beri artık yalnızca devlet politikası dar kafalılığın ve devlet inançlı budalalığın egemen olduğu yer, bu ülkede bugün ne yana baksak gülünçlük çukuruna bakıyoruz.


bugünün insanı teslim olmuş, korunmasız bir insandır. tamamen teslim olmuş ve tamamen korunmasız bir insanımız var bugün, daha on yıl önce insanlar yine de kendilerini biraz korunmuş hissediyorlardı ama bugün tamamen korunmasızlığa bırakıldılar. artık kendilerini saklayamazlar, saklanacak bir yer yok artık, korkunç olan da bu.


her şey tamamen saydam ve dolayısıyla da korunmasız oldu; bu, bugün artık hiçbir kaçış olanağının olmaması demek. insanlar bugün her yerde aynı, nerede olurlarsa olsunlar, stresli ve kışkırtılmış ve göçüyor ve kaçıyorlar ve hiçbir delik bulamıyorlar kaçabilecekleri, ölüme gidiş dışında, gerçek bu. endişe verici olan da bu; çünkü dünya artık mahrem bir yer değil, artık yalnızca endişe verici bir yer.


dünya, insanların artık korunmasının olmadığı başlı başına bir endişe, hiç kimsenin korunmadığı bu endişe verici dünyayla yetinmek zorundasınız, isteseniz de istemeseniz de, tepeden tırnağa bu endişe verici dünyaya teslimsiniz ve siz bunun böyle olmadığına inandırılıyorsunuz. o zaman size yalan söyleniyordur. bugün durmadan kulakları tıkarcasına söylenen bu yalan en çok politikacılar ve politik gevezelerin uzmanlık alanı oldu.