3.9.18

ars est celare artem

jonathan swift

en büyük tiran bile, insanın kendi kendine işkence aracı olan kıskançlıktan daha acımasız bir işkence bulamamıştır.

bazıları cumhuriyetleri el üstünde tutarlar; gerekçeleri de hatiplerin en çok cumhuriyetlerde yetişmeleri ve tiranlığın en büyük düşmanları olmalarıdır; ama kanımca yüzlerce tiranımız olacağına tek bir tiranımız olması yeğdir. ayrıca hatipler halkı her zaman kışkırtma eğilimindedir; halkın kızgınlığıysa kısa süren ama deliliğe benzeyen bir nöbettir.

bu nöbetlerin ardından kuşkusuz, örümcek ağına benzeyen yasalar gelir. ancak bu ağ yalnızca küçük sinekleri yakalayabilir. eşek arıları ve yaban arıları bu ağlardan kurtulmakta zorluk çekmezler; ama elbette hitabette en önemli sanat, sanatı gözden gizlemektir: ars est celare artem.

bilgelerin söylediği gibi, yeryüzünde idamlar bir kez başlamayagörsün, nerede son bulacağını kimsecikler bilemez.

yüksek dehalar yüce nesnelere ilişkin konularda serbestçe davranmaktan hoşlanır; onlara, saygısızlık edecekleri ya da varlığını reddedecekleri bir tanrı sunulmadığı takdirde, bu kez saygın insanlar, hükümet ya da bakanlıklar hakkında ileri geri konuşmaya başlayacaklardır.

meclisin çıkaracağı bir yasayla fuhuş yapmak, içmek, dolandırmak, yalan söylemek ve çalmak sözcükleri ingilizceden ve sözlüklerden çıkarılacak olsa, ertesi gün herkesin yataklarından namuslu, ölçülü, dürüst, adaletli ve gerçeği, doğruyu savunan kişiler olarak kalkması beklenebilir mi? akla uygun bir mantık yürütme biçimi midir bu?

yalan, bir devlet içindeki bozguna uğramış dünyevi ve asi bir partinin son sığınağıdır.

bir kimse, gençliğinden yaşlılığına tüm düşüncelerini aşk, siyaset, din, eğitim vb. üzerine odaklasa, sonuçta ortaya ne denli büyük tutarsızlıklar ve çelişkiler çıkar!

iyi yönetilen ülkelerde mülkiyet hakkına sınırlamalar getirilir. bunun pek çok nedeni vardır; ama belki de biri üzerine yeterince kafa yorulmamıştır: insanların arzuları kurallarla sınırlandığında, yasaların kendilerine izin verdiği ölçüde mülk edindikten sonra özel çıkarları son bulur ve böylelikle bu insanlar artık kamu çıkarıyla ilgilenmekten başka bir şey yapamazlar.

hırs çoğu zaman insanlara en alçak işleri yaptırır; demek ki insan bedeni yukarılara tırmanırken sürünürken girdiği biçime girer.