7.10.18

hayalperestler

patti smith

kimse, olmadığı birine dönüşmez.

bir oğlan çocuğu için yangından daha heyecan verici bir şey yoktur.

çocuk aklı alna kondurulan öpücük gibidir, kabule açık ama ilgisiz. doğum günü pastasının üzerindeki balerin gibi döner durur; hem zehirli, hem tatlı.

yeni doğmuş bir bebeğin gülümseyişinden daha güzel bir şey yok bu hayatta.

sıradan karşısında hayrete düşen çocuk, uğraşmaksızın bilinmeyene doğru ilerler; ta ki çıplaklık onu korkutup utandırana kadar. o zaman biraz örtünmek ister, düzen arar. bir an için her şeyi tüm çıplaklığıyla görür, eler, toplar, gerçeklerden yapılma çılgın bir yorgan örer. vahşi, tene batan türden gerçeklerdir onlar. bildiğimiz gerçeklerle uzaktan yakından alakaları yok gibidir.

bu acımasız, yoğun sürecin sonunda ortaya güzel bir şeyin çıkması mümkündür; ancak genelde sadece mücadele edilip kurtulunması gereken pırıl pırıl, titrek bir gözyaşı meydana gelir. ipten omurganla, her zamankinden daha uzak ve göz kamaştırıcı bir arenaya kayarsın.

etraf olduğu gibi duvardır. ve akıl -belli etmeksizin, balerinler gibi tek ayak üzerinde dönerken- kapabileceği ne bilgi parçacığı varsa kapar; flamanca, tuğlalara yontulmuş hiyeroglifler.

dikkat et, ruhunu sergilerken dikkat et, neyin varsa ortalığa dökme.

su kaynadı. bir avuç naneyi süzdürüp, suyunu kupaya döktüm. ne kadar hastalık varsa alsın götürsün, hepsini önemsiz dipnotlara dönüştürsün diye. kızgın korların üzerinde yürüyoruz. yapamayacağımız hiçbir şey yok.