17.11.15

kardeşimin hikayesi

zülfü livaneli

her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar; ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür, nedense bundan kimse korkmaz.

insan soyunun duygularını anlatan, psikolojik derinliklerine inebilen tek bir birikim vardır, o da edebiyat. hayatın tek gerçek yanı kurgudur, hikayelerde anlatılanlardır. edebiyat, hayatı anlamanın tek yoludur.

hayatta her şeyin bir bedeli vardır.

birçok insan herkesi ve her şeyi gözlemleyemez, başkalarıyla ilgilenemez; çünkü aşırı derecede kendi duygularıyla ve egosuyla meşguldür.

rus kızı votka gibidir; tek başına içilir, hiçbir şey istemez ama türk kızı rakı gibidir; yanında meze ister, peynir kavun ister, ister oğlu ister.

insanın kaderini bilmesinden daha korkunç ne olabilir?

bazı kelebek türlerinin bir günlük ömrü, hücre bölünmesinin hızlı olmasından dolayı, insanın 80 yılına denktir. bu durumda 70 yaşında ölen bir insan mı daha uzun yaşar, 25. saatini gören bir kelebek mi?

insanın en kötü yalanı, kendine karşı olanıdır.

hayvanların yaptığı gibi neredeyse hafızasız yaşamak ve mutlu olmak mümkündür ama hiçbir şeyi unutmadan yaşamak imkansızdır. uykusuzluk, derin düşünceye dalmak, tarihselliği hissetmek, yaşayanlar için zararlı ve sonunda ölümcüldür. bu "yaşayanlar" kavramının içine bir insan, bir halk ya da bir kültür dahildir.

denizler ötesine giden kişi yalnızca iklimi değiştirmiş olur, aklını değil.

insanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme çabası içindeyiz; çünkü hiçlik zor geliyor.

normal insanlar bir cinayet haberi alınca ayrıntıları öğrenmek ister.

insan duygularının en tehlikelisi aşktır. aşk dünyadaki en tehlikeli, en öldürücü duygudur. insanları felakete sürükler.

bazen insan o kadar eziliyor ki, öfke bile duyamaz hale geliyor.

insanlık bir gün bu barbarlık dönemini aşacak ve canlıları öldürüp etini yiyen bizlere aşağılayarak bakacaklar.