3.10.18

dizeler


elin elimdedir
sen çekmedikçe
(franz kafka)

bir bağ bozumu şarkısı saçların yastıkta
öyle bir sonsuzluk ki ömrün ömrümde
sende duruyor dünyanın bütün zamanları
başucunda bir şarap kandili
mumdan mühürler çıplaklığının hazinesinde
(şükrü erbaş)

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten
yaralı, dili lal, kanadı kırık
vurulmuş başında bir yokuşun
(behçet aysan)

kim demiş haram nedir bilmez hayyam
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir
sensiz içtiğimiz su bile haram
(ömer hayyam)

ama unutkanlık yoktur, rüyalar yoktur
ten vardır, öpücükler bağlar dudaklarımızı
birbirine girmiş yeni damarlarda
ve ağrısını çeken, sonsuza dek çeker onu
ve kim korkarsa ölümden, sırtında taşır onu
(federico garcia lorca)

nedir ki zaten geçmiş dediğimiz
içinde közler bulunan külden başka
zaman zaman ürperip eşelendiğimiz
gereksinim duydukça sevgiye ve aşka
(metin altıok)

bilgelerin dediği kadar karanlık
bir düş değil hayat, inan
müjdeler sabah yağmuru çoğu kez güzel bir günü
kasvetli bulutlar olursa da bazen, geçicidir hepsi
gülleri açtıracaksa eğer yağmur
neden üzülelim yağdığına?
(charlotte bronte)

birer nehirdir hayatlarımız
adına ölüm denen
o denize doğru akan
(jorge manrique)

kutsal yalnızlığım benim
öyle bol ve temiz ve genişsin ki
canlanan bir bahçe gibi
benim kutsal yalnızlığım, sen
kapalı tut altın kapıları
önünde arzuların beklediği
(rainer maria rilke)

çünkü farklılık güzeldir
kayıtsızlık ise soylu
(jean baudrillard)