6.4.17

yozgat

şükrü erbaş


yozgat bir kar kentidir
sürmeli bir türküdür
serttir soğuktur küçüktür
iki dağın dudağına kısılmış
incecik bir sudur! içinde zamandan başka her şeyin aktığı
güneşi bir nazlı konuktur yazlar içinde
ömrü çiçeklerin rengi kadardır
ağaçları çatılardan yüksek
avluları evlerinden geniş
bir rüzgâr kentidir yozgat
çam kokuları, bıçkın delikanlılarıyla
yıllardır kesilmeden esen
yoksullukla düşlerin iç içe büyüdüğü
dar sokaklar eğri evler boyunca kadim bir eski zaman resmidir
işin ve konuşmanın tutkun aynasında
erkeği odalar dolusu ağırlık
duruldukça rengini bulan sular gibi
çocukların büyüdükçe büyüklere benzediği
bir taşra kentidir yozgat
zor inanıp güç değişen
durur zamanın alnında donuk
bir basma entarinin eteğinde
soluk, eski desenler gibi günler içinde bir gün
dokundu parmakları hayatın
ufkumun bunalan perdesine
fırınları sinemaları minareleriyle
hareket ülkesi bir kent simgesi olarak
yozgat, girdi ömrüme