18.11.2009

yergiler

juvenalis



kötü bir örnek alınıp yapılan iş, yapanı da mutsuz eder
hiçbir suçlunun vicdanında aklanmaması ilk cezadır
arsız oy kabı, yargıcın hileli kayırmacılığı sayesinde başarı kazansa da

insanların kasasında ne kadar para varsa
uyandırdıkları güven de o kadardır

ilk soru servetiyle ilgili, sonuncusu karakteri üzerine
"kaç köle besliyor? kaç dönüm arazisi var?
ne kadar çok yemek yiyor ve ne kadar büyük bir tabaktan?"

şanssız yoksulluğun özünde daha çetin hiçbir şey yoktur
insanları gülünç kılmaktan başka

yoksulun özgürlüğü budur: dövülünce
talepte bulunur, yumruklardan mahvolunca yakarır
birkaç dişiyle eve dönmesine izin verilsin diye

insanların delik pelerinleriyle
söylemeye cesaret edemeyeceği pek çok şey vardır

ne işim var benim roma'da? yalan söylemeyi bilmem
kötü kitapları övmeyi, bir nüshasını istemeyi beceremem
yıldız hareketlerinden anlamam
bir adamın babasının cenaze töreni için vaatte bulunmayı
ne isterim, ne de yapabilirim
kurbağaların iç organlarını hiç incelemedim
aşığının geline gönderdiği hediyeleri ve söylediği sözleri taşıma işi
başkalarının olsun; hiç kimse hırsız olamaz
benim yardımımla; bu yüzden kimsenin hizmetkarı olamam
kötürüm, çolak, işe yaramaz bir gövde gibiyim

yürekten düşkünsen karına, ruhunu bir tek kadına vermişsen
başını eğ ve boyunduruğa hazırla boynunu
asla bulamazsın aşığını esirgeyen kadını: kendisi alevler içinde yansa bile
hoşlanır aşığına eziyet etmekten, onu darmadağın etmekten

yapmaktan alıkoyacak hiçbir şey yoktur bir kadını
ayıp olacağını düşündüğü hiçbir şey
gerdanını yeşil zümrütlerle donatıp
kocaman kulaklarına iri istiridye küpeleri iliştirdi mi
daha çekilmez hiçbir şey yoktur zengin bir kadından

sıkıcı, zavallı yaşamımızın kısacık süresi, bir çiçek gibi
içkimizi yudumlarken, çelenkler, merhemler, kızlar isterken
ne olduğumuzu anlamadan kemiriyor bizi yaşlılık

dingin bir yaşama giden tek yol erdemle döşenmiştir
bir bilgelik varsa, hiçbir ilahi yanı yoktur bunun
seni biz, biz seni yapıyoruz, ey kader ve göğe yerleştiriyoruz

fiyatı ne kadar pahalı olursa
aldıkları zevk o kadar büyük olur

ne vakitsiz gelen bir ölüm
ne de feci bir son korkunçtur, doymazlık kadar
ölümden daha çok yaşlılıktan korkmalı

sıradan insanlar için kumar ayıptır, zina da
aynı şeylerin hepsini yapsa zenginler
bunlara neşeli ve kibar beyler deriz

zevkleri daha seyrek tatmak, daha makbul kılar onları

bazıları yaşamlarını sürdürmek için mal mülk edinmez
hırsları ve kör oluşları nedeniyle mal mülk edinmek için yaşarlar

fazla dövünüp duruyoruz
bir adamın öfkesi gereğinden fazla ateşli olmamalı
ne de aldığı yaradan daha büyük

hangi gün, bir hırsızlığa sahne olmayacak kadar kutsaldır
ya da zimmete para geçirmeye, sahtekarlığa ve türlü suçtan kazanılan servete
kamayla ya da topla elde edilen paralara
iyiler ender bulunur; azdır sayıları çünkü
thebae'nin kapıları ya da zengin nil'in ağızları kadar

dokuzuncu çağ yaşanıyor, demir çağından da kötü bir çağ
doğanın kendisi bile bu çağın adiliğine bir ad takamadı
adlandıramadı onu, ondan çıkan bir madenle bile

insanlar vardır her şeyi kaderin oyununa bağlayan

ne zaman çatık kaşlar, bir kez sürgüne yollanmış kızarıklığı geri almış
var mı bir tek alçaklıkla yetindiğini gördüğün biri

insan zihnindeki hiçbir kusur
ifrata kaçan zenginliğe duyulan ilkel arzudan daha çok zehir karmadı hiç
hiç bu kadar şiddetle gazaba getirilmedi
çünkü zengin olmak isteyen insan bir an önce olmak ister
zengin olmak için acelesi olan bir açgözlünün
yasalara karşı bir saygısı, korkusu ya da utancı olur mu hiç

iskender anlamıştı o fıçının yüce sakinini gördüğünde
hiçbir şey arzulamayan insanın ne kadar mutlu olduğunu
kazandığı başarılar kadar büyük tehlikelere katlanacak da olsa
tüm dünyayı kendisi için arzulayan kişiden

bana biri, ne kadar bir servetin yeterli olacağını soracak olsa, derim ki
susamamı, acıkmamı ve üşütmemi engelleyecek kadar

gizemli meşaleyi taşımaya değer bulunan hangi iyi insan
insanların kederlerinin kendisini ilgilendirmediğini düşünebilir ki
bu duygudaşlıktır bizi dilsizler sürüsünden ayıran
saygın bir ruhumuzun olmasının nedeni sadece budur
tanrısal yetkelere sahip olmamız da bundandır
bundandır türlü sanat öğrenmeye ve bunları işlemeye yatkınlığımız
gözleriyle toprakta sürünen hayvanların yoksun olduğu
göğün kalesinden yollanan bu duyguyu sadece biz çekip aldık