27.3.20

kahraman

giovanni papini

sadece şeyler hakkında değil, insanlar hakkında da cahilim ben.

hayatımdaki büyük tasarı neydi? kendi cinsim üzerinde tesir yaratmak, onu derinlemesine değiştirmek, hayvanı insana, insanı tanrı'ya dönüştürmek, dünya tarihinde yeni bir çığır açmak, insanlığın mistik hicretini belirlemek.

fakat insanları yönetmek için onları tanımak gerekir. ruhlarını değiştirmek için içlerine girmeyi bilmek, sevgi ve aşkla içlerine işlemiş olmak gerekir. şehir ve köy insanlarıyla, okul çocuklarıyla ve fabrika işçileriyle, umut eden ya da çile çeken kadınlarla, yeryüzündeki büyük insanlar ve pabuçsuz dilencilerle, herkesle günbegün dolaysız bir iletişim içinde olmadan onları şu andaki yaşamdan kopartıp daha iyi bir yaşama doğru şiddetle itebilecek herhangi bir gücü üretmek mümkün değildir.

yüreklerine giden yolu bulmak ve davranışlarının itici gücünü keşfetmek isteyen kimse, onların en özel düşüncelerini, en ciddi gereksinimlerini, en gizli seçimlerini bilmelidir. psikolojinin, bir kitabın üç yüz sayfası ya da bir açıklamanın otuz kelimesiyle gözümüzün önüne serebileceği, felsefecilerin insan'ı vardır.

başkaları için, kendini göstermek ve arkadaşlarının gözünde değer kazanmak için kendini güzelleştiren, kısa sürede tanınabilen ve birkaç satırla tarif edilebilen, tamamen yüzeysel, dışsal insan vardır. oysa hakiki insan, gerçek ve somut insan, felsefecilerin simetrik oyuncak bebeği ya da tanıdıklarımızın dışsal kamuflesi değildir. havari, peygamber, mesih kişi kelimelerin ve makyajların altında yatan insanı tanımalıdır; insanı değil insanları, o ya da bu insanı, binlerce insanı, en gizli duygusal ve zihinsel fizyonomileriyle birlikte teker teker tanımalıdır.

ben onları tanımıyordum ve başarısızlığım kaçınılmazdı. dinlemek istemediğiniz kişilere kendinizi dinletemezsiniz. ben onların yabancısıydım ve onlar yabancıların dilinden anlamıyordu. onların aşkıyla yanıp tutuşmamış birisine aşk besleyemezler. insanlık, sadece ona tapan ya da onu korkutan kişiden etkilenen bir kadındır.

bu yüzden ben de insanları tanımayı denedim; onların arasına karışmak, kollarına girmek, onların sohbetlerini dinlemek, istenmemiş sırlarını dinlemek için çaba gösterdim.

her şeyi denemek istedim. suçlamalarını dinlemek için yoksulların evlerine gittim; işinin özünü hissetmek, mutluluk anlayışını çözmek için toprağı kazan, tahtayı rendeleyen ya da demir döven adamın yanında durdum; hayatlarını gözetlemek için kalabalık sokaklar boyu tanımadığım insanları takip ettim; şık ve saygın insanlarla yakınlaşmak istedim ve ısıtılmış salonlarında soğuktan ve öfkeden titredim; durup uşakla ve hamalla konuştum; çocukları ve annelerini konuşturdum; kiliselere gittim ve çocukça dileklerini meryem ana'ya mırıldanarak ileten siyah giyimli dindar kadınların yanına oturdum; keşişhanelerdeki keşişlerle, manastırlardaki rahiplerle kaldım; büyük öğrencilerin okullarına ve tanınmamış ressamların atölyelerine takıldım; iş adamlarının ustalığını öğrenecek kadar kendimi alçalttım ve memurlarla yakınlık kurdum; fahişelerin hayatlarını dinledim; kurtarmak istediğim kişilerin çehrelerini incelemek ve muhabbetlerini dinlemek için ucuz lokantaların ve ikinci sınıf kafelerin ağır ve kokuşmuş havasını soludum.

kendi kendimi onların hayatına hapsettim; yazmanlarla birlikte daktilo yazdım; öğrencilerle birlikte not tuttum; doktorlarla birlikte kadavra parçalarının derilerini yüzdüm; çiftçilerle birlikte buğday biçtim; yük arabacılarıyla birlikte eşekleri yularlarından çektim; düklerle ve markizlerle çene çalarak öğlen yemeği yedim; duvarcılarla çekül, amelelerle kazma kullandım.

lakin hepsi boşunaydı. insanlar, sizinle yakınlaştım ama yine de sizi sevmiyorum. sizi sevemem. beni sinirlendiriyorsunuz, sizi itici buluyorum. ayrıca sizi sevmedim ve sizi tanımadım, sizi tanımamış olduğum için sizi kurtaramadım. sizlerin arasında yalnız ve tamamen kendimdim ve siz beni yalnız bıraktınız. kelimelerim dillerinizi bağlıyor ve vaatlerim sizi harekete geçirmiyor. iyi yaptınız.

içimde, sizin kaderinizi değiştirmeyi deneyen herkesin yaşadığı korkunç bir çatışma var. ben sizi tanımak için yanınıza yaklaşıyorum ve sizi tanımaya başlar başlamaz sizden iğreniyorum. bu iğrentiden kurtulmak için sizi değiştirmem lazım ama değiştiremem; çünkü yaradılışınızı tanımıyorum. bu eziyetli kısır döngünün içinde boğulan ve lime lime olan birçok kişi vardır. her insan evinin yalnızlığına gömülmüşken insanlığı büyük bir aşkla sever. dışarı çıkar çıkmaz, konuşan ve yürüyen insanlarla, petrus ve yehuda'yla temas kurar kurmaz aşk, yerini küçümsemeye veya nefrete bırakır. böylece yeniden uzaklaşılır ve petrus ve yahuda da dahil tüm insanlara duyulan aşk yalnızlık çölünde yeniden tomurcuklanır.

işte benim durumum budur. insanlar, ben sizi çok az kişinin sevdiği gibi seviyorum. tüm içsel yaşamım bu derin aşkla doludur. sizi daha büyük, daha mutlu, daha arı, daha soylu, daha kudretli görmek istiyorum. ve en büyük hayalim sizin hakiki ve en büyük kurtarıcınız olmaktı.

ancak bu kıskanç, gizli ve tuhaf bir aşk. bu aşkı dile getirmeye çalıştığım an kelimeler dudaklarımda donup kalıyor; sizi kucaklamaya çalıştığım an iğrentiye dönüşüyor; sizinle birlikte soluk aldığımda zehirleniyor ve gizleniyor. bu tamamen özel, tamamen bana ait bir aşk; yalnız, bencil, kudretsiz bir aşk. âşık olunanı gördüğünde alevlenmektense sönüp yok oluyor; sevgi dolu davranışlarla, güzel sözlerle kendini göstermektense suçlayıcı azarlamalara ve kamçılara dönüşüyor. benim aşkım yüze tükürmelerden ve tokatlardan meydana geliyor. siz bunu ne anlayabilir ne de kabullenebilirsiniz.

bu acımasızca içtenlik anlarında sizi azarlayamam. suç bende: sizlerle, seven bir insanın sevdiğiyle bütünleştiği gibi, gerçekten bütünleşebilmek için fazlasıyla soğuğum ben. gülümseyişimdeki alaycılığı okuyorsunuz; tokalaşmamda titreyen bir yumruk var. insanlık da zorbalara ait ve ben sizi ne sevmeyi ne de ezmeyi becerebildim.

salt amaçlar ve düşlerle dolu içim ama kudretten yoksunlar ve sizlerden avutucu bir sözcük duymak istemeye hakkım olmadan kendime eziyet etmeye ve kendimi yıpratmaya mecburum. çalıntı ateşle sadece kendi kendini yakmayı becerebildiği için pişmanlığın yırtıcı kuşunu yüreğinde taşıyan küçük bir kahramanım ben.