23.3.20

cüce ile bebek

heinrich böll

izleyeceğimiz yollar tastamam belirlenmiştir önceden.

kantinde, çevremiz sessiz bir neşeyle sarılı, bol vitaminli yemekler yediğimiz öğle paydosları hayli ilgi çekiciydi. çok içen kişiler hayatlarını anlatmaktan nasıl zevk duyarsa, wunsiedel'in fabrikası da yaşam serüvenlerini anlatmaya can atan kimselerle dolup taşıyordu. yaşam öyküleri, yaşadıkları hayattan daha değerliydi bu kimseler için. belli bir düğmeye basıverin, hemen yaşam öykülerini kıvançla kusuyorlardı önünüze.

en iyisi evlenmemektir. evlenirsiniz, gelip kutlar, çiçek yollarlar, aptalca telgraflar gönderirler eve. sonra bir de bakarsınız insanı yalnız bırakmışlar. sorar soruşturur, her şeyin akıl edilip edilmediğini anlamak isterler: tuzluktan ocağa kadar bütün mutfak malzemesi tamam mıdır? ve sonra da emin olmak isterler: çorbaya dökülecek baharat şişesi acaba dolabın içinde duruyor mu? aldığınız parayı hesap eder, bir aileyi geçindirmeye yetip yetmediğini anlamak isterler; ama bir aile olmak ne demektir? bunu hiçbiri söylemez size. çiçek yollarlar, yirmi buket çiçek ve tıpkı bir cenaze törenindeki gibi kokar durur çiçekler; sonra da kapının önünde tabak çanak kırar ve sizi tek başınıza bırakıp giderler.

kara koyunsuz aile, özelliksiz bir aile demektir.

hayat, uzlaşmalardan ve kimi zaman karşı tarafa ödünler vermekten başka nedir zaten?

gerçek yeteneklerimizi paraya çeviremememiz ya da şimdilerde söylendiği gibi meslek açısından bunlardan yararlanamamamızdır elimizi kolumuzu bağlayan.