30.12.16

doğu'dan uzakta

amin maalouf

aşk dediğiniz, "dostluk", "arzu", "tutku" veya tanrı bilir başka hangi ismi taşıyan beyaz veya siyah ya da altın sarısı veya pembemsi kablolardan ayırmak gereken kırmızı bir kablo değildir.

simone weil: kaba kuvvetle ilişkiye maruz bırakılan her şey alçalır. darbeyi indiren de darbeyi yiyen de aynı kirlenmeyi yaşar.

arkadaşlarıma yaşadığım son aşk gecesini anlatabileceğim ve bunun böbürlenme veya edepsizlik sayılmayacağı bir çağda yaşamak isterdim. bizimki gibi toplumlarda utanç zorbalığın bir aracıdır. dinler boynumuza yuları geçirmek ve yaşamımıza engel olmak için suçluluk ve utancı icat etmişlerdir. eğer erkekler ve kadınlar ilişkileri, duyguları, bedenleri hakkında serbestçe konuşabilselerdi, tüm insanlık daha gelişkin, daha yaratıcı olurdu.

insan okumayı biliyorsa iki göz iki eşten daha yararlıdır.

tanrı olmak istiyorsan önce görünmez olmalısın.

insan batışı geciktirmeye çabaladıkça onu hızlandırma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

vicdan yumağını çözmek de en az duygu ipliklerini çözmek kadar zordur.

hayat yolunda ilerlerken sadece ihanet ile sadakat arasında tercih yapmak zorunda kalınsaydı işler kolaylaşırdı. ama insan çoğunlukla iki bağdaşmaz sadakat veya -bu da aynı kapıya çıkar- iki ihanet arasında tercih yapmaya zorlanır. bu işler böyledir. bazen yirmi yaşında verilen taahhütler bir daha inkar edilemez, en şerefli yol yine de onları üstlenmeye devam etmektir. 

parmaklarının arasında, sevgili bir varlığın canına kıydığını haber veren bir mektup tutmak, bir insanın yaşayabileceği en kötü tecrübelerden biridir.

telefon, insanı tuzağa düşüren, aldatıcı bir haberleşme tarzıdır. konuşanların arasına sahte bir yakınlık duygusu yerleştirir; dolaysızlığı ve yüzeyselliği teşvik eder ve tarihçiler açısından en büyük sorun, geride hiçbir iz bırakılmamasıdır.