14.12.16

ay ve şenlik ateşleri

cesare pavese

hiç serenat yapmadım. eğer kız hoşsa onun aradığı şey müzik değildir. o, öteki kızların önünde poz kesmek ister. bir erkektir onun aradığı. müzikten anlayan bir kız görmedim ömrümce.

herkesin başına bir şeyler gelir hayatta.

her zaman anlamışımdır, eğer zaman tanırsanız insanlar her şeyi anlatırlar size.

bazen bir tek sözcük yetiyor insanın gözünü açmaya, daha çocukken duyduğum bir tek sözcük, yaşlı bir adamın, babam gibi yoksul ve yaşlı bir adamın söylediği bir söz.

sineklerin insanlardan daha iyi yiyip içtiği köyler vardır.

belki de bir zamanlar, canelli'deki küçük tepeleri, aşağıda, koskoca dünyada para kazanan, rahat rahat yaşayan, denizaşırı giden insanları nasıl düşünüyorsam, beni de öyle düşünen bir çocuk, bir zamanlar benim olduğum gibi bir ırgat, çekilmiş perdelerin gerisinde ömür çürüten bir kadın vardır.

olması zorunlu olan şey herkesi ilgilendirir. ve dünya kötü kurulmuş, yeniden yapılması gerekir.

bir sürü aptalca hata yaptım. herkes yapar hayatta. yaşlılığın asıl kötü yanı pişmanlıktır.

parayla yapılan kötülükler vardır. paradır bunu yapan, hep para; paran ister olsun ister olmasın, o var olduğu sürece hiç kimse için kurtuluş yolu yoktur.

bir şeyi yaparak öğrenir insan. bir şey yapmak istiyorsan, bu yeter. okuyabildiğin kadar oku. kitap okumazsan hiçbir şey olamazsın.

bir türlü ölmek bilmeyen yaşlı insanlar vardır dünyada.

senin kadar güzel çalabilseydim amerika'ya gitmezdim. o yaşta bunun nasıl bir şey olduğunu bilirsin. daha yeni yeni başlamışsındır bir kızı görmeye ya da birisiyle kavga çıkarmaya ya da gecenin geç saatlerinde eve dönmeye. insan bir şey yapmak ister, bir yere gitmek ister, kendi kendine karar vermek ister. daha önceki gibi yaşamaya dayanamaz artık. boyuna hareket halinde olmak daha kolay gelir. bir sürü konuşmalar işitir. o yaşta böyle bir köy meydanı tüm dünyaymış gibi gelir ona. dünyanın da böyle olacağını sanır.

iyi yetiştirilmişlerse kadınlar evlenmek istedikleri adamın ne tür biri olacağını bilirler.

neden bazılarının her şeyi var da bazılarının hiçbir şeyi yok?

cenova'da vapurdan inip de kendimi savaşın yıktığı evler arasında bulduğumda ilk söylediğim şey, her evin, her avlunun, her terasın herhangi bir kimse için bir anlamı olduğu; geçmişteki o kadar yılın, o kadar anının bir iz bile bırakmadan gecenin boşluğunda kaybolup gittiği düşüncesinin, maddi kayıptan ya da ölen insan sayısından daha hüzün verici olduğuydu. yoksa yanılıyor muyum? belki böylesi daha iyidir, her şeyin kuru otların alevinde uçup gitmesi ve insanların her şeye yeniden başlaması daha iyidir.