23.11.15

buddenbrooklar

thomas mann

acı çekerek eğitim görmeyen insan, her zaman çocuk olarak kalır.

hayatta önemli olan, bir şeylerin nasıl söylendiği değil, gerçekten ne kastedildiği ve ne hissedildiğidir.

balık sürüleriyle her gün karşılaşılır; ama her gün balık tutulmaz.

felsefeciler ve edebiyatçılar bir düşünceyi, bir ilkeyi ortadan kaldırınca yavaş yavaş bir kral çıkar ortaya ve bu kral bunu en iyi ve en güzel diye benimseyip ona göre davrandığını sanır. krallar hep böyledir işte! öyle sanıldığı gibi erişilmez insanlar da değildirler; hatta çok sıradan insanlardır, her zaman halkın gerisinde kalırlar.

soylular değersiz kişilerdir.

iyi ve güzel şeyler ağır ağır ve gecikmiş olarak geldiğinde, insanın hayal gücünün hesap edemediği, can sıkıntısı veren sinir bozucu bir sürü ayrıntıyı da beraberinde getirir.

mutluluğun ve yükselişin simgeleri, gözle görülebilen ve elle tutulabilen belirtileri, ancak her şey ters gitmeye ve yıkılmaya başladığında ortaya çıkar.

akıl, yeryüzündeki en yüce değer değildir.

eğer bir kişi kendisine yapılan bir öneriye karşı çıkarken kendinden emin değilse, o zaman sesini yükseltir ve hemen bağırıp çağırmaya başlar.

mesleğine sıkı sıkı ve yürekten bağlı olan bir adam bundan başka bir şey bilemez, düşünemez ve başka bir şeye saygı duyamaz.

bir işadamı asla bürokrat olmamalıdır.

umudun kendisidir hayattaki en güzel şey. umut, ne kadar aldatıcı olsa da, güzel bir yolda yürürken ömrümüzün sonuna varmamızı sağlar hiç değilse.

hiç evlenmemiş olmak evlenmiş olmaktan çok daha iyidir.

insanın günlük yaşama hazırlanması için gerekli olan o kadar çok önemli ve ciddi şeyler var ki..

bazen şu ya da bu kişiyi hatırlarız, nasıldır acaba diye düşünürüz, epeydir kaldırımda dolaşmadığı, çoktandır sesini duymadığımız, yaşam sahnesinden sonsuzca uzaklaştığı ve kentin dışında bir yerlerde toprağın altında olduğu gelir aklımıza.