15.10.2009

fahişe

henry miller

bir fahişe asla bacaklarını açamayacak kadar yorgun değildir. kimi düzüşün ortasında kestirir bile.

"dinle" diyor, "norma adında bir kancık tanıyor musun? sabahtan akşama kadar dome'da takılıyor. lezbiyen olduğundan şüpheleniyorum. dün onu buraya atıp bildiğim bütün numaraları çektim, bir yere varamadım. yatağa yatırdım onu. paçalı külotunu bile çıkardım. sonra tiksindim. tanrım, bu kadar uğraşamıyorum artık. değmiyor. ya verirler ya da vermezler -onlarla güreşmek zaman kaybından başka bir şey değil. sen bu türden bir küçük kancıkla güreş tutarken terasta düzülmeye can atan üç hatun olabilir. doğru bu. hepsi düzülmeye geliyor buraya. buranın günah yuvası olduğunu düşünüyorlar. zavallı budalalar! batı yakası'ndan gelen şu öğretmenlerden bazıları gerçekten bakire. şaka etmiyorum! bütün gün kıçlarının üzerine oturup bunu düşünüyorlar. onlarla fazla uğraşmaya gerek kalmıyor. ölüyorlar zaten. geçenlerde altı aydır düzülmediğini söyleyen evli bir kadın attım buraya. düşünebiliyor musun? tanrım, yanıyordu kadın! kamışımı koparacak sandım. inlerken bir yandan da "kabul mü? kabul mü?" diye söyleniyordu. aklını yitirmiş gibi tekrarlıyordu soruyu. ve kabul etmemi istediği şey neydi biliyor musun? buraya taşınmak. düşünsene! onu sevip sevmediğimi sorup duruyordu ve ben adını bile bilmiyordum. asla sormam adlarını. bilmek istemem. evli kadınlar! tanrım, buraya getirdiğim evli kancıkları görsen yanlış hayallere kapılmazsın bir daha. bakirelerden beter evli olanlar. bir şeyler başlatmanı bile beklemezler -kendileri bulup çıkarırlar kamışı. ve iş bittikten sonra aşktan filan söz etmezler. tiksindirici. söylüyorum sana, yavaş yavaş amcıktan nefret etmeye başlıyorum!"