27.10.2009

bir gün mutlaka

ataol behramoğlu



bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
yorgunum, bahar geldi
silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor
her yerde gümbür gümbür bir telaş
gencim daha, dünyayı görmek istiyorum
öpüşmek ne güzel, düşünmek ne güzel
bir gün mutlaka yeneceğiz!

bir gün mutlaka yeneceğiz
ey eski zaman sarrafları!
ey kaz kafalılar! ey sadrazam!
sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda
sandviç yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz
çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor
her şey nasıl bitebilir bir bombayla
nasıl kazanabilir o kirli adamlar
uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü
temiz bir gömlek giyiyorum
bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-ı yağma
ama yorgunum, şimdi, çok sigara içiyorum
sırtımda kirli bir pardesü
kalorifer dumanları çıkıyor göğe
cebimde vietnamca şiir kitapları
dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum
öbür ucundaki ırmakları
bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda
köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün
yürüyorum istasyona
bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya
insanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su
ne yapsam.. ne yapsam.. her yerde bir hüzün tortusu
alnımı soğuk bir demire dayıyorum
o eski günler geliyor aklıma
ben de çocuktum, sevgilerim olacaktı elbette
sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi
her şey nasıl ölebilir, nasıl unutulur insan
ey gök! senin altında sessizce yatardım
ey pırıl pırıl tarlalar
ne yapsam.. ne yapsam.. dekart okuyorum sonradan
sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum
ufak bir yürüyüş çankaya'ya
bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim
nasıl karışıyorum insanlara
bir çocuk bakıyor pencereden
hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk
lermontov'un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi bakıyor sonra
ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum
kuş sesleri geliyor kulağıma
ben mütevazı bir şairim, sevgilim
her şey coşkulandırıyor beni
sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına
bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına
yüzünün oynamasına
ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama
ilençliyorum bütün bireyci şairleri
hale gidiyorum portakal almaya
ilençliyorum o laf kalabalıklarını
kurumuş yürekleri, bireyin kurtuluşunu filan
ilençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan
uzun kış gecelerinden sonrakimbilir nasıl olur her şey
uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan
durup durup bunları düşünüyorum
bir sevinci bir hüzün izliyor arkadan
yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü
türkçe bir yürek kısaca
beklemek usandırıyor
telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum sağda solda
bir otobüse biniyorum
inceliyorum bir böceği tutarak kanatlarından merakla
yürürdüm eskiden baharda
o yıkıntıların ve çayırların olduğu alanlara
aklıma şiiri gelirdi o yaşlı amerikalının
sonbaharı anlatan şiiri
çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa
böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya
yeniden sokaklara fırlamaya
kendimi atmak bir uçurumdan balıklama
büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende
gördüğüm filmlerden mi ne
bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya
anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla
bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda
yağmurlu o yollar geliyor aklıma
benzin kokuları, ıslak direkler
babamın esmer bir somun gibi tombul ve sıcak elleri
uyurdum. bir de bakmışsın yeni bir film sinemada
şehirde yeni bir kız, kahvede yeni bir garson
o üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda
şimdi ne var hüzünlenecek bunda
nedir bu çatlatan yüreğimi bu telaş
sanki yarın ölecek gibiyim
birazdan polisler gelecek ya da
gelip alacaklar kitaplarımı, daktilomu
bu şiiri, sevgilimin fotoğrafını duvarda
soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun
teşrif eder misiniz karakola
dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum
öbür ucundaki ırmakları
bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor vietnam'da
ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz
bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar
ey şeyhülislam
bir gün mutlaka yeneceğiz! bir gün mutlaka yeneceğiz!
bunu söyleyeceğiz bin defa
sonra bin defa daha, sonra bin defa daha
çoğaltacağız marşlarla
ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda
yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla
yürüyeceğiz çoğala çoğala