10.6.15

şibumi

trevanian

dünya artık cehennem korkusunu ve ruh kurtarma numaralarını satmak için iyi bir pazar olmadığına göre, tanrı tüccarları da sosyal ve siyasal konulara yönelmişlerdir.

şiddet her zaman, yaşamak için verilen bir mücadeledir.

insanın kişiliği hiçbir davranışında, go oynayışındaki kadar belli olmaz. filozoflar ve savaşçılar için go ne ise, muhasebeciler ve tüccarlar için de satranç odur. go ile satrancın farkı, felsefeyle muhasebe defteri tutmanın farkıdır.

rastlantı dediğimiz şey kaderin bir numaralı silahıdır.

çağlar boyunca çeşitli kültürlerde pek az şanslı kişi sükunete ve doğayla birleşme düzeyine çabalamadan ulaşabilmiştir. bilge insanlar bunu elde edebilmek için disipline ve meditasyona yönelirler. aptallar ise aynı noktaya ilaçlar alarak varmaya çalışırlar.

öğütler ancak öğüt verene yararlıdır.

deneyim sahibi kişiler her zaman garip sürprizlerin kaderin en belirgin niteliği olduğunu söylerler.

diplomasideki temel fonksiyon, söylenen şeyin anlamını gizlemektir.

şibumi; içine kapalı, gösterişsiz güzellikler için kullanılan japonca bir sözcüktür.

aptal bir dost, akıllı bir düşmandan daha tehlikelidir.

sathi insanların yaraları kolay sağalır. bir yastığa ne kadar yumruk atsan onu çürütemezsin.

işin doğru yapılmasını istiyorsan en meşgul adama yaptır.

insan, hayatının son anlarına yaklaşınca kendi kişisel farsı içindeki önemsiz karakterleri düşünmeye fazla vakit ayırmıyor. işin en acı yanı da, insanın kendi biyografisi dışındaki her biyografide, önemsiz bir karakter olduğunu fark etmesidir.

her saat yaralar, sonuncusu öldürür.