11.12.13

henry miller

haluk erdemol

"benim için kitap insandır ve benim kitabım benim olduğum insandır: aklı karışık, savsak, huzursuz, kösnül, edepsiz, kavgacı, düşünceli, kılı kırk yaran, yalancı, şeytancasına içten ve gerçekçi insan." (henry miller)

alman göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 26 aralık 1891'de new york'ta doğan henry miller, brooklyn sokaklarında büyüdü. ailesinin bir dünya görüşü olarak benimsediği "kendini çalışmaya ver ve saygıdeğer bir yaşam sür" ilkesine çocuk yaşlarda karşı çıktı. yapıtlarından birinde, "sokakta doğdum, sokakta büyüdüm; insanların ne olduğunu ancak sokakta anlarsınız." diyecektir.

terzilik yapan babası iyi huylu, geçimli biri olmasına karşın annesi dırdırcı ve hoşnut olmayı bilmeyen bir kadındı. miller'ın annesine karşı beslediği duygular sevgiyle nefret arasında gidip geliyordu. kadınlarla olan ilişkilerindeki gelgitlerde, tek bir kadınla sürekli bir ilişki kuramamasında annesinin payı olduğu kuşkusuzdur. miller'ın kitaplarının özünü onun kadınlarla olan ilişkilerinin trajik öyküsü oluşturur aslında.

"zamansız doğmuş insanlar vardır; ülkesiz, sınıfsız ve geleneksiz doğmuş insanlar vardır. yaşamı tek başına sürdürmeyi seçenler değil tam olarak; sürgünler, gönüllü sürgünler. bunlar her zaman da duygusal değildir; belirli bir şeye ait değildirler yalnızca -yani hiçbir yere ait değildirler."

ürün vermek ve yapıtlarını daha özgür bir ortamda yayımlatmak amacıyla, eski bir arkadaşından aldığı az bir parayla tek başına geldiği paris'te bohem bir yaşam sürdü. bu başıboş günlerinde paris sokaklarında uzun yürüyüşler yapıyor ve nerede olursa orada karnını doyurup konaklıyordu. 

yengeç dönencesi'ni yazarken anais nin ile tanıştı. eşi june, miller'ı ziyaret etmek için paris'e geldiğinde anais nin ile tanıştı ve iki kadın arasında bir ilişki başladı. miller-june-nin arasındaki üçlü ilişki nin'in güncesinden kurgulanan philip kaufman'ın "henry and june" adlı filmine de konu olmuştur. 

"henry mitolojik bir yaratığa benziyor. yazıları ateşli, yıldırım gibi, girift, hain ve tehlikeli. yazdıklarının gücünü, o günahtan arındırıcı, yıkıcı, gözü pek, korkunç gücünü seviyorum. yaşama duyulan hayranlığın, coşkunun, her şeye olan tutkulu ilginin, enerjinin, taşkınlığın, gülüşün ve ansızın patlayan fırtınaların bu tuhaf karışımı aklımı başımdan alıyor. her şey silinip süpürülüyor: ikiyüzlülük, korku, basitlik, yalancılık. içgüdünün ortaya konması bu. birinci tekil kişiyi, gerçek adları kullanıyor; düzenden, biçimden hatta kurmacadan bile nefret ediyor." (anais nin)

1944'te polonya asıllı janina lepska ile üçüncü evliliğini yaptı. bu evlilikten valentine ve tony adlı çocukları oldu. 1953'te evlendiği eve mcclure'den 1962'de ayrıldı. 1967'de, 76 yaşındayken tanışıp aşık olduğu japon kabare şarkıcısı hoki tokuda ile evlendi. 

yaşamının son yıllarını avrupa'yı ve eski dostlarını ziyaret ederek, evinde ziyaretçi kabul ederek, resim yaparak geçiren miller 7 haziran 1980'de yaşama gözlerini yumdu.

"beynindeki kurtları def edemiyorsan karanlıkta vals yapmayı dene."

miller yazılarında yaşam öyküsünü hiç kimsenin yazamayacağını savunmuştu. yazılmasına gerek de yoktur aslında; çünkü yapıtları onun öz yaşam öyküsüdür zaten.

"yaşamım her şeyden daha gerçek ve benim için önemli olduğundan hayal ürünü kişiler ve olaylar aramaya gerek görmedim."